ENGLISH
  Güncelleme: 15/11/2022

Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri

Uzun bir geçmişi olan Türkiye-AB ilişkilerinin en önemli özelliği, başından itibaren hep inişli-çıkışlı bir seyir izlemesi ve zaman zaman yaşanan sorunlara rağmen tarafların bu ilişkiyi üyelik perspektifiyle sürdürme konusundaki iradeyi korumasıdır. Nitekim AB’ye üye olmak, müzakere sürecinde karşılaşılan her türlü zorluğa rağmen, ülkemizin en önemli stratejik hedeflerinden biri olmaya devam etmektedir.

Türkiye-AB ilişkilerinin tarihsel süreçteki seyri incelendiğinde, bu ilişkinin uluslararası sistemde ve Avrupa bütünleşmesinde yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilendiği görülmektedir. Geçmişte Soğuk Savaş veya sonrasında yaşanan gelişmeler nasıl belirleyici olduysa, bugün de Türkiye-AB ilişkileri uluslararası sistemdeki değişimlerden, bölgemizde yaşanan gelişmelerden veya AB’nin karşı karşıya olduğu sınamalardan etkilenmektedir.

Bunun en önemli örneği, Suriye’deki gelişmelerin özellikle 2015’te neden olduğu insani trajedinin AB açısından bir mülteci krizine dönüşmesi ve bu krizin Türkiye-AB birlikteliğiyle aşılmasında görülmüştür. Bu tarihe kadar görece durgun seyreden Türkiye-AB ilişkileri bundan sonra önemli gelişmelere sahne olmuş, somut kararların alındığı 29 Kasım 2015, 7 Mart 2016 ve 18 Mart 2016 Türkiye-AB Zirveleri çerçevesinde ilişkilerin her veçhesinde gelişme kaydedilmiştir. Zirvelerde katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması, başta üst düzey siyasi, ekonomik ve enerji diyalogları olmak üzere kritik önemi haiz alanlarda Türkiye-AB üst düzey diyaloğunun güçlendirilmesi, Vize Serbestisi Diyaloğu sürecinin hızlandırılması, göç yönetiminde yük paylaşımı, terörle mücadelede işbirliği, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmaları gibi ilişkilerimiz açısından önemli kararlar alınmıştır.

Nitekim Türkiye-AB Zirvelerinde alınan kararların en önemli yansıması daha önce üzerinde siyasi nitelikli engel bulunan 17. Ekonomik ve Parasal Politika Faslı ile 30. Mali ve Bütçesel Hükümler Faslının müzakerelere açılması olmuştur. 18 Mart 2016 Türkiye-AB Zirvesi’nde varılan 1’e 1 Uzlaşısı sayesinde ise, Ege Denizi’ndeki rotanın önü kapatılarak AB’ye doğru olan göç akımı azaltılmış ve göçmenlerin hayatlarını kaybetmelerinin önüne geçilmiştir.

Ancak, Türkiye-AB ilişkileri 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında AB’nin ülkemize yönelik soğuk ve eleştirel tutumu nedeniyle yara almış ve ülkemizde Birliğe karşı ciddi bir güven bunalımı ortaya çıkmıştır. FETÖ Terör Örgütü’nün boyutlarının anlaşılamaması ve 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası alınan tedbirlerin AB tarafından eleştirilmesi, AB ile iletişimin azaldığı bir dönem yaşanmasına neden olmuştur.

Söz konusu dönemin aşılması ve ilişkilerin normalleşmesi açısından en önemli adım 26 Mart 2018 Varna Zirvesiyle atılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’un katılımıyla Varna’da bir araya gelen Türkiye ve AB liderleri, Türkiye-AB birlikteliğinin önemini teyit etmiş ve ülkemizin adaylığını en üst düzeyde vurgulamışlardır. Zirve’de ülkemiz, tam üyelik perspektifi, terörle mücadele, Vize Serbestisi Diyaloğu, gönüllü insani kabul, Sığınmacı Mali İmkânı, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Kıbrıs sorununa ilişkin beklentilerini ortaya koymuş ve AB’nin 18 Mart Mutabakatı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini hatırlatmıştır.

Bununla birlikte, 26 Haziran 2018 tarihli Genel İşler Konseyi’nde, “ülkemizin AB’den uzaklaşmakta olduğu, katılım müzakerelerimizin fiiliyatta durma noktasına geldiği ve Gümrük Birliği’nin güncellemesi müzakerelerinin başlatılmasının öngörülmediği” belirtilmiştir. Konsey sonuçlarının giriş bölümünde Türkiye’nin adaylık statüsüne vurgu yapılsa da, bu karar Türkiye-AB ilişkilerinin seyrine gölge düşürmüştür.

