Fasıl 27: Çevre ve İklim Değişikliği

Son Güncelleme: 01 Mart 2022

 

AVRUPA BİRLİĞİ'NİN ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ POLİTİKASI

Avrupa Birliği’nin çevre politikası, kirliliği ortadan kaldırmayı, azaltmayı ve önlemeyi, doğal kaynakların, ekolojik dengeye zarar vermeyecek biçimde kullanılmasını temin ederek sürdürülebilir kalkınmayı sağlamayı, çevresel zararın kaynağında önlenmesini ve çevreyi korumanın diğer sektörel politikalarla (enerji, ulaştırma v.b.) entegrasyonunu güvence altına almayı amaçlamaktadır.

Avrupa Topluluğu'nu ekonomik ve parasal birliğin yanı sıra siyasi bir birlik haline getirerek Avrupa Birliği’ni kuran ve 1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Anlaşmasıyla çevre alanına "politika" statüsü verilmiştir.

Avrupa Birliği’nin çevre politikasının temel ilkeleri,“kirleten öder”,”bütünleyicilik”, “yüksek seviyede koruma”, “kaynakta önleme”, “önleyicilik” ve“ihtiyat”tır.

Avrupa Birliği’nin çevre politikasının gelişiminde, 1973 yılından bu yana hazırlanan Çevre Eylem Programları oldukça etkili olmuştur.

14 Ekim 2020 tarihinde Avrupa Komisyonu 8. Çevre Eylem Programı’nın hazırlamasına yönelik bir teklif sunmuştur. 8. Çevre Eylem Programının hedefleri aşağıda sıralanmaktadır;

• 2030 sera gazı emisyon azaltım hedefinin karşılanması ve 2050 yılına kadar iklim-nötr düzene geçişin gerçekleştirilmesi,

• İklim değişikliğine yönelik adaptasyon kapasitesi ve direnç gücünün arttırılması ile kırılganlığın azaltılması,

• Yenileyici büyüme modeline geçisin sağlanması, ekonomik büyümenin kaynak kullanımı ve çevresel bozulmadan ayrıştırılması, döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması.

• Hava, su ve toprakta sıfır kirlilik hedefinin gerçekleştirilmesi ile vatandaşların sağlık ve refahının korunması.

• Doğal sermayenin güçlendirilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması, muhafaza edilmesi ve güçlendirilmesi,

• Üretim ve tüketim faaliyetlerinin çevre ve iklim üzerindeki baskısının azaltılması (özellikle enerji, endüstri, altyapı ve inşaat ile ulaşım ve gıda sektöründe)

1 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması ile çevre, AB ile üye ülkeler arasında paylaşılan yetki alanlarından biri olarak kabul edilmiştir. Lizbon Antlaşması uyarınca, Birliğin çevre politikası, aşağıdaki hedeflerin takibine katkıda bulunur:

  • Çevre kalitesinin muhafaza edilmesi, korunması ve iyileştirilmesi,
  • İnsan sağlığının korunması,
  • Doğal kaynakların basiretli ve rasyonel biçimde kullanılması
  • Bölgesel veya dünya çapındaki çevre sorunlarının ele alınmasına yönelik uluslararası düzeydeki tedbirlerin teşvik edilmesi ve özellikle iklim değişikliğiyle mücadele edilmesi.

11 Aralık 2019 tarihinde, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen tarafından açıklanan  Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM), Avrupa’yı 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarının net olarak sıfırlandığı dünyanın ilk iklim-nötr kıtası haline getirmeyi hedefleyen AB’nin yeni büyüme stratejisidir. AB’yi  kaynak-verimli, rekabetçi ve modern bir ekonomik yapıya kavuşturmayı öngören AYM, üretimden ticarete, enerjiden ulaştırmaya, tarımdan vergilendirmeye kadar pek çok alanı kapsayan köklü bir dönüşüm planıdır. AYM uyarınca, AB ekonomisinin tüm sektörlerinin AB’nin 2050 yılında iklim-nötr olma hedefine katkıda bulunacak şekilde yeniden yapılandırılması öngörülmektedir. AYM’nin hedeflerine ulaşılabilmesi için gelecek 10 yıllık dönemde  yaklaşık 1 trilyon avro tutarında sürdürülebilir yatırımın hayata geçirilmesi planlanmaktadır.

