- ANA SAYFAGiriş Noktanız
- BAŞKANLIKKurumsal Yapı
- BİR BAKIŞTA ABAB Yapısı ve İşleyişi
- AB İLE İLİŞKİLERTürkiye-Avrupa Birliği İlişkileri
- Türkiye-AB İlişkilerinin Tarihçesi
- Temel Belgeler
- Anlaşmalar
- Protokoller
- Katılım Ortaklığı Belgeleri
- Ulusal Programlar
- Avrupa Komisyonu Tarafından Hazırlanan Türkiye Raporları
- Genişleme Strateji Belgeleri
- AB'ye Katılım için Ulusal Eylem Planı (2016-2019)
- AB'ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı (2021-2023)
- Ortaklık Konseyi Kararları
- Türkiye-AB Zirvelerine İlişkin Belgeler
- Kurumsal Yapı
- Gümrük Birliği
- Türkiye- AB Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantıları
- VERİKaynaklar
- MEDYAHaber / Duyuru
- Tüm Haberler
- Türkiye-AB Ticari İlişkilerinde Kurumsal Sürdürülebilirlik ve İnsan Hakları konulu Yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.
- Türkiye–İspanya Arasında Sağlık Araştırmaları ve İnovasyon Alanında Yeni İş Birliği Fırsatları Değerlendirildi
- Türkiye–Finlandiya Arasında Sanayilerin Karbonsuzlaştırılması ve Sürdürülebilir Su Yönetimi Alanlarında İş Birliği
- AB Misyonlarının Katma Değeri Ve Türkiye’nin Performansı
- 2028-2034 Dönemi Birlik Programlarına Katılım Hazırlık Toplantısı Gerçekleştirildi
- Türkiye–Belçika Arasında AB Programları Kapsamında İş Birliği ve Ortaklıklar Ele Alındı
- Duyurular
- AB Gündemi
- Avrupa Yeşil Mutabakatı
- Güncel Hibeler
- Sosyal Medyamız
- Tüm Haberler
- İLETİŞİMBize Ulaşın
Avrupa Komisyonu 2026 Türkiye Raporu Hk. / T.C. Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Komisyonu’nun 2026 yılı Genişleme Paketi kapsamında ülkemizle ilgili hazırladığı rapor, Avrupa Birliği’nin (AB) ülkemize karşı ön yargılı ve hakkaniyetten uzak tutumunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Raporda yer alan, özellikle siyasi kriterler ile yargı ve temel haklar alanındaki mesnetsiz iddiaları reddediyoruz. Söz konusu ithamlar, bazı AB yetkililerinin çifte standartlı yaklaşımının ve tutarsız, inandırıcılığını yitirmiş zihniyetinin yansımasıdır.
Raporda, son yıllarda olduğu gibi, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının uluslararası hukukla bağdaşmayan, gerçeklerden kopuk, maksimalist tezlerinin savunulduğunu, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve menfaatleri ile haklı politikalarının bir kez daha göz ardı edildiğini müşahede ediyoruz. AB’nin, Kıbrıs meselesinde kayıtsız şartsız Kıbrıs Rum tarafının tutumunu benimsediği müddetçe çözüm çabalarına katkı sunmasının mümkün olmadığını bu vesileyle tekrar hatırlatıyoruz.
Rapordaki Doğu Akdeniz’e ilişkin değerlendirmeler uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine bütünüyle aykırı olup Türkiye ile Libya arasında imzalanan Mutabakat Muhtırası’na dair ifadelerin de herhangi bir hükmü bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Türkiye’nin ekonomik ve parasal politikalar alanında kaydettiği ilerlemeye, iyi işleyen piyasa ekonomisine ve Birlik içindeki rekabet baskılarıyla baş edebilme kapasitesine ilişkin tespitleri önemli buluyoruz. Ülkemizin bağlantısallık, tedarik ve değer zincirlerinin dayanıklılığı ile savunma ve güvenlik alanlarındaki rolüne yapılan atıfları olumlu değerlendiriyoruz. Raporda kayda geçirilen ekonomik ve ticari verilerin ortaya koyduğu üzere, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin haklı ve meşru beklentimizi bir kez daha vurguluyoruz.
Türkiye-AB ilişkileri, dar siyasi hesapların ve tek taraflı yaklaşımların ötesinde, ortak çıkarlar ve uzun vadeli bir vizyon temelinde şekillenmelidir.
Türkiye, ortaklık hukuku ve ahde vefa ilkesi çerçevesinde, karşılıklı güven, saygı ve hakkaniyete dayalı bir anlayışla ilişkileri ilerletmeye hazırdır.
AB’den beklentimiz, son dönemde artan diyaloğu üyelik perspektifimizi güçlendiren somut kararlara dönüştürerek, ortak geleceğimizin gerektirdiği stratejik iradeyi göstermesidir.
