ENGLISH
  Güncelleme: 22/06/2018

AB Bakanı Ömer Çelik AA Editör Masası'nda Gündeme Dair Değerlendirmelerde Bulundu

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk oldu ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

AB Bakanı Ömer Çelik, 24 Haziran seçimlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede hem siyasetçi hem de gözlemci olarak Türkiye'deki genel seçim kampanyasına baktığında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında birçok adayın değil, tek bir lobinin olduğunu söyledi ve "Sayın Cumhurbaşkanımızın siyaseti oksijen siyaseti, diğerlerinin siyaseti ise karbondioksit siyaseti." diye konuştu. 

Türk milletinin en büyük gücünün sandıkla kurduğu ilişki olduğunu söyleyen Bakan Ömer Çelik, bu ilişkinin siyasete talimat veren bir güç olduğunu kaydetti. 

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, bazı muhataplarıyla baş başa görüşmelerinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı överken, kendisi döndükten sonra cumhurbaşkanımıza yönelik olumsuz eleştiriler yöneltilmesini de eleştirdi ve şöyle konuştu:

"Diktatör ve otoriter dediğin adam, halkına karşı tankın, topun, tüfeğin arkasına saklanır. Sayın Cumhurbaşkanımız 15 Temmuz'da halkıyla beraber topun tüfeğin önüne çıktı, net olan budur. Bu tartışmayı burada konumlandırmak lazım. Kim ne derse desin bunun ölçüsü hukuk devleti içinde seçimlerdir. Hukuk devleti içinde seçimlerden defalarca galip çıkmış bir liderdir. Dolayısıyla diğerlerinin hepsi kara propaganda, hiçbirini ciddiye almaya gerek yok."

Türkiye'de seçim öncesindeki mevcut siyasi ortamı da değerlendiren AB Bakanı Ömer Çelik, "Değişen, çok dinamik bir toplum yapısını yönetmeye çalışıyoruz. Siyasetçi hata yapar. Siyasetin doğasında bu var. Siyasetçinin hata yapmadığı yer, hayatın durduğu yerdir. Tabii ki hata yapmışızdır. Sonuç itibarıyla temel ilkelerin korunması konusundaki hassasiyet önemli." dedi.

Türkiye'ye yönelik eleştirilerin kaynağının nereye dayandığına ilişkin bir soruya karşılık AB Bakanı Ömer Çelik, "Daha kaliteli bir siyasetle muhatap olmak isteriz. Bu, kaliteyi de aşan bir konu. Tipik bir siyah deri beyaz maske dediği konu. Bazen bakıyorsunuz, yurt dışında temelsiz kara propaganda var. Ciddiye almıyorsun, 'Bu kadar da olmaz' diyorsun. Avrupa'da her kesimi tanıyoruz, dostlarımız var, dostumuz olmayan tanıdıklarımız var. Bütün süreçlerin arka tarafını görebilecek durumdayız. Bakıyorsun ki bunları zehirleyenler Türkiye'deki bazı çevreler oluyor." yanıtını verdi.

Yabancı gazetecilerin Türkiye'yi anlatırken neredeyse Kuzey Kore'nin daha demokratik bir ülke olduğu gibi bir imaj çizdiğine şahit olduğunu aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, "Anlattığı şeyler analize dayanmıyor. Kendi statüsünü, siyaseti belirleme gücünü, siyasete posta koyma gücünü özleyenlerin retoriğinin bir taklidi." ifadesini kullandı.

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'de basın özgürlüğüyle ilgili tartışmaların, 2010 yılında BM Güvenlik Konseyinde İran'a ambargo uygulanması kararına Türkiye ve Brezilya'nın "hayır" oyu vermesinin ve ardından Suriye meselesinin de Türkiye'nin yaptığı işin bazılarının çıkarlarını bozmasından sonra çıkarılmış olmasına dikkati çekti.

Bakan Ömer Çelik ayrıca Türkiye'ye DEAŞ'tan bir saldırı olduğunda Avrupa'da kamu binalarının dışına Türk bayrağı yansıtılıp, PKK saldırdığında bu dayanışmanın görülmemesini ise "iki yüzlülük" olarak adlandırdı.