Avrupa’nin iklim-nötr düzene geçişine yönelik siyasi taahhüdün hukuki açıdan bağlayıcı bir yükümlülüğe dönüştürülmesi amacıyla, 30 Haziran 2021 tarihinde Avrupa İklim Yasası kabul edilmiştir. Yasa kapsamında ayrıca, AB'nin 2030 yılına yönelik öngördüğü sera gazı emisyonlarında 1990’a kıyasla %40 azaltım sağlanması hedefi de "1990’a kıyasla en az %55 azaltım" olarak güncellenerek bağlayıcı hale getirilmiştir. Söz konusu güncellenmiş hedef Aralık 2020'de, AB'nin Paris Anlaşmasına yeni katkısı (NDC) olarak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS) sunulmuştur.

AYM ile öngörülen köklü dönüşüm süreci ülkemizin AB'ye katılım süreci ve Birlik ile olan ticari ve ekonomik ilişkileri kapsamında yakından takip edilmekte ve gereken hazırlık çalışmaları ilgili kurumların eşgüdümünde yürütülmektedir. Bu çerçevede ülkemizin AYM Eylem Planına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi 16.07.2021 tarihli ve 31543 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.  Aynı tarihte kamuoyuyla paylaşılan ve 9 ana başlık (“Sınırda Karbon Düzenlemesi”, “Yeşil ve Döngüsel Bir Ekonomi”, “Yeşil Finansman”, “Temiz, Ekonomik ve Güvenli Enerji Arzı”, “Sürdürülebilir Tarım”, “Sürdürülebilir Ulaşım”, “İklim Değişikliğiyle Mücadele”, “Diplomasi”, “Bilgilendirme ve Bilinçlendirme Faaliyetleri”) altında toplam 32 hedef ve 81 eylemi içeren AYM Eylem Planı, ülkemizin yeşil dönüşüm alanında gerçekleştireceği uyum çalışmalarına yönelik detaylı bir yol haritası sunmaktadır. Ülkemizin 10 Kasım 2021 tarihi itibariyle Paris Anlaşmasına taraf olması ve 2053 yılına yönelik net sıfır emisyon hedefini açıklaması, AYM Eylem Planımızın uygulama sürecinine ivme kazandıracaktır.

 

FASLIN KAPSAMI :

AB Çevre müktesebatı, hava kalitesi, su kalitesi, atık yönetimi, doğa koruma, endüstriyel kirliliğin kontrolü, kimyasallar, gürültü ve iklim değişikliği alanındaki düzenlemelerin yanı sıra, belirli bir alt sektörle sınırlı olmayan genel çevre yönetimi sorunlarına ilişkin ‘yatay’ konuları kapsamaktadır. Ayrıca bu alandaki müktesebat birçok uluslararası sözleşmeyi de içermektedir. AB Çevre Müktesebatına uyum ve uygulama ciddi bir yatırım gerektirmektedir. AB Entegre Çevre Uyum Stratejisi (UÇES) (2016-2023) AB çevre müktesebatına uyumun sağlanması ve mevzuatın etkin bir şekilde uygulanması amacıyla ihtiyaç duyulacak teknik ve kurumsal altyapı, gerçekleştirilmesi zorunlu çevresel iyileştirmeler ve düzenlemelerin neler olacağına ilişkin detaylı bilgileri içermektedir. Bu doğrultuda UÇES kapsamında, Türkiye’de başta su, atık, hava, endüstriyel kirliliğin kontrolü, doğa koruma ve yatay sektörler olmak üzere çevre konusunda öncelik verilen alanlara yönelik amaç, hedef, strateji ve gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler ortaya konulmuştur. Bu çerçevede AB’ye uyum için yapılması gereken çevre yatırımlarının maliyeti yaklaşık 60 milyar Avro olarak hesaplanmıştır. Çevre alanında ihtiyaç duyulan söz konusu yatırımların yüzde 80’inin kamu sektörü, yüzde 20’sinin ise özel sektör tarafından yapılması öngörülmüştür. Çevre ve İklim Değişikliği Faslının düzenlediği temel alanlar ve bunlara ilişkin temel AB mevzuatı aşağıda belirtilmiştir:

Yatay mevzuat, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD), çevresel zararın önlenmesi ve giderilmesi ile ilgili çevresel sorumlulukve çevresel bilgiye erişim gibi konuları içermektedir. Bu alandaki başlıca düzenlemelerden 2011/92/AB sayılı ÇED Direktifi, çevre ile bağlantılı resmi veya özel projelerin insan, bitki, hayvan, toprak, hava, iklim, maddi varlıklar ve kültürel miras üzerindeki olası doğrudan ve dolaylı etkilerinin belirlenmesini ve değerlendirmesini gerektirmektedir. 2001/42/AT sayılı SÇD Direktifi ise, plan ve programların çevre üzerindeki olası önemli etkilerinin değerlendirilmesi ve mümkün olan en az düzeye indirgenmesi veya ortadan kaldırılması konularının ele alındığı bir süreci belirlemektedir. 2003/4/AT sayılı Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi, çevresel bilgiye erişim hakkı ile ilgili şartları ortaya koyarken, çevresel bilginin erişilebilir olması ve halka duyurulması ile ilgili konuları düzenlemektedir. Çevresel politika ve ilgili faaliyetlere destek sağlamak amacıyla Avrupa konumsal veri altyapısının oluşturulmasını hedefleyen 2007/2/AT sayılı INSPIRE Direktifi de yine bu başlık altında yer alan düzenlemeler arasındadır.

Hava kalitesi başlığı altında, 2008/50/AT sayılı Hava Kalitesi Çerçeve Direktifi ile, uçucu organik bileşiklere (VOC) ilişkin emisyonlar ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Hava Kalitesi Çerçeve Direktifi, tüm kirleticiler için ortak metotlar vasıtası ile hava kalitesinin değerlendirilmesine, izleme gereklilikleri ve metotlarına, temiz hava plan ve programlarına ilişkin kurallar getirmektedir

Su kalitesi konusundaki mevzuatın temelini, 2000/60/AT sayılı Su Çerçeve Direktifi ile bağlı direktifler oluşturmaktadır.  Su Çerçeve Direktifi, entegre havza yönetimi ve halkın karar alma süreçlerine katılımı esasına dayalı olarak, Avrupa Birliğindeki tüm su kütlelerinin kalite ve miktar açısından korunmasını ve iyileştirilmesini öngören temel yasal düzenlemedir.

Atık yönetimi alanında Avrupa Birliği’nin temel prensipleri; kirleten öder, üreticinin sorumluluğu, yeterlilik (yeterli miktarda tesis), yakınlık (atığın üretildiği yere en yakın alanda değerlendirilmesi) ve atık yönetimi hiyerarşisidir. 2008/98/AT sayılı Atık Çerçeve Direktifi’nde tanımlanan atık yönetimi hiyerarşisine göre, atık yönetimi stratejileri öncelikle atıkların oluşumunun kaynağında önlenmesine odaklanmalıdır. Bunun mümkün olmadığı hallerde, atık malzemeler yeniden kullanılmalı, yeniden kullanılamıyorsa geri dönüştürülmelidir. Geri dönüştürülmesi mümkün olmayan atık malzemeler ise geri kazanım (örneğin enerji geri kazanımı) amacıyla kullanılmalıdır. Atıkların yakma tesislerinde veya düzenli depolama sahalarında güvenli şekilde bertaraf edilmesi atık yönetimi hiyerarşisinde en son seçeneği oluşturmaktadır.

Atık başlığı altında Çerçeve Direktifin yanı sıra, atıkların düzenli depolanması, atıkların taşınımı, ve özel atıklara (pil ve akümülatörler, ömrünü tamamlamış araçlar, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, ambalaj ve ambalaj atıkları, inşaat ve yıkım atıkları, biyobozunur atıklar) ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Avrupa Birliği’nin kaynak verimliliğine ilişkin uzun vadeli planlarından birini oluşturan ve 2015 yılında kabul edilen Döngüsel Ekonomi Paketi çerçevesinde, ilk Eylem Planı başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Birliğin yeni büyüme stratejisi olan Avrupa için Yeşil Anlaşma kapsamında, Avrupa Komisyonu 11 Mart 2020 tarihinde yeni Döngüsel Ekonomi Eylem Planı’nı kabul etmiştir. Döngüsel ekonomiye geçiş, iklim-nötr, kaynak-etkin ve rekabetçi bir AB ekonomisinin temini ve biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulabilmesinin bir ön koşulu olarak değerlendirilmektedir.Doğa koruma konusunda AB’nin en önemli mevzuatı, NATURA 2000 olarak adlandırılan koruma ağlarının kurulması yoluyla biyolojik çeşitliliğin korunmasını hedefleyen 92/43/AET sayılı Habitat Direktifi ve 2009/147/AT sayılı Kuş Direktifi ile nesli tehlikede olan yabani hayvan ve bitki türlerinin ticaretinin düzenlenmesini hedefleyen CITES Tüzüğüdür. Ayrıca, yabani hayvanların hayvanat bahçelerinde barındırılması, çeşitli amaçlarla yakalanan hayvanların istismar edilmesinin önlenmesi ve yasa dışı kereste ithalatının engellenmesini hedefleyen düzenlemeler de yer almaktadır.

Endüstriyel kirlenmenin kontrolü ve risk yönetimi başlığı altında yer alan temel düzenlemeler 2010/75/AT sayılı Endüstriyel Emisyonlar Direktifi ve 2012/18/AB sayılı Tehlikeli Maddeler İçeren Büyük Kaza Risklerinin Kontrolüne İlişkin Direktiftir (SEVESO III). Endüstriyel Emisyonlar Direktifi kapsamında, entegre izin sistemi ile kirliliğin üretim sürecinde önlenmesi, üretim sonucu oluşan kirliliğin kontrolü, mevcut en iyi teknikler (BAT) ve halkın katılımı hususlarını düzenleyen 2008/1/AT sayılı Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Direktifi’nin (IPPC) diğer 6 sektörel direktif ile yeniden şekillendirilerek tek direktif haline getirilmesi hedeflenmiştir. Söz konusu 6 sektörel Direktif, Büyük Yakma Tesisleri Direktifi (2001/80/AT)(LCP), Atık Yakma Direktifi (2000/76/AT)(WID), Solvent Emisyonları Direktifi (1999/13/AT)(SED), Titanyum Dioksit Sanayisinden Kaynaklanan Atıklara İlişkin 3 Direktif (78/176/AET, 82/883/AET, 92/112/AET) olarak belirlenmiş ve bu bağlamda, 2010/75/AT sayılı Endüstriyel Emisyonlar Direktifi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Kimyasallar alanındaki önemli düzenlemeler, 1272/2008/AT sayılı Madde ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlendirilmesi ve Ambalajlanması (CLP) Tüzüğü ile 1907/2006/AT sayılı REACH (Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması) Tüzüğü'dür. Bu başlık altında ayrıca, kimyasalların ihracatı ve ithalatı, kalıcı organik kirleticilerin sınırlandırılması, deney hayvanları ile biyosidal ürünlere ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Gürültü alanında, çevresel gürültünün değerlendirilmesi ve yönetimine ilişkin 2002/49/AT sayılı Çevresel Gürültü Direktifi bulunmaktadır. Direktif kapsamında, yerleşik nüfusu 250.000’den fazla olan yerleşim alanları, yılda 6 milyondan fazla aracın geçtiği ana kara yolları, yılda 60.000 den fazla trenin geçtiği ana demir yolları, yılda 50.000 den fazla hareketin gerçekleştiği hava alanları için stratejik gürültü haritalarının hazırlanması ve gürültü eylem planlarının oluşturulması gerekmektedir

İklim değişikliği konusunda sera gazlarının emisyonunun izlenmesi, emisyon ticareti sistemi, emisyon ticareti sisteminin dışında kalan sektörlerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması (406/2009/AT sayılı Çaba Paylaşım Kararı ve (AB) 2018/842 Sayılı Tüzük), karbon yakalama ve depolaması, F-gazlarının kontrolü ve ozon tabakasının korunması, ulaştırmadan kaynaklanan sera gazı emisyonarının azaltımı, arazi ve arazi kullanım değişikliği ile ilgili emisyonlar hakkında AB düzenlemeleri bulunmaktadır.

Avrupa Birliği’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması, Birlik müktesbatının parçasıdır. AB, Paris Anlaşmasına yönelik yenilenmiş katkısı (NDC) çerçevesinde, sera gazı emisyonlarını 1990 seviyesine kıyasla 2030 yılına kadar %55 oranında azaltmayı taahhüt etmektedir. Söz konusu hedefin karşılanabilmesi amacıyla öngörülen mevzuat değişiklileri ve yeni mevzuat teklifleri “55’e Uygun” (fit for 55) paketi kapsamında Komisyon tarafından 14 Temmuz 2021 tarihinde sunulmuş olup, paketin yasalaşma sürecinin önümüzdeki dönmede tamamlanması beklenmektedir. Paket, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, hafif araçlara yönelik yeni emisyon performans standartları, arazi kullanımı kaynaklı sera gazı emisyonları, alternatif enerji altyapıları, enerji vergilendirmesi, emisyon azaltımında çaba paylaşımı, Emisyon Ticaret Sistemi gibi çeşitli alanlarda revizyon ve yeni mevzuat önerileri içermektedir. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına ilişkin mevzuat önerisi de bu kapsamda yer almaktadır.

Sivil koruma alanında AB’nin faaliyetleri Birlik Sivil Koruma Mekanizması (Union Civil Protection Mechanism – UCPM) tarafından yürütülmektedir. Avrupa Komisyonu İnsani İşler ve Sivil Koruma Genel Müdürlüğü (DG ECHO) altında faaliyet gösteren UCPM, sivil koruma alanında Birlik ve üye devletler arasında insan ve doğa kaynaklı afetlere hazırlıklı olunması ve afetlerin önlenmesi için işbirliği ve koordinasyonun iyileştirilmesini amaçlamaktadır. Avrupa Birliği’nde ve dışında meydana gelen afet ve acil durumlarda insan, çevre ve kültürel mirasın korunmasına yönelik olarak ayni yardım, ekipman, personel ve uzman desteği sağlamaktadır. 28 AB üyesini bünyesinde barındıran mekanizmanın diğer üyeleri ise Türkiye, İzlanda, Karadağ, Makedonya, Norveç ve Sırbistan’dır. Ülkemizin Birlik Sivil Koruma Mekanizmasına katılımını sağlayan “Afet öncesi, sırası ve sonrasında Avrupa çapında dayanışmayı ve işbirliğini öngören Avrupa Birliği (AB) Sivil Koruma Mekanizmasına Katılıma İlişkin Anlaşma” 6 Mayıs 2015 tarihinde imzalanmış olup, 22 Mart 2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak 4 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sivil Koruma Mekanizmasının ülkemizde uygulanması İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı tarafından koordine edilmektedir.

 

FASIL KAPSAMINDA İLGİLİ KURULUŞLAR VE FAYDALI BAĞLANTILAR

Avrupa Birliği çevre politikasının düzenleme alanları hakkında detaylı bilgi için:

http://europa.eu/legislation_summaries/environment/index_en.htm

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (İnternet sayfası için tıklayınız)
  • Tarım ve Orman Bakanlığı (İnternet sayfası için tıklayınız)

 

Avrupa Birliği Komisyonu bünyesinde Çevre ve İklim Değişikliğiyle ilgili birimler

  • Çevre Genel Müdürlüğü (Directorate-General for Environment-DG ENVIRO):

İnternet Sayfası İçin tıklayınız.

  • İklim Hareketi Genel Müdürlüğü (Directorate-General for Climate Action-DG CLIMA):İnternet Sayfası İçin tıklayınız.
  • Avrupa Çevre Ajansı (European Environment Agency) İnternet sayfası için tıklayınız.
  • Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Genel Müdürlüğü (Directorate-General for Maritime and Fisheries) İnternet sayfası için tıklayınız.

 

FASLIN MÜZAKERE SÜRECİNDE GELDİĞİ AŞAMA:

Çevre Faslına ilişkin tarama toplantıları 2006 yılında tamamlanmıştır. Çevre faslı için iki açılış kriteri bildirilmiştir. Bunlar;

1. Ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde gerekli idari kapasitenin oluşturulmasına yönelik planlar ve ihtiyaç duyulan finansman kaynakları dâhil olmak üzere, bu fasıldaki müktesebatın iyi koordine edilmiş şekilde kademeli uyumlaştırılmasına, uygulamasına ve yürürlüğe konmasına yönelik kapsamlı bir stratejinin aşamalar ve takvimle birlikte sunulması,
2. Türkiye’nin, ilgili AT-Türkiye Ortaklık Konseyi kararlarına göre tabi olunan çevre müktesebatının uygulanmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesidir.

Açılış kriterlerinin yerine getirilmesinin ardından, Çevre Faslında Açılış Kriteri Değerlendirme Raporu, 12.11.2009 tarihinde COREPER’de onaylanmıştır.

Çevre Faslı 21 Aralık 2009 tarihinde Brüksel’de yapılan Hükümetlerarası Konferansla müzakerelere açılmıştır.

AB Ortak Tutum Belgesinde, Çevre Faslına ilişkin olarak bir siyasi ve beş teknik olmak üzere altı tane kapanış kriteri belirlenmiştir:

  1. Türkiye, Türkiye-AB Ortaklık Anlaşması Ek Protokolü’nden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirir (siyasi kriter),
  2. Türkiye, sınır-ötesi unsurları da dahil olmak üzere AB’nin yatay ve çerçeve çevre mevzuatını uyumlaştırmaya yönelik mevzuatı benimser,
  3. Türkiye su kalitesi ile ilgili müktesebatı uyumlaştırmaya yönelik mevzuatı özellikle de Su Koruma Çerçeve Kanununu benimser; Nehir Havzaları Koruma Eylem Planları oluşturur ve bu sektörde uygulama mevzuatını benimsemek suretiyle yasal uyum alanında önemli gelişmeler kaydeder,
  4. Türkiye endüstriyel kirlilik kontrolü ve risk yönetimi alanlarındaki müktesebatı uyumlaştırmaya yönelik mevzuatı benimser,
  5. Türkiye, bu fasıldaki diğer sektörler için doğa koruma ve atık yönetimi dahil olmak üzere, “Ulusal, Bölgesel ve Yerel Düzeyde Gerekli İdari Kapasitenin ve Çevre Müktesebatının Uygulanması İçin Gerekli Mali Kaynakların Oluşturulması Planı” uyarınca mevzuat uyumunu sürdürür ve katılım tarihinde AB gereklerinin yürürlüğe konması ve uygulanması konusunda hazır olduğunu gösterir,
  6. Türkiye denetim hizmetleri de dahil olmak üzere, her düzeyde idari birimin kapasitesini geliştirmeye "Ulusal, Bölgesel ve Yerel Düzeyde Gerekli İdari Kapasitenin ve Çevre Müktesebatının Uygulanması İçin Gerekli Mali Kaynakların Oluşturulması Planı" çerçevesinde devam eder; çalışmaların koordinasyonunu iyileştirmeyi sürdürür ve bu faslın her sektöründeki müktesebatın yürürlüğe konulması ve uygulanmasını teminen katılımdan uygun bir zaman önce gerekli tüm idari yapıları oluşturduğunu gösterir.

 

FASIL KAPSAMINDA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR:

Müzakere Pozisyon Belgesi ve Strateji Belgesinde yer alan taahhütler ve takvim ile uyumlu olarak; yatay konular, hava kalitesi, su, atık yönetimi, doğa koruma, endüstriyel kirliliğin kontrolü ve risk yönetimi, kimyasallar gürültü ve iklim değişikliği alanlarında gerçekleştirilen mevzuat uyum çalışmaları devam etmektedir.

 

 

Bu döküman ab.gov.tr sitesinde bulunan makaleden otomatik üretilmiştir