ENGLISH
  Güncelleme: 09/02/2022

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı Türkiye-AB İlişkileri Hakkında Değerlendirmelerde Bulundu

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı Yeni Şafak Gazetesi’nin 7 Şubat 2022 tarihli sayısı için mülakat vererek Türkiye-AB ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

 

Türkiye’nin 2022 yılında AB’den temel beklentisinin, yapıcı bir tutum ve katılım perspektifimizi esas alacak şekilde olumlu gündemin somut adımlarla peyderpey ilerletilmesi olduğunu belirten Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Kaymakcı, bu bağlamda 18 Mart Mutabakatı’nın tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesinin önemine işaret etti.

 

 

 

Türkiye’nin AB’den 2022 beklentileri:
18 Mart mutabakatında tam uygulama
Güvenlik ve savunma alanında işbirliği
AB Başkanı Kaymakcı:
“AB’den somut adım bekliyoruz”
 
Dışişleri Bakan Yardımcısı, Avrupa Birliği (AB) Başkanı Faruk Kaymakcı, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde 2022 yılı beklentilerini Yeni Şafak’a anlattı. 2021 yılının Türkiye-AB ilişkilerinde daha az gerilim, daha çok iletişimin görüldüğü bir yıl olduğunu belirten Kaymakcı, “Türkiye’nin 2022 yılında AB’den temel beklentisi, yapıcı bir tutum ve katılım perspektifimizi esas alacak şekilde olumlu gündemin somut adımlarla peyderpey ilerletilmesidir. Bu bağlamda 18 Mart Mutabakatı’nın tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesi önemini korumaktadır. Ayrıca,  NATO üyesi ve aday ülke olan ülkemiz ile güvenlik ve savunma alanında da işbirliği 2022 yılında AB’den öncelikli beklentilerimiz arasında yer almaktadır” dedi. AB Ordusu konusunda “NATO’dan rol çalmamalı” uyarısı yapan Kaymakcı, “AB’nin güvenliği Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundan başlar” vurgusu yaptı. Büyükelçi Kaymakcı, göç konusunda Türkiye’nin önceliğinin ise, Suriyelilerin güvenli bölgelere döndürülmesi olduğunu vurgularken AB’yi bu çabalara katkı sunmaya çağırdı. 
 
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, Türkiye’nin tam üyelik yolunda çalışmalarını sürdüğü AB ile ilişkilerinde olumlu gündem arayışından