ENGLISH
  Güncelleme: 12/07/2019

Avrupa Birliğinde Yasama ve Karar Alma Süreçleri

Avrupa Birliği (AB), üye devletler tarafından Kurucu Antlaşmalar vasıtasıyla açıkça yetkilendirildiği alanlarda düzenleme yapıp bağlayıcı kural koyabilmekte ve gerekli tedbirleri alabilmektedir. AB kurumları da, bu antlaşmalarda kendilerine verilen yetkiler çerçevesinde ve belirlenen usul, şart ve amaçlara uygun olarak hareket ederler.

AB kurumsal yapısı içerisinde yasama faaliyeti; Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin işbirliği ile gerçekleşir. Yasama sürecinde her bir kurumun görevi, yetkisi ve sorumluluğu birbirinden farklıdır.

Yasama süreci, bazı istisnalar haricinde, Avrupa Komisyonu’nun yeni AB düzenleme taslaklarını planlaması, hazırlaması ve taslak öneriyi AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na iletmesi ile başlamaktadır. Komisyon’un bu faaliyetleri; düzenleme konusunun ekonomik, sosyal ve çevresel bakımdan sonuçlarının değerlendirilmesini ve AB’nin ve AB vatandaşlarının menfaatlerini gözetmek üzere ilgili paydaşlarla danışmalarda bulunulmasını içermektedir. Komisyon, AB Konseyi harekete geçmediği sürece, bir Birlik tasarrufunun kabul edilmesine ilişkin usullerin her aşamasında önerisini değiştirebilir.

Komisyon’un  düzenleme teklifinin kabul edilmesinde ise tek bir genel usul yoktur. AB’nin her bir politika alanında kararların hangi usul izlenerek alınacağı, Kurucu Antlaşmalar’da açıkça belirtilmektedir.

AB’de karar alma faaliyeti "Olağan Yasama Usulü" ve "Özel Yasama Usul"leri aracılığıyla gerçekleştirilir.

Antlaşmalarda aksi belirtilmediği takdirde uygulanacak olan usul kural olarak Olağan Yasama Usulü’dür. Olağan yasama usulü, Komisyon’un önerisi üzerine, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi tarafından bir tüzük, direktif veya kararın ortaklaşa kabul edilmesini ifade eder. Bu usulde, yasama işlemi ancak Parlamento ile AB Konseyi'nin anlaşması ile yapılabilir. Parlamento, bir düzenleme önerisini onaylayabilir, reddedebilir veya hakkında değişiklik önerebilir.  Bu önerilerin AB Konseyi tarafından da benimsenmesi halinde tasarruf bu şekilde yasalaşabilir.

Antlaşmalar’da açıkça belirtilen hallerde Özel Yasama Usulleri’nin uygulanması söz konusudur. Özel Yasama Usulleri, diğerlerinin yanı sıra özellikle; Danışma Usulü ve Muvafakat Usulü şeklindedir.

Danışma usulünde Komisyon'un hazırladığı öneri hakkında Parlamento, AB Konseyi’ne görüş bildirir (onay, ret veya değişiklik), ama bu görüş bağlayıcı değildir. AB Konseyi konuyu Parlamento’nun görüşünü aldıktan sonra bu görüşe uymadan da karara bağlayabilir. Muvafakat usulünde ise Parlamento’nun Komisyon önerisine onay vermesi halinde o tasarruf AB Konseyi tarafından kabul edilebilir (Ayrıca bu usul yasama dışı tasarruflar bakımından da kullanılabilmektedir. Birliğin taraf olacağı pek çok uluslararası anlaşma muvafakat usulüne tabidir. Yeni üyelerin Birliğe katılımını sağlayan katılım antlaşmaları ve bir üye devletin AB üyeliğinden çekilmesine ilişkin anlaşmalar da Parlamento’nun muvafakatini gerektirir. Bir üye devletin AB’nin temel değerlerini ihlal ettiğine yönelik tespitte de Parlamento’nun muvafakati aranmaktadır).

AB’de yasama faaliyeti yapılırken Ekonomik ve Sosyal Komite ile Bölgeler Komitesi gibi bazı danışma organlarına da danışılması gerekebilir.

Antlaşmalar’da, “Bütçenin Onaylanması” ve “Komisyonun Yasama Dışı Tasarrufları” gibi özel usullerin uygulandığı karar yöntemlerine de yer verilmektedir.

Yasama tasarrufları, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlanır. Bu tasarruflar, belirtilen tarihte, tarih belirtilmemişse yayım tarihlerini izleyen yirminci gün yürürlüğe girer.

Avrupa Komisyonu çıkarılan düzenlemelerin doğru biçimde uygulanmasından, değerlendirilmesinden ve gerektiğinde güncellenmesinden sorumludur.


Güncelleme: 12/07/2019 / Hit: 113,881