Demokrasinin her şeyden önce siyasi ahlaka dayanan bir rejim olduğunu söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'de bugünlerde medyada görüyoruz, doğrudan bir terör örgütünün başını siyasi propagandasının merkezine alarak seçim çalışması yapan kişiler var. Bu en basit ilkeyle siyasi ahlaka aykırı bir şeydir. Herkes kendi ailesini, çocuğunu düşünsün. Bireysel suçlarda bile tahammül edilemeyecek bir şeyi sistematik olarak gerçekleştirmiş bir aktörün bu şekilde meşrulaştırılması, terörist örgütün ve terörist örgütün başının özgürleştirilmesi çağrısı yapılması kabul edilemez. Ama bir aday açıkça Abdullah Öcalan'la ilgili bu çağrıyı yapıyor."

Muhataplarından bu konuda ciddi bir tepki alamadıklarına işaret eden AB Bakanı Ömer Çelik, AP'de terörle bağlantılı bazı kişilerin parlamentoya girişinin yasaklanmasını da "trajik" olarak niteledi.

Türkiye ile ABD arasında bazı tartışmalı konular olduğunu söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, "Ama büyük resimde kadrajı biraz daha büyüttüğümüz zaman ABD içerisinde oluşan bu bildirinin zıt karar mekanizmaları arasındaki çelişkinin Türkiye politikasına yansıması olarak ortaya çıktığını görmemiz lazım." ifadelerini kullandı. Bakan Ömer Çelik, FETÖ'nün propaganda merkezlerinin henüz bu olaylar yaşanmadan ABD'de belli merkezleri etkilediğini belirterek, "Evanjelik lobisinin bu faaliyetlerden dolayı yargılama süreci devam ediyor. Bunu bir tür siyasal şantaja dönüştürmeye çalışıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, F-35 tesliminde bir sorun olacağını zannetmediğini ifade ederek, "Ama artık bu meselelerin ülkeler arasında bu şekilde kullanılması, bu işte herhangi bir aksamanın söz konusu olması demek, artık lafın bittiği yer demektir." diye konuştu. Böyle bir durumda kimsenin "ne müttefikliği ne terörle mücadeleye karşı iş birliğini ne de herhangi bir ülke ile hangi sabiteler üzerinden ilişki kurulabileceğini tanımlayabileceğini" söyleyen Bakan Ömer Çelik, "Biz terörle mücadele konusunda en güçlü mücadeleyi veren bir ülkeyiz." diye ekledi.

Türkiye'nin AB meselesine çok büyük yatırım yaptığını bildiren AB Bakanı Ömer Çelik, bu hedefle bir sürü reformlar ortaya konulduğuna da dikkati çekti.

Bakan Ömer Çelik, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefine, AB'nin de müzakerelere bağlılığını ifade ettiğini vurgulayarak, seçimlerin ardından öne çıkan yeni aşamada somut adımların önemli olduğunun altını çizdi.

AB Bakanı Ömer Çelik, AB'nin 18 Mart anlaşmasının hükümlerine uymadığının altını çizerek, ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekildikten sonra, AB liderlerinin anlaşmalarla ilgili ahlaki ve siyasi yükümlülükleri hatırlattığını aktardı.

AB'nin anlaşma kapsamında gönüllü yerleştirme, vize serbestisi ve fasılların açılması gibi konularda verdiği sözleri yerine getirmediğini de belirten AB Bakanı Ömer Çelik, "AB'nin başkalarına, anlaşmalara bağlılık konusunda ders verecek üstünlüğü yok. 18 Mart anlaşmasının hükümlerine uymadılar." değerlendirmesinde bulundu.

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye ile AB arasında varılan 18 Mart mutabakatı kapsamında Suriyeli sığınmacılar için ayrılan 6 milyar avronun ilk ve ikinci 3 milyar avroluk dilimine ilişkin, "İkinci dilimle ilgili masaya oturuldu. İlk 3 milyar avronun 1,94 milyarı kurumlara aktarıldı. Bunun 1,5 milyarı BM ve dünya bankası üzerinden harcanıyor. Kalan kısmı İçişleri, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlığı'na aktarılmış oldu." dedi.

