Fasıl 14: Taşımacılık Politikası

Son Güncelleme: 13 Temmuz 2020

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN TAŞIMACILIK POLİTİKASI: 

Roma Antlaşması’nda Ortak Taşımacılık Politikasına ilişkin hüküm bulunmakla beraber, Avrupa Taşımacılık Politikasının şekillenmeye başlaması yaklaşık 30 yıl almıştır. Avrupa Birliği Antlaşması (Maastricht Antlaşması, 1993) ile Taşımacılık Politikasının siyasi, kurumsal ve bütçesel temelleri güçlendirilmiştir. Antlaşmada Trans-Avrupa Ağları kavramına da yer verilmiş ve bu çerçevede Birlik kaynakları kullanılmak suretiyle Avrupa düzeyinde taşımacılık altyapı planları oluşturması mümkün hale gelmiştir. Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma (Lizbon Antlaşması, 2009)’nın 90-100. maddeleri taşımacılık sektörüne ilişkindir. Antlaşma ile üye ülkeler, bu konuda Birliğin düzenleme yapma yetkisini kabul etmiştir.
Komisyon’un 1992 yılında yayımladığı Ortak Taşımacılık Politikasının geleceğine ilişkin Beyaz Kitap, taşımacılık piyasasının rekabete açılmasını hedeflemiş ve yayımlanmasından sonraki 10 yıl içerisinde taşımacılık piyasası büyük ölçüde rekabete açılmıştır. Ancak, demiryolu sektöründe istenen gelişmeler gerçekleşmemiş, sektör bu süre zarfında rekabete açılamamıştır. Ortak Taşımacılık Politikasının gelişmesi ile birlikte tüketici fiyatları düşmüş, servis kalitesi ve seçenekler artmakla beraber, bu alandaki gelişime istendiği ölçüde uyumlu ve düzenli gerçekleşmemiştir. Anayollarda, demiryollarında, havalimanlarında oluşan sıkışıklıklar, çevreye, halk sağlığına verilen zararlar ve trafik kazaları gibi sıkıntılar aşılamamıştır.
Komisyon 2001 yılında bu alanda yeni bir Beyaz Kitap yayımlamış ve Ortak Taşımacılık Politikası için 10 yıllık bir perspektif oluşturulmuştur. Farklı taşımacılık türleri arasında denge oluşturulması, birbirleri ile bağlantılarının sağlanması, darboğazların aşılması gibi konularda politika önerileri ortaya konulmuş, kaynak sorunlarına değinilmiştir. Havacılık sektöründe emniyet ile ilgili ortak, yeknesak ve zorunlu mevzuat benimsenmiştir. Deniz, hava ve demiryolu taşımacılığı alanlarında emniyet ajansları oluşturulmuş, yolcu hakları geliştirilmiş, taşımacılık politikasının sosyal boyutu güçlendirilmiş ve çalışma koşulları düzenlenmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinde yaşanan saldırılar sonrası farklı ulaştırma türleri ve kritik altyapılar için güvenlik politikası oluşturulmuştur.
2011 yılında yayımlanan “Tek Avrupa Taşımacılık Sahası İçin Yol Haritası” isimli Beyaz Kitap ise, AB Taşımacılık Sisteminin 2050 yılına kadar sürdürülebilir bir sistem haline getirilmesini amaçlayan öneriler ortaya koymaktadır. Geliştirilecek politikalar ile temel olarak, 2050 yılına gelindiğinde sera gazı emisyonlarının 1990 yılı seviyesine oranla % 60 azaltılmış olması, petrole bağımlı taşımacılık oranının önemli ölçüde düşürülmesi, taşımacılıkta yaşanan sıkışıklık ve yoğunluğun azaltılması hedeflenmektedir.

2013 yılında Kentsel Hareketlilik Planı kabul edilmiştir. Paket, kentsel hareketliliğin öncelikle yerel seviyedeki aktörlerin sorumluluğunda olduğunu onaylamaktadır. Yerel aktörler, bütünleşik stratejilerin uygulanabilmesine destek olabilmek için ulaşım planları geliştirmeye teşvik edilecektir. Bu bağlamda, Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planları (SUMP) için bir konsept önerilmiş; erişilebilirlik, kentsel akıllı ulaşım sistemleri ve kentsel güvenlik alanlarına odaklanılmıştır. Avrupa Birliği’nin taşımacılık politikası temel olarak; emniyetli, güvenli, verimli ve çevre dostu taşıma hizmetlerini teşvik ederek iç pazarın işleyişinin geliştirilmesini amaçlamaktadır.