Her türlü siyasi nitelikli engellemeye rağmen ülkemiz AB sürecindeki çalışmalarını sürdürmüştür. Nitekim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle birlikte 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL kaldırılmış ve üç yıl aradan sonra Reform Eylem Grubu (REG) Toplantıları Adalet, Dışişleri, İçişleri ile Hazine ve Maliye Bakanlarımızın katılımıyla 29 Ağustos ve 11 Aralık 2018 ve 9 Mayıs 2019 tarihlerinde yapılmıştır. 9 Mayıs’taki REG toplantısı, Sayın Cumhurbaşkanımız başkanlığında ve Avrupa Gününde toplanan ilk REG olma özelliğini taşımaktadır. Toplantılarda, reform sürecine ivme kazandırılmasına ilişkin kararlılık kamuoyuyla paylaşılmış ve siyasi reform sürecinde atılacak adımlara yönelik pek çok önemli karar alınmıştır. 

Diğer taraftan Türkiye, hem AB hem de ülkemizin menfaatine olan Vize Serbestisi Diyaloğu ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarını da sürdürmektedir. Vize serbestisine ilişkin olarak, Avrupa Komisyonu, 8 Aralık 2018 tarihi itibariyle Türkiye’nin Vize Serbestisi Yol Haritası’nda yer alan 72 yükümlülüğün 66’sını tamamen karşıladığını teyit etmiştir. Bu çerçevede vize serbestisi için karşılanması gereken 6 yükümlülük kalmıştır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin ise görüşmelerin 2016 sonunda başlayabileceği 29 Kasım 2015 Mutabakatında belirtilmiş olup, Komisyon üye ülkelerden müzakere yetkisini ancak 21 Aralık 2016 tarihinde talep edebilmiştir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin Türkiye ve AB için “kazan-kazan” durumu yaratacağı değerlendirilmektedir.

Türkiye ve AB arasında Sığınmacı Mali İmkanı çerçevesinde de işbirliği sürmektedir. AB, 18 Mart Mutabakatı kapsamında ülkemizdeki Suriyeliler için kullanılmak üzere 3+3 milyar Avro taahhüt etmiştir. Bu meblağın ülkemize aktarılması amacıyla Sığınmacı Mali İmkânı mekanizması (Facility for Refugees in Turkey-FRIT) oluşturulmuştur. Birinci dilim 3 milyar Avro’nun tamamı 2017 yılı sonu, ikinci dilim üç milyar Avro’nun tamamı ise 2020 yılı sonu itibarıyla sözleşmeye bağlanmıştır. FRIT I ve FRIT II’de gerçekleşen toplam harcama 4,5 milyar Avro civarındadır. 2021 Mart ve Haziran ayında düzenlenen AB Zirvelerinde alınan kararlar çerçevesinde ise 2024 yılına kadar 3 milyar Avro'luk ilave fon tahsis edilmesi kararlaştırılmıştır.

Bununla birlikte, 15 Temmuz 2019 tarihli AB Dış İlişkiler Konseyi (DİK) toplantısında, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerimize ilişkin önlemler bağlamında ülkemize karşı bazı adımlar atılmış, bu meyanda, Ortaklık Konseyi dâhil üst düzey diyalog toplantılarının gerçekleştirilmemesi kararlaştırılmıştır. AB ile aramızdaki işbirliği ve istişare mekanizmaları böylece askıya alınmıştır.

Bu çerçevede, Ankara Anlaşması kapsamında kurulan ve Türkiye-AB ilişkilerinin en üst düzeyde karar alma organı olan Ortaklık Konseyi’nin 54. ve son toplantısı, 15 Mart 2019 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilmiştir. 126. Türkiye-AB Ortaklık Komitesi 28 Kasım 2018 tarihinde Brüksel’de yapılmıştır. 

Yüksek Düzeyli Ekonomi Diyaloğu toplantısı 28 Şubat 2019 tarihinde İstanbul’da, Yüksek Düzeyli Ulaştırma Diyaloğu 15 Ocak 2019 tarihinde Brüksel’de düzenlenmiştir. Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğunun sonuncusu ise 28 Şubat 2016 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir.  Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog Toplantısı Sayın Bakanımızın ev sahipliğinde, dönemin Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn’ın katılımıyla 22 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

2020 yılının ikinci yarısından itibaren Türkiye-AB ilişkilerinde en belirleyici gündem maddesi Doğu Akdeniz’deki gelişmeler olmuştur. AB Liderleri, Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ile ilgili Türkiye’ye karşı Yunanistan ve GKRY tarafının tezlerini benimsemiş ve Türkiye’ye yönelik tutumunu sertleştirmiştir. Liderler, Türkiye ile AB arasında 18 Mart Mutabakatının gereklerinin yerine getirilmesini amaçlayan olumlu gündem sürecinin başlatılacağını vaat etmiştir. Ancak, bunu Türkiye’nin AB’nin taleplerini yerine getirmesi şartına bağlamıştır. Liderler ayrıca, Türkiye’nin bu konularda geri adım atmaması halinde, yaptırım uygulanacağı tehdidinde bulunmuştur. (1-2 Ekim 2020 ile 10-11 Aralık 2020 tarihli AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kararları).

2021 yılında ise, Türkiye’nin izlediği yapıcı politika sayesinde gerginlik azalmıştır. Buna karşılık, Mart ve Haziran 2021 tarihlerinde yapılan AB Konseyi toplantılarında Türkiye ile ilgili alınan kararlar beklenilen ve gereken adımları içermekten uzaktır. AB, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi dâhil olumlu gündemi hayata geçirmeye yönelik somut kararlar almayı ertelemiştir.

AB’nin 2021 Mart ve Haziran Zirvelerinde ilişkilerde olumlu gündem oluşturulması kapsamında (Haziran Zirvesi kararlarında yer aldığı şekliyle) göç, kamu sağlığı, iklim, terörizmle mücadele ve bölgesel konularda Yüksek Düzeyli Diyalog kurulması adımları tarafımızdan olumlu karşılanmakla birlikte, bunların dış politika, ticaret, enerji, ulaştırma ve tarım alanlarında daha önce tesis edilmiş olan Yüksek Düzeyli Diyalog mekanizmaları ile üst düzey işbirliği ve istişare mekanizmalarının yerini almaması, bu mekanizmalara da yeniden işlerlik kazandırılması gerektiği AB tarafına ifade edilmektedir.  

Bu kapsamda, İklim alanında Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısı 16 Eylül 2021 tarihinde Brüksel’de düzenlenmiştir. İkinci Yüksek Düzeyli İklim Diyaloğu toplantısı ise 21 Nisan 2022 tarihinde Ankara’da yapılmıştır. Göç ve Güvenlik konularında Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısı, 12 Ekim 2021 tarihinde Ankara'da, Sağlık alanında Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantısı ise 30 Kasım 2021 tarihinde çevrimiçi olarak düzenlenmiştir.

Ayrıca, Türkiye-AB terörle mücadele istişareleri ise dört yıllık bir aradan sonra 25 Kasım 2021 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilmiştir. Gümrük Birliği Ortak Komitesi Toplantısı iki yıllık bir aranın ardından 8-9 Temmuz 2021 tarihlerinde düzenlenmiştir. AB müktesebatının 8 başlık altında gruplandırılarak yakından takip edildiği alt komite toplantıları ise düzenli olarak yapılmaktadır.

14 Aralık 2021 tarihli AB Genel İşler Konseyi’nde (GİK) ise, Genişleme ve İstikrar ve Ortaklık Süreci görüşülmüştür. GİK Sonuç Bildirgesinde genişleme perspektifinin yine yalnızca Batı Balkanlar’ı içerecek şekilde ele alındığı görülmüştür. Belgede, Türkiye’nin AB’den uzaklaşmaya devam ettiği, daha önceki Zirve sonucuna da ithafen üyelik müzakerelerinin durma noktasına geldiği ve şu an için herhangi bir faslın açılmasının ya da kapanmasının mümkün olmadığı ifadesi yinelenmiştir. Buna ek olarak, belgede olumlu gündeme de herhangi bir atıf yapılmamıştır.

2022 yılında, Rusya-Ukrayna savaşının küresel ve bölgesel yansımaları Türkiye-AB birlikteliğinin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Nitekim güvenlik ve savunma, enerji, göç yönetimi, ekonomik toparlanma gibi konularda Türkiye’nin AB’ye sağlayacağı katma değer daha fazla ön plana çıkmıştır. Nitekim 2022 yılında Türkiye-AB ilişkilerine olumlu bir atmosfer hakim olmuş ve AB ile üst düzeyde diyaloğumuz devam etmiştir.

79. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısı 17 Mart 2022 tarihinde Brüksel’de yapılmıştır. Siyasi direktörler düzeyinde Siyasi Diyalog Toplantısı ise 31 Mayıs 2022 tarihinde Ankara’da yapılmıştır. Tarım alanında Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısı, 11-12 Mayıs 2022 tarihlerinde Ankara'da düzenlenmiştir. Bilim, Araştırma, Teknoloji ve Yenilikçilik alanında Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısı ise 15 Kasım 2022 tarihinde Brüksel’de yapılmıştır.

Son olarak, Sayın Cumhurbaşkanımız, AB Konseyi Başkanı Sayın Charles Michel ve AB Konseyi Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Petr Fiala’nın davetlerine icabetle, ilk defa gerçekleştirilecek Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesine katılmak üzere, 6 Ekim 2022 tarihinde Prag’ı ziyaret etmişlerdir. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’ne AB üyesi ülkelerin yanı sıra, aday/potansiyel aday ülkeler ile diğer Avrupa ülkelerinin Devlet ve Hükümet Başkanları davet edilmiştir.

Uluslararası alanda belirsizliklerin ve risklerin arttığı ve AB içerisinde birçok sorunun çözüm beklediği böylesi bir dönemde AB, mevcut ortaklıklarını güçlendirmeye, yeni işbirliği ve diyalog mekanizmaları oluşturmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin AB üyeliği önemini ve gerekliliğini korumayı sürdürecektir.


Güncelleme: 15/11/2022 / Hit: 693,855