Türkiye'nin kurumlarının tam kapasiteyle bu projeleri yerine getirdiğini söyleyen Bakan Ömer Çelik, "Bizim söylediğimiz şudur: Bunu doğrudan aracı kurumlara aktarmak yerine doğrudan Türkiye'deki kurumlara aktarma diliminin daha da artırılması gerekiyor. İkincisi bu sürecin daha da hızlandırılması gerekiyor." şeklinde konuştu.

Bakan Ömer Çelik, vize sürecine ilişkin kriterlerin 7 maddeden 6'ya düşürülmesi konusunda, "Bu biyometrik pasaportla ilgili. Biz, bütün ihtiyaçları karşılayacak durumdayız. Onlara söylediğimiz şey şu: Bunu teknik bir mesele olarak düşünüyorsanız, yarın Türkiye'ye vize verilmesi lazım. Siyasal bir mesele olarak düşünüyorsanız, o da sizin içinden çıkamayacağınız siyasal bir tablo yaratır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin AB'ye girmesinin Türkiye'nin milli çıkarları için çok büyük fayda sağlayacağına yönelik inancını dile getiren Bakan Ömer Çelik, "Ben Türkiye'nin milli çıkarlarına bakarım. Herhangi bir süreç benim ülkemi aşağılamaya, benim ülkeme haksızlık etmeye, benim milletime karşı haksızlık etmeye başladığı zaman ben buna cevap vermezsem ben bu sıfatları hakketmiyorumdur." dedi.

AB ile müzakere sürecini tıkayan tarafın Türkiye olmadığını belirten AB Bakanı Ömer Çelik, bu tutuma Avusturya ile ilişkilerde yeni bir iyileşme başlamışken ülkenin camileri kapatma ve imamları sınır dışı etme kararıyla gerilen atmosferi örnek verdi.

AB Bakanı Ömer Çelik, Avrupa'da AK Partinin seçim propagandası yapmasına izin verilmemesine rağmen, HDP'nin seçim propagandasına izin verildiğini belirterek, bu durumun AB'nin, kendi kendini zehirleyen politikalarının bir neticesi olduğunu vurguladı. Bakan Ömer Çelik, Avrupa'da aşırı sağ gibi, terör gruplarının da önünün açıldığına işaret ederek, "(Avrupa hükümetleri) Kendi toplumlarını zehirleyerek aşırı sağı yükselttikleri zaman aynı DEAŞ gibi bir meseleyle karşı karşıya kalır. Avrupa'nın DEAŞ'ı aşırı sağdır." dedi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, İtalya ve Avusturya gibi ülkelerin kimlikçi siyaset güden süreçlerle karşı karşıya olduğunu belirterek, "Kimlik siyaseti, kimlikçi siyasete dönüşür, kimlikçi siyaset anında demokrasiyi zedelemeye başlar." değerlendirmesinde bulundu.

AB ülkelerindeki Türklerin seçimlere katılımına ilişkin yaptığı değerlendirmede ise AB Bakanı Ömer Çelik, yüzde 48 oranında seçimlere katılım olduğunu ve gümrük kapılarındaki oylarla bu rakamın yüzde 50'ye ulaşabileceğini söyledi.

Belli ülkeler hariç her yerde seçimlere katılımın arttığını dile getiren Bakan Ömer Çelik, bu durumun vatandaşların demokratik siyasal bilince sahip olduğunun göstergesi olduğunu vurguladı.

AB Bakanı Ömer Çelik, seçim sürecinde Avrupa ülkelerinde propaganda çalışmalarına engeller çıkarılmasına rağmen, Hollanda'da İslam ve göçmen karşıtı PEGIDA örgütün, ramazan ayında cami önünde domuz keserek parti yapmasına izin verildiğini hatırlattı.

İlkeli ve tutarlı olmak gerektiğini vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, "Yarın bir gün DEAŞ yanlısı başka bir dinin ibadet hanesinin önünde böyle bir şey yapmaya kalkarsa bunu da hak ve özgürlük olarak görecek misiniz? Camiler, kiliseler, havralar titizlikle korunması gereken mekanlardır." dedi.

FETÖ'nün bütün terör örgütlerinin en tehlikeli taraflarını almış 'kokteyl bir örgüt' olduğunun ve meselenin ciddiye alınması gerektiğinin altını çizen AB Bakanı Ömer Çelik, "Bu siyaset meselesi değildir. En azından Sayın Cumhurbaşkanımız dışındaki diğer adaylardan bu konuda çerçeveli ve içerikli sözler duymayı arzu ederim." diye konuştu.

FETÖ firarisi Adil Öksüz'le ilgili tartışmalara da değinen AB Bakanı Ömer Çelik, bu şahsın birileri tarafından korunduğunun çok belli olduğunu söyledi. Bakan Ömer Çelik, "Zaten bu örgütün böyle bir özelliği var. Türkiye dışında her yere bağlıdır. Türk bayrağı dışında her bayrağı öpüyorlar." ifadelerini kullandı.

Bakan Ömer Çelik, Adil Öksüz meselesinde örgüt mensuplarının şimdiye kadar bu gruplara yaptığı hizmet ve ayrıca bundan sonrasında yapacakları hizmet ve vaat karşısında himaye edildiğinin düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

FETÖ'nün dünyanın en tehlikeli örgütü olduğunu vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, "Burası bizim için vatan diyorsak, buranın egemenliği bu millete ait diyorsak bu egemenliği korumak biz görev yapanların namusu, şerefi ise bu meselenin birinci maddesi bu adamların bu ülke üzerindeki faaliyetlerinin kesin olarak bittiğine, etkisiz hale geldiğine kani olmaktır." dedi.

Örgüte yönelik oluşturulan koruma kalkanının, bu örgütün hala ne kadar diri ve finansal olarak güçlü olduğunun, Türkiye karşıtı emellerinin devam ettiğinin göstergesi olduğuna dikkati çeken Çelik, "Ne oluyor mesela, AB metinlerinde 'terör örgütü' demiyorlar da, 'Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilen' diyorlar. İster istemez bu değişim gerçekleşiyor." ifadesini kullandı.

Bakan Ömer Çelik, 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Profesyonellerin seçmen algısını etkilediğini düşündüğü konularla seçmen algısını gerçekten etkileyen konular arasında büyük bir cari açık olduğunu dile getiren Bakan Ömer Çelik, bu cari açığın da boş laflarla dolduğunu ifade etti.

Siyasal atmosferin ne söylediğinin önemli olduğunu vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:

"Ben hep şunu söylüyorum, siyasetin kimyasını kurarsınız, sonra siyasetin fiziğini anlatırsınız. Bir ekosistem kurarsınız. Nasıl bir ortamda yaşamak istediğinizi siyasal olarak konumlandırırsınız, ondan sonra da içine siyasetin fiziğini, yapacağınız hizmetleri koyarsınız. Problem şu, karşımızdakiler bir siyasal kimya kuramadıkları gibi, zaten ellerinde bir siyasal fizik de yok."

Bakan Ömer Çelik, sandık güvenliği ve sonuçların açıklama sürecine ilişkin hükümete ve kurumlara yönelik iddiaları ise şöyle değerlendirdi:

"Sanki seçim sonucunu TRT tayin ediyormuş gibi, TRT üzerinde bu kadar polemik yapılmaya çalışılıyor. Orada arka plandaki şey nedir? Hükümet organlarından bir tanesi olduğu için, hükümete bağlı olduğu için. Anadolu Ajansı (AA) meselesinde de bu var."

Seçim gününü bir demokrasi bayramı olarak tanımlayan ve milletin kararını çok başka dinamiklerle verdiğini vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, "Özne millettir, millet patrondur. Amirimiz millettir. Oyumuzu o verir, notumuzu da o verir." diye konuştu.

Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edebilmek için bir çok haber ajansını takip ettiğini söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, AA'nın sahada olmasının, gelişmelere bakış açısını netleştirmesi bakımından önemli olduğunu vurguladı.

Dünyada sokağın hikayesini ulaştıran bir ajans olmasından dolayı AA ile gurur duyduklarını söyleyen AB Bakanı Ömer Çelik, AA'nın analiz ve görüş hizmetlerini de övdü.

 


Diğer Etkinlikler

Image
 
Image
 
Image
 
Image
 
Image
 

Güncelleme: 22/06/2018 / Hit: 3,144