Taşımacılık politikasıyla Avrupa çapında temiz, emniyetli ve etkin taşımacılık hizmetleri sunarak iç pazarın desteklenmesi ve AB vatandaşlarının özgürce seyahat edebilmelerinin sağlanması hedeflenmiştir. Bu çerçevede farklı taşımacılık türleri arasında denge oluşturulması, birbirleri ile bağlantılarının sağlanması, darboğazların aşılması öncelikler olarak belirlenmiştir.

Taşımacılık Politikasının merkezinde kullanıcı olduğundan ve sektörün sürdürülebilirliği ihtiyacından hareketle, çeşitli alt sektörler için getirilen yeni düzenlemeler ile yol emniyeti, kullanıcı hakları, sektörün sosyal boyutu ve çalışma koşulları, çevreye olumsuz etkilerin azaltılması, geliştirilmiş ve güçlendirilmiş, bu çerçevede ortak, yeknesak ve zorunlu mevzuat benimsenmiştir.

Roma Antlaşması’na (Madde 3, paragraf (e)) göre taşımacılık, Avrupa ekonomik entegrasyonunun gerçekleştirilebilmesi için ortak politikalar oluşturulması gereken bir alandır. Taşımacılık politikaları, malların serbest dolaşımının ve dolayısıyla iç pazar oluşumunun ve kişilerin AB içerisinde serbestçe seyahat edebilmelerinin temelinde yer alır.

 

FASLIN KAPSAMI:

Taşımacılık Politikası Faslı;

  • Karayolu taşımacılığı,
  • Demiryolu taşımacılığı,
  • Denizyolu taşımacılığı,
  • Havayolu taşımacılığı konularını içermektedir.

AB Taşımacılık Politikası Faslının düzenlediği temel alanlar aşağıda belirtilmiştir:

Karayolu taşımacılığının temel ilkeleri; genel taşımacılık politikasında olduğu gibi bu alanda sürdürülebilir, etkin, güvenli, emniyetli ulaşımı, çevreye olumsuz etkileri azaltmak suretiyle sağlamaktır. Bu ilkeler çerçevesinde, etkin karayolu yük ve yolcu taşımacılığını teşvik etmek, eşit şartlarda rekabete imkan tanımak, emniyetli ve daha çevre dostu teknik standartları uyumlaştırmak, asgari düzeyde mali ve sosyal uyum temin etmek ve ayrımcılık yapılmaksızın karayolu taşımacılığı kurallarının etkin uygulanmasını sağlamak hedeflenmektedir. Karayolu taşımacılığı alanında AB mevzuatı; pazara ve mesleğe giriş ((AT) 1071/2009,(AT) 1072/2009, (AT) 1073/2009 sayılı Tüzükler), çalışma saatleri, sürüş ve dinlenme süreleri ((AT)561/2006 sayılı Tüzük) ve sayısal ve akıllı takograf kullanımı ((AB) 165/2014 sayılı Tüzük), asgari yıllık araç vergileri ve geçiş ücretleri ile kullanıcı bedelleri (1999/62/AT ve 2011/76/AB sayılı Direktifler), sürücü belgeleri (2006/126/AT sayılı Direktif), araçların azami ağırlık ve boyutları (96/53/AT ve 2015/719/AB sayılı Direktifler), tehlikeli malların karayolu ile taşınması (2008/68/AT sayılı Direktif), tünellerdeki asgari emniyet gereklilikleri (2004/54/ATsayılı Direktif) gibi konuları düzenler. 

Demiryolu taşımacılığı mevzuatı, piyasanın serbestleşmesi ve birlikte işletilebilirlik ile bunlara yönelik kurumsal yapılanma, demiryolu emniyeti, altyapıya erişim, iç pazar, yük taşımacılığı, yolcu hakları ile istihdam ve çalışma şartları konularını düzenlemektedir. Piyasanın serbestleşmesi konusunda temel mevzuat Avrupa Tek Demiryolu Alanını kuran 2012/34/AB Sayılı Direktiftir. 1990’lı yıllarda demiryolu taşımacılık sektörü pek çok üye ülkede devlet tekeli şeklinde yönetildiğinden, piyasa açılımında kademeli bir yol takip edilmiş, önce yük, daha sonrasında ise yolcu taşımacılığı 2000’lerden itibaren kabul edilen demiryolu paketleri ile rekabete açılmıştır. 2016 yılında kabul edilen 4. Demiryolu Paketi ile piyasanın tamamen serbestleşmesi sağlanmıştır. 4. Demiryolu Paketi teknik bileşen (Avrupa Demiryolu Ajansı, Karşılıklı İşletilebilirlik ve Demiryolu Emniyeti Direktifine ilişkin yeni düzenlemeler) ve piyasa bileşeninden (ulusal yük taşımacılığının da serbestleşmesini öngören direktif) oluşmaktadır. Söz konusu düzenlerin tamamen yürürlüğe girmesi ile Avrupa Tek Demiryolu Alanı hedefine ulaşılması öngörülmektedir. Demiryolu mevzuatının diğer bir önemli başlığı olan üye devletler arasında demiryolu hizmetlerinin engelsiz bir şekilde işleyebilmesi için birlikte işletilebilirlik konusu ise (AB) 2016/797 Sayılı ve 11 Mayıs 2016 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi ile düzenlenmektedir.

Denizyolu taşımacılığı sektörünün uluslararası boyutunun güçlü olmasından ötürü bu alandaki mevzuat daha çok Birliğin, çalışma şartları konusunda Uluslararası İş Örgütü (ILO), diğer denizcilik konularında ise Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından hazırlanan uluslararası sözleşmelere taraf olması ve uluslararası mevzuatın AB mevzuatına Tüzük veya Direktifler yolu ile aktarılması şeklinde düzenlenmektedir. Denizyolu taşımacılığı mevzuatı kapsamında, piyasanın düzenlenmesi ve haksız rekabetin önlenmesi, devlet destekleri, denizyolu emniyeti ve güvenliği, çalışma şartları ve deniz çevresinin korunması konuları düzenlenmektedir. Denizyolu taşımacılığında 2000’li yıllardan itibaren özellikle ERIKA ve PRESTIGE kazalarının da etkisi ile deniz emniyeti konusu Komisyonun öncelikli gündem maddesi haline gelmiştir. Bu nedenle 2000’li yıllardan itibaren denizyolu emniyetine ilişkin mevzuat paketleri kabul edilmiştir. Sonuncu Denizyolu Emniyeti Paketi 23 Nisan 2009 tarihinde kabul edilerek, bayrak devleti ve liman devleti kuralları, klas kuruluşları, kaza inceleme, taşıyıcının sorumlulukları, sigorta ve trafik izleme konularını düzenlenmektedir. Denizyolu taşımacılığı konusunda kabul edilen en güncel belge ise 2009 yılında kabul edilen “2018 yılına kadar AB Denizyolu Taşımacılığının Stratejik Hedefleri ve Önerileri” dir. Belgede, AB’nin, uluslararası piyasada daha rekabetçi, emniyetli, güvenli, temiz ve kaliteli denizyolu taşımacılığı hizmetlerinin sağlayabilmesi için önerilere yer verilmiştir. Gemi yakıtlarındaki sülfür oranının %0.5’e düşürülmesini öngören IMO düzenlemesi AB’de de yürürlük tarihi olan 1 Ocak 2020 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, Aralık 2019’da Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen tarafından sunulan “Avrupa Yeşil Anlaşması”, denizyolu taşımacılığınınAvrupa Emisyon Ticareti sistemine dahil edilerek, sektörün daha sürdürülebilir hale getirilmesi için bir takım eylemler ortaya koymaktadır.

Havayolu taşımacılığı mevzuatı ise; pazara giriş ((AT) 1008/2008 sayılı Tüzük), hava trafik yönetimi ((AT) 549/2004, (AT) 550/2004, (AT) 551/2004, (AT) 552/2004, (AT) 730/2006, (AT) 219/2007, (AB) 255/2010 sayılı Tüzükler), havacılık emniyeti ((AT) 216/2008, (AB) 996/2010 sayılı Tüzükler, 2003/42/AT sayılı Direktif), havacılık güvenliği ((AT) 300/2008 sayılı Tüzük), çevre ((AT)71/2008 sayılı Tüzük, (AT) 1702/2003 sayılı Tüzük, 2002/30/AT sayılı Direktif), yer hizmetleri (96/67/AT sayılı Direktif), tüketicinin korunması ((AT) 261/2004, (AT) 80/2009 ve (AT) 1107/2006 sayılı Tüzükler) gibi temel başlıklar altında şekillendirilmiştir. Söz konusu düzenlemeler ile AB havacılık pazarı entegrasyonun sağlandığı, serbest bir piyasa haline gelmiştir.

 

FASIL KAPSAMINDA İLGİLİ KURULUŞLAR VE FAYDALI BAĞLANTILAR

 

FASLIN MÜZAKERE SÜRECİNDE GELDİĞİ AŞAMA:

Faslın Tanıtıcı Tarama Toplantısı 26–29 Haziran 2006 tarihinde, Ayrıntılı Tarama Toplantısı ise 25–28 Eylül 2006 tarihinde yapılmıştır. Fasla ilişkin görüşmeler Konsey’de devam etmektedir. Resmi olarak Tarama Sonu Raporu henüz iletilmemiş olup, Fasıl Türkiye-AB Ortaklık Anlaşması Ek Protokolü nedeniyle müzakereye açılması engellenen sekiz fasıldan biridir.

 

FASIL KAPSAMINDA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR:

Taşımacılık Politikası Faslı kapsamında yürütülen çalışmalar “karayolu”, “demiryolu”, “havayolu” ve “denizyolu” taşımacılığı alanındaki AB mevzuatının üstlenilmesi ve uygulanması konularını içermektedir. Bu alanlarda bugüne kadar yürütülen çalışmalar ve gelişmeler aşağıda kısaca verilmektedir.

 

Karayolu Taşımacılığı

Karayolu alanında kurumsallaşmış bir taşımacılık yapmak üzere, mali ve mesleki yeterlilik ile mesleki saygınlığa sahip güçlü işletmelerin kurulması amaçlanmaktadır. Bu alanda geçtiğimiz süre zarfında AB Mevzuatına uyum açısından çok önemli gelişmeler sağlanmış, kurumların idari ve kurumsal kapasitelerinin geliştirilebilmesi amacıyla projeler yürürlüğe konulmuştur.

Ülkemizde karayolu trafik güvenliğini artırmak üzere AB mevzuatının sosyal, teknik ve emniyet şartlarına uyum sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Bu bağlamda, uluslararası taşımacılıkta kullanılan ve 16 Haziran 2010 tarihinden sonra tescil edilen 3,5 tondan ağır kamyon ve 9 kişiden fazla yolcu taşıyan otobüslerde “sayısal takograf” kullanımı 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren zorunlu hale gelmiştir. Bu çerçevede gerekli mevzuat ve altyapı uyumu sağlanarak sisteme entegrasyon tamamlanmış bulunmaktadır. Sayısal takograf yurtiçinde kullanılan ticari araçlarda 30 Haziran 2014 tarihi itibarıyla zorunlu hale gelmiş olup, geçiş süreci devam etmektedir.

Türkiye ayrıca, Tehlikeli Malların Karayolu ile Taşınmasına İlişkin Avrupa Anlaşması (ADR)’na 22 Şubat 2010 itibariyle taraf olmuştur. Bu anlaşmanın uygulanmasına yönelik hükümleri içeren Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik, 24 Ekim 2013 tarihli ve 28801 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. ADR ekleri de dahil olmak üzere, Uluslararası anlaşmalar ve standartlarda meydana gelen değişiklikler Yönetmeliğin de yenilenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmış, yeni Tehlikeli Maddelerin Karayolu ile Taşınması Hakkında Yönetmelik 24 Nisan 2019 tarihli ve 30754 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.                         
Sürücü belgelerinin AB standartlarıyla uyumlaştırılması amacıyla “Karayolu Trafiği Konvansiyonu” ile “Bu Konvansiyonu Tamamlayıcı Avrupa Anlaşması”na taraf olunmuş, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde gerekli değişiklikler yapılmıştır. AB ile uyumlu sürücü belgelerinin dağıtımı işlemine ise 2016 yılı itibariyle başlanmıştır. Ayrıca, 1990 yılı ve öncesinde üretilmiş ticari araçların 2013 yılı sonuna kadar trafikten çekilmesi amacıyla “Bir Kısım Motorlu Karayolu Taşıtlarının Piyasadan Çekilmesine İlişkin 66 Nolu Tebliğ” 17.11.2012 tarihli ve 28470 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Tünel İşletme Yönetmeliği tünellerdeki asgari emniyet şartlarına yönelik AB mevzuatı ile uyumlu olacak şekilde 4 Ağustos 2015 tarihli ve 29435 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.  Benzer şekilde AB mevzuatı ile uyumlu olarak hazırlanan Karayolu Altyapısı Güvenlik Yönetimi Hakkında Yönetmelik 21 Ekim 2018 tarih ve 30572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Demiryolu Taşımacılığı

Demiryolu taşımacılığında temel amaç, Türk demiryolu ulaştırma pazarını rekabete açmak ve demiryolu işletmeciliği ile altyapı yönetimi fonksiyonlarını ayırarak demiryolu sektörünün kademeli olarak serbestleştirilmesini sağlamaktır. Bu çerçevede, 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun, 01.05.2013 tarihli ve 28634 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün (TCDD) demiryolu altyapı işletmecisi olarak yapılandırılmasını ve ilaveten Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Taşımacılık Anonim Şirketi adıyla yeni bir demiryolu tren işletmecisi şirket kurulmasını öngörmektedir.

Kanun ile oluşturulan serbest demiryolu taşımacılığı piyasasının adil ve sürdürülebilir şekilde işleyişinden sorumlu olarak görev yapma, altyapı inşası ve işletmeciliği ile tren işletmeciliği konularında kamu tüzel kişilerini ve şirketleri yetkilendirme, kamu hizmeti yükümlülüğüne ilişkin usul ve esasları belirleme gibi görevleri yapmakla mükellef olan kurum, 01.11.2011 tarihli ve 28102 (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan 655 Sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuş olan Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’dür. Söz konusu Genel Müdürlük, 17 Ocak 2020 tarih ve 56 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle, Taşımacılık Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü adı altında Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü ve Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü ile birleştirilmiştir.

1 Ocak 2017 tarihi itibariyle, TCDD ve TCDD Taşımacılık AŞ’nin hesapları birbirinden ayrılmıştır. Demiryolu sektörünün serbestleşmesi ile Türk ticaret siciline kayıtlı özel şirketler ve kamu özel kişilerinin demiryolu altyapı yöneticisi ve demiryolu işletmecisi olmasının önü açılmıştır. 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılları için Şebeke Bildirimleri yayımlanmıştır.

TCDD Taşımacılık AŞ ve İzmir Banliyö Taşımacılık Şirketi (IZBAN) kapasite tahsisi talepleri üzerine ilk tarife TCDD Kapasite Yönetim Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve 1 Ocak 2017-09 Aralık 2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.

OMSAN Lojistik AŞ ve Körfez Ulaştırma AŞ ilk özel demiryolu yük taşıma şirketleri ve İZBAN ilk özel demiryolu yolcu taşıma şirketi olarak Türk demiryolu sektörüne girmiş ve 2018 yılı Genel Tarifesi üzerinden bu şirketlere kapasite tahsis edilmiştir.

Demiryolu Altyapısına Erişim ve Kapasite Tahsis Yönetmeliği 29343 sayılı ve 2 Mayıs 2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Demiryolu Araçları Tescil ve Sicil Yönetmeliği, Demiryolu Kazalarını ve Olaylarını Araştırma ve İnceleme Yönetmeliği ve Tehlikeli Maddelerin Demiryolu ile Taşınması Hakkında Yönetmelik 29418 sayılı ve 16 Temmuz 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Demiryolu Emniyet Yönetmeliği 29537 sayılı ve 19.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Demiryolu Yolcu Taşımacılığında Kamu Hizmeti Yükümlülüğü Yönetmeliği 29807 sayılı ve 20 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Uluslararası Demiryolu Taşımalarına İlişkin Sözleşmenin (COTIF) C ana eki olan Tehlikeli Eşyanın Demiryolu ile Uluslararası Taşınmasına İlişkin Yönetmeliğe (RID) paralel olarak hazırlanan Tehlikeli Maddelerin Demiryolu İle Taşınması Hakkında Yönetmelik 16 Temmuz 2015 tarih ve 29418 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca Tehlikeli Maddelerin Demiryoluyla Taşınması Hakkında Eğitim Yönergesi 22 Ekim 2015 tarihinde yayımlanmış ve bu kapsamda 6 eğitim merkezi RID eğitimleri vermek üzere yetkilendirilmiştir. 

 

Denizyolu Taşımacılığı

Denizyolu taşımacılığında ülkemiz filosunun iyileştirilmesi çalışmaları yürütülmekte olup, bunun sonucu olarak önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Türk bayraklı gemilerin, liman devleti kontrolüne ilişkin Paris Mutabakat Zaptı kapsamında yüksek riskli Kara Liste’den düşük riskli Beyaz Liste’ye çıkması deniz emniyetine ilişkin gelişmelerin önemli bir göstergesidir.

Deniz gözetimi, deniz güvenliği ve emniyetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ülkemiz AB’nin deniz gözetimine ilişkin çalışmalarına katılmak için 2005 yılından beri AB’nin Uzun Mesafeli Tanıma Sistemi Veri Merkezi (LRIT Data Center), Otomatik Tanıma Sistemi (AIS) ve Akdeniz Gemi Trafiğini İzleme Sistemlerine (VTMIS) dahil olma niyetini beyan etmektedir. 2009 yılında Ankara’da yapılan Alt Komite toplantısında Komisyon, LRIT ile ilgili 11 Aralık 2008 tarihli Konsey Kararı hakkında bilgi vermiştir. Bu Karar politik olarak şekillendirilmiş hususlar (Ek Protokol) içermektedir. Bununla birlikte ülkemiz bu alanda yapıcı çabalarına olumlu cevap almayı beklediğini yinelemektedir. 2010 yılı içerisinde mülga Denizcilik Müsteşarlığı bir “Katılım Öncesi Sektör Stratejisi” hazırlamış ve kısa vadeli eylemler için öncelikli politika alanları belirlemiştir. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü uzun mesafeden gemilerin tanımlaması ve izlenmesi sistemini (LRIT) kurmuş ve Türkiye Ulusal LRIT Veri Merkezi, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Uluslararası Mobil Uydu Örgütü (IMSO) ile entegre olmuştur. 

AB uyum sürecinde Türkiye deniz taşımacılığı alanında pek çok uluslararası sözleşmeye taraf olmuştur. Türkiye, Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlandırılması (LLMC 1996) Protokolüne taraf olmuştur. 2000 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Kirlenme Olaylarına Karşı Hazırlıklı Olma, Müdahale ve İşbirliği Protokolü ve Sözleşmenin 2010 Protokolü, 2009 Gemilerin Emniyetli Ve Çevreye Uyumlu Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesi, Gemilerde Zararlı Paslanma Önleyici Sistemlerin Kontrolü Hakkında Uluslararası Sözleşme (AFS Sözleşmesi), Deniz Çalışma Sözleşmesi ve 1974 Tarihli Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine (SOLAS) İlişkin 1978 Protokolü, MARPOL Ek III ve IV ile 2001 Gemi Yakıtlarından Kaynaklanan Petrol Kirliliği Zararının Hukuki Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşme’ye taraf olunmasına ilişkin kanunlar yasalaşmıştır. 2014 yılında Balast Suyu Yönetimi Sözleşmesi'ne, Uluslararası Deniz Trafiğinin Kolaylaştırılması Sözleşmesi'ne ve Gemilerden Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesinin VI. Ekine taraf olmuştur. Uluslararası Deniz Trafiğinin Kolaylaştırılması Sözleşmesine Katılmamız Hakkında 2016/8498 sayılı Karar 13 Mart 2016 tarih ve 29652 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Türkiye ayrıca, katıldığı Uluslararası Denizcilik Örgütünün Üye Devlet Gönüllü Denetim Programı'nı 2014 yılında başarılı bir şekilde tamamlamıştır.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (01.11.2011 tarih ve 655 Sayılı KHK ile Denizcilik Müsteşarlığı bu Bakanlık altında 3 ayrı genel müdürlük olarak organize olmuştur. 17 Ocak 2020 tarih ve 56 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle ise Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü ile Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü Denizcilik Genel Müdürlüğü Altında birleştirilmiştir.) petrol kirliliğine karşı hazırlıklı olma ve acil müdahale konusunda kapsamlı ve yıllık bir eğitim programı başlatmıştır. Acil müdahale merkezlerinin kurulması çalışmaları ulusal bütçeden temin edilen finansman ile başlamıştır. Bu kapsamda, Tekirdağ’da Ulusal Müdahale Merkezi ve Antalya’da Bölgesel Müdahale Merkezi 2019 yılı sonunda tamamlanmıştır.

Ülkemiz Topluluk Gemi Trafik İzleme ve Bilgi Sistemlerine ilişkin müktesebata uyum amacıyla gerekli bütün düzenlemeleri kabul etmiştir. İzmit, İzmir ve Mersin VTS sistemlerinin kurulması ile teknik iyileştirmelere devam edilmiş, söz konusu VTS’ler sırasıyla 2016, 2017 ve 2019 yıllarında faaliyete geçmiştir.

Geminin limana varışından ve çıkışından önce acenteler tarafından yapılan bildirimlerin tek bir veri tabanından girilmesi; farklı kurum ve kuruluşlar ile liman işletmelerince ihtiyaç duyulan bilgilerin bu veri tabanından alınması, kamu kurum ve kuruluşlarınca verilen izinlerin ve yapılan işlemlerin sonuçlarının oluşturulacak sistem üzerinden, görülmesini sağlayan Liman Tek Pencere sistemi Ticaret Bakanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koordinasyonunda Eylül 2018’den itibaren hizmete girmiştir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca, 2014 yılında “Yeşil Liman/Eko Liman” olarak adlandırılan bir sertifikasyon sistemi oluşturma çalışması başlatılmıştır. Sektör kriterlerinin belirlenmesinin ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü ve Türk Standardları Enstitüsü (TSE) arasında 16.12.2014 tarihinde imzalanan protokol çerçevesinde "Yeşil Liman/Eko Liman" projesine başlanmıştır. Günümüze kadar, kriterleri karşılayan 11 limana “Yeşil Liman” sertifikası verilmiştir.

Tehlikeli yüklerin denizyolu ile taşınmasına yönelik olarak, “Tehlikeli Yüklerin Denizyoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik” 3 Mart 2015 tarih ve 29284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca 22 Ocak 2016 tarih ve 29601 sayılı Resmi Gazete’de, Denizyoluyla Taşınan Tehlikeli Yüklere İlişkin Uluslararası Kod Kapsamında Eğitim ve Yetkilendirme Yönetmeliği yayımlanmıştır. Bu kapsamda ayrıca, IPA Fonlarından finanse edilen “TR2011/0314.08-Tehlikeli Yüklerin Limanlarda ve Kıyı Tesislerinde Elleçlenmesinde Deniz Emniyetinin Artırılması” Eşleştirme Projesi Nisan 2015-Haziran 2016 tarihleri arasında yürütülmüştür. Proje kapsamında yaklaşık 300 Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı personeli, özel sektör çalışanı ve liman otoritesi IMDG Kodu, Fumigasyon ve CTU Kodu ile ilgili eğitilmiştir.

 

Havayolu Taşımacılığı

Havayolu taşımacılığı alanındaki AB mevzuatına uyum, genelde üyelik perspektifi taşımaktadır. Bununla birlikte, hava hadiselerinin raporlanması, hava trafik kontrolörlerinin derecelendirilmesi, hava aracı bakım personelinin lisanslandırılması, yerli ve yabancı hava araçlarına yapılan emniyet değerlendirilmeleri, uçaklarda taşınacak sıvı miktarları, bilgisayarlı rezervasyon sistemleri ve yolcu hakları gibi konularda AB mevzuatına uygun düzenlemeler yapılmıştır. İlaveten, AB fonları ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün idari ve kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine ilişkin bir eşleştirme projesi tamamlanmıştır. İstanbul’da bir sivil havacılık akademisinin inşası amacıyla yürütülen bir diğer proje de devam etmektedir.

Havacılık alanındaki ilişkiler bakımından yeni bir hukuki dayanak teşkil edecek Türkiye AB Yatay Havacılık Anlaşması 25 Mart 2010 tarihinde paraflanmış ancak imzalanmamıştır. 7 Aralık 2015 tarihinde yayınlanan AB’nin yeni havacılık stratejisinde, aralarında ülkemizin de bulunduğu bazı ülkelerle kapsamlı hava taşımacılığı anlaşmaları imzalanması hususunda Komisyon tarafından Konsey’e öneride bulunulmuştur. Ülkemiz kurumları arasında gerçekleştirilen bir dizi toplantı sonrasında, Kapsamlı Anlaşma imzalanması için AB ile müzakerelere başlanmasının ülkemiz menfaatleri açısından önemli olduğu kararına varılmış ve ülkemizin AB ile havacılık alanında kapsamlı bir anlaşma imzalanması için müzakerelere hazır olduğu bilgisi AB makamlarına iletilmiştir. AB tarafında ise, AB Ulaştırma, Telekomünikasyon ve Enerji Konseyi 6-7 Haziran 2016 tarihlerinde yaptığı toplantıda, Türkiye’nin de aralarında olduğu bazı ülkelerle Kapsamlı Hava Taşımacılığı Anlaşması müzakerelerine başlanması için Komisyon’a yetki vermiştir. Bu çerçevede, Türkiye ile AB arasında bir Kapsamlı Hava Taşımacılığı Anlaşmasının (KHTA) imzalanmasına ilişkin müzakerelerin başlamasına karar verilmiştir.

Kapsamlı Hava Taşımacılığı Anlaşması (KHTA) için müzakere süreci 9-11 Kasım 2016 tarihinde başlamış olup,  bugüne dek bir dizi resmi ve gayrı resmi toplantı gerçekleştirilmiştir. Ancak AB Dış İlişkiler Konseyi’nin ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerini gerekçe göstererek 15 Temmuz 2019 tarihinde açıkladığı kararlar arasında Türkiye ile AB arasında yürütülen Kapsamlı Hava Taşımacılığı Anlaşması müzakerelerinin askıya alınması da yer almıştır.

 

Türkiye-AB Üst Düzey Ulaştırma Diyaloğu

Komisyon Başkan Yardımcısı ve Ulaştırmadan Sorumlu Komiser Sayın Siim Kallas 2012 yılında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinde, bir Türkiye-AB Üst Düzey Ulaştırma Diyaloğu mekanizmasının kurulmasını önermiştir. Bu kapsamda 9 Aralık 2013 tarihinde Brüksel’de gerçekleşen ilk toplantıda Üst Düzey Ulaştırma Diyaloğunun çalışma grubu toplantıları şeklinde devam etmesine karar verilmiş ve taşımacılık sektörünün farklı boyutlarında somut sonuçlara ulaşmak amacıyla üç ana çalışma grubu oluşturulmuştur: Bunlardan ilki Trans-Avrupa Ulaştırma Ağlarını (TEN-T) da içerecek şekilde oluşturulan demiryolu taşımacılığı çalışma grubu, ikincisi karayolu taşımacılığı çalışma grubu ve sonuncusu ise denizyolu taşımacılığı çalışma grubudur. 

İlk çalışma grubu toplantısı “demiryolu taşımacılığı” alanında mülga Avrupa Birliği Bakanlığı ev sahipliğinde 10 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Toplantıda, Trans Avrupa Ulaştırma Ağları (TEN-T) ve demiryolu taşımacılığı alanlarında ülkemiz ile Avrupa Komisyonu arasında işbirliğinin geliştirilebilmesi amacıyla görüş ve bilgi alışverişinde bulunulmuş, işbirliği konuları belirlenmiştir. İkinci toplantı ise 17 Ekim 2014 tarihinde Brüksel’de yapılmış, karayolu güvenliği, akıllı ulaştırma sistemleri, denizyolu taşımacılığı gibi konular görüşülmüştür.

TR-AB Yüksek Düzeyli Ulaştırma Diyaloğu, Komisyon’un Ulaştırmadan sorumlu Üyesi Sn. Violeta Bulc’un 5-6 Temmuz 2017 tarihlerinde ülkemize gerçekleştirdiği ziyareti sırasında yeniden canlandırılmıştır. Bakanlar düzeyindeki diyalog toplantısı 27 Kasım 2017 tarihinde Brüksel’de gerçekleşmiştir. Her iki taraf açısından görüşmeler olumlu geçmiş olup, taraflarca önümüzdeki döneme ilişkin toplantı ve çalışmalar için bir yol haritası belirlenmiştir. 20 Nisan 2018 tarihinde Sn. Violeta Bulc ülkemizi ziyaret etmiş olup, ziyarette Bakanlar düzeyinde görüşme ve AB fonları katkısıyla inşa edilecek olan Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı’na saha ziyareti gerçekleştirilmiştir. Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı temel atma töreni 25 Eylül 2019 tarihinde Edirne'de düzenlenmiştir. Törene dönemin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sn. Mehmet Cahit Turan, Sn.Violeta Bulc ve Bulgaristan Ulaştırma, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Bakan Yardımcısı Angel Popov katılmıştır.

15 Ocak 2019 tarihinde Bakan Yardımcısı düzeyinde ve ulaştırma alanında kapsamlı bir gündem çerçevesinde gerçekleştirilen son üst düzey toplantının sonrasında 5 Şubat 2019 tarihinde Sn. Turhan’ın Brüksel ziyaretinde Bulc ile de bir görüşmesi olmuş; işbirliğinin giderek artırılması yönünde fikir birliği devam etmiştir. Öte yandan, AB Dış İlişkiler Konseyi’nin ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetlerini gerekçe göstererek 15 Temmuz 2019 tarihinde açıkladığı kararlar arasında Türkiye ile AB arasında yürütülen Yüksek Düzeyli Ulaştırma Diyaloğunun askıya alınması da yer almıştır.

 

Fasıl Kapsamında Gerçekleştirilen ve Devam Eden Projeler

Proje Yılı

Projenin Adı

Faydalanıcı Kurum

Projenin Durumu

2006

Türkiye'de Karayolu Güvenliğinin Arttırılması

Karayolları Genel Müdürlüğü

Tamamlandı

2007

Güvenli Denizler: Türk Sahil Radyosunun Modernizasyonu

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü

Tamamlandı

2007

Türk Demiryollarının Reformu

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı-TCDD

Tamamlandı

2009

Ticari Araçların Ağırlık ve Boyut Kontrolü

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

Devam Ediyor

2009

Türkiye’de İntermodal Taşımacılığın Geliştirilmesi

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

Tamamlandı

2010

Türkiye’de Denizcilik Eğitim ve Öğretiminin İyileştirilmesi

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

Tamamlandı

2010

Gemi Kaynaklı Emisyonların Azaltılması

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

Tamamlandı

2010

Türk Demiryollarının Reformu (Faz II)

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

Tamamlandı

2011

Türk Limanlarında ve Kıyı Tesislerinde Tehlikeli Yüklerin Elleçlenmesinde Deniz Emniyetinin Artırılması

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

Tamamlandı

2011

Gemi Kaynaklı Atıklardan Kaynaklanan Deniz Kirliliğinin Önlenmesi İçin Kapasite Geliştirme

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı/ Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı/ Sahil Güvenlik Komutanlığı/ Antalya, Mersin, Kocaeli ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri

Tamamlandı

2011

SHGM'nin İdari ve Kurumsal Kapasitesinin Artırılması

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü

Tamamlandı

2012

Türk Sivil Havacılığının Emniyet ve Güvenlik Konularında Eğitim Kapasitesinin Geliştirilmesi

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü

Devam Ediyor

2012

Tehlikeli Yüklerin Taşınmasına Destek

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

Tamamlandı

2013

Karayolu Güvenliği Trafikte %100 Yaşam

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü

Devam Ediyor

 

Bu döküman ab.gov.tr sitesinde bulunan makaleden otomatik üretilmiştir