ENGLISH
  Güncelleme: 11/12/2017

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Resmi ziyaret için Estonya’nın başkenti Tallin’de bulunan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.

Bakan Çelik, Almanya'nın AB Zirvesi'nde Türkiye'ye mali yardımları tartışmaya açacağına dair haberlere ilişkin, "Bunlar, içine girilen yanlış tutumun devam ettirilmesi anlamına gelir." ifadelerini kullandı.

Almanya'nın Türkiye'ye yönelik tutumu ve mali yardımları tartışmaya açacağına ilişkin açıklamasının sorulması üzerine Bakan Çelik, Almanya'nın seçim sürecinde son derece "irrasyonel" bir yaklaşım ortaya koyduğunu belirtti. Bakan Çelik, seçim kampanyasının çoğunluğunu Türkiye ve göçmenler konularının oluşturduğunu hatırlattı.

Almanya'nın bu irrasyonel tutumdan çıkmasını beklediklerini söyleyen Bakan Çelik, "Türkiye'ye karşı çok çifte standartlı, yanlış yaklaşımlar üretmişlerdir. Türk yetkililerinin konuşamadığı Almanya'da maalesef terör örgütü rahatlıkla miting yapabilmiştir." dedi.

Türkiye ve Almanya'nın ekonomik ilişkilerden Almanya'da yaşayan Türk vatandaş ve soydaşlarına kadar geniş bir ajandası bulunduğunu bildiren Bakan Çelik, Almanya'nın terörle mücadele konusunda tedbirler alması yönündeki beklentilerini dile getirdi.

Almanya'nın bugün başlayan AB Zirvesi'nde Türkiye'ye mali yardımları tartışmaya açacağına dair haberler hakkında Bakan Çelik, "Bunlar, maalesef içine girilen yanlış tutumun devam ettirilmesi anlamına gelir. Bunun Türkiye-AB ilişkilerine hiçbir faydası olmaz. Türkiye ile demokratik dayanışma konusunda herhangi bir model önerememişlerdir, performans ortaya koyamamışlardır." diye konuştu.

AB'nin müzakere kapasitesi olan, yöntem ve model öneren bir birlik olduğu için moral üstünlüğe sahip olduğunu belirten Bakan Çelik, AB'nin diğer birliklerden farkının da bu noktada olduğunu söyledi. Bakan Çelik, şöyle konuştu:

"Eğer AB müzakere etme yeteneğini kaybederse, Avrupa Parlamentosu'nun yaptığı yanlışta olduğu gibi 'müzakereleri keselim' yaklaşımına dönerse ya da herhangi bir şekilde bu bahsettiğiniz (mali yardımlar) konularında olumsuz tutum takınırsa moral üstünlüğünü kaybeder. AB, o zaman Avrupa Birleşik Devletleri'ne dönüşür. Siyasi ilkeler üzerinden değil üye devletlerin dayanışması üzerinden kendini tanımlar. Üye devletlerin dayanışması üzerinden kendini tanımlayan çok birlik var. Niçin AB cazip ve Türkiye niye AB'ye girmek istiyor? Bu moral değerleri, siyasi ilkeleri önemsediği için. Dolayısıyla bugünkü zirveden beklentim, Türkiye'yle ilgili herhangi bir olumsuz cümle duymak istemiyoruz. Duymayacağımızı temenni ediyorum. Türkiye'nin öneminin farkında olan ve Türkiye ile daha çok konuşmak, diyalog ve iş birliği çerçevesinde bir sonuç ortaya çıkarsa bu hepimiz için yeni bir sayfanın açılması, herkes için yararlı sonuçlar ortaya çıkması anlamına gelir."

Türkiye'ye yönelik eleştirilerden çekinmediklerini ifade eden Bakan Çelik, Türkiye'nin de eleştirileri olduğunu ama önemli olanın nasıl ilerleneceği yönünde model üretmek, zemin inşa etmek olduğunu söyledi.

Bakan Çelik, son dönemde AB'den yapılan Türkiye'nin terörizm veya göçle ilgili bir ortak olduğu yönündeki bazı açıklamalara ilişkin, "Türkiye'nin aday ülke olması vurgulanmaksızın sadece göç ve terör konusunda bir ortak olarak ele alınması doğru bir yaklaşım değil." ifadelerini kullandı.

Estonya'nın AB Dönem Başkanlığı çerçevesinde bu ziyareti gerçekleştirdiğini aktaran Bakan Çelik, Estonya'nın ekonomi, savunma, güvenlik gibi önceliklerinin Türkiye-AB ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini anlattı.

Bu konuların Türkiye olmadan Avrupa çerçevesinde ele alınmasının mümkün olmadığını kaydeden Bakan Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Estonya, Türkiye'nin öneminin, büyüklüğünün farkında olan bir ülke. Geleneksel olarak da zaten Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğini destekleyen bir ülke. Son zamanlarda Türkiye'nin terörizme karşı bir ortak olduğu, göç konusunda güçlü bir ortak olduğu şeklinde Avrupa Birliği'nden birtakım açıklamalar geliyor. Bunların tek taraflı açıklamalar olmasından duyduğumuz rahatsızlığı belirttim. Türkiye bir aday ülkedir. Türkiye'nin aday ülke olması vurgulanmaksızın sadece göç ve terör konusunda bir ortak olarak ele alınması doğru bir yaklaşım değil. Bu sadece Türkiye'yi teröre karşı mücadele için veya göçmen konusunda iş birliği için bir ortağa indirgemek olur."

Bakan Çelik, Türkiye'nin insani sebeplerle ve vicdanen misafir ettiği 3 milyon civarındaki sığınmacının Avrupa'ya gitmesi halinde aşırı sağcıların bunu daha çok istismar edeceğini ve Avrupa siyasetinin komple değişebileceğini vurguladı.

Türkiye'nin bu minvalde Avrupa'nın demokrasisini ve siyasi kültürünü koruduğunu aktaran Bakan Çelik, Türkiye'ye teşekkür edilmesi gerektiğini söyledi.

Bundan sonraki süreçte AB ile güçlü bir iş birliği olması ve ikili sorunların bir AB sorunu haline getirilmemesi konusundaki hassasiyeti muhataplarına ilettiğini kaydeden Bakan Çelik, Estonya'nın AB Dönem Başkanlığını başarılı bulduğunu da belirtti.

Avusturya'da geride kalan genel seçim ve Türkiye'ye yönelik tutumun sorulması üzerine Bakan Çelik, Avusturya'nın Türkiye karşıtı pek çok söylemde bulunduğunu anımsattı.

Ülkede aşırı sağ parti ile birinci ve ikinci sıradaki siyasi partilerin Türkiye'ye yönelik aynı söylemi kullandığına dikkati çeken Bakan Çelik, "Türkiye karşıtlığı yapanlar kendi kamuoylarını zehirliyorlar ve aşırı sağa doğru itiyorlar." dedi.

Bu durumda da aşırı sağ güçlenirken demokrasiyi kuvvetlendirecek merkez sağ ve merkez sol siyasetinin zemin kaybettiğine işaret eden Bakan Çelik, bu durumun Avusturya'da da yaşandığını dile getirdi.

Avrupa'da demokrasi ve hukuk devleti değerlerine yönelik tehdidin dışardan geleceğine odaklanıldığını ancak içerde olduğunu söyleyen Bakan Çelik, aşırı sağın yükselişinin dış tehditlerden daha tehlikeli bir hal aldığını ifade etti.

Bakan Çelik, "Kim kendi ülkesinde Türkiye ve İslam karşıtlığına müsaade ediyorsa, aslında kendi demokratik zemininin yıpranmasına müsade ediyor demektir. Bu konuda Avrupa'daki demokratları, özgürlükçüleri, özgürlük ve demokratik değerlere inanan politikacıları dayanışmaya davet ediyorum. Bunlara karşı hep beraber mücadele edelim." diye konuştu.

AB ile müzakerelerde Türkiye'nin 23'üncü (yargı ve temel haklar) ve 24'üncü fasılın (adalet, özgürlük ve güvenlik) açılması isteğiyle ilgili değerlendirmede bulunan Bakan Çelik, AB ile iş birliği modelinin fasılların açılması olduğunu söyledi.

Türkiye'nin AB'nin hiçbir eleştirisinden kaçmadığının altını çizen Bakan Çelik, Türkiye'nin eleştirilerinin omurgasını oluşturan fasılları açmak ve beraberce üzerinde çalışmak istediğini vurguladı.

Bakan Çelik, "Hem bu fasılları açmayıp hem de eleştiriye devam etmek aslında Avrupa Birliği'nin müzakere kapasitesini istismar etmektir." ifadesini kullandı.

Eski CHP Genel Başkanı ve CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın sağlık durumuna ilişkin de açıklamada bulunan Bakan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şahsen hakikaten çok üzüldüm ve hala da büyük bir üzüntü duyuyorum. Kendisi bir beyanatında benden bahsederken 'Arkadaşım dediğim birisidir' demişti. Hakikaten ben de kendisine siyasette bir büyüğümüz olarak benzer samimi duyguları besliyorum. Sağlık durumuyla ilgili saat saat bilgi alıyoruz. Türk siyaseti için abide isimlerden bir tanesi, büyük bir tecrübesi var."

Siyasi görüşlerin ayrı olmasının bir ehemmiyeti bulunmadığını bildiren Bakan Çelik, önemli olanın paylaşılan değerler olduğunu dile getirdi.

Bakan Çelik, "Allah'tan acil şifalar diliyorum. İnşallah sıkıntılı günler atlatılır ve onu yine bütün enerjisiyle mecliste görürüz." dedi.

 


Diğer Etkinlikler

Image
 
Image
 
Image
 
Image
 
Image
 

Güncelleme: 11/12/2017 / Hit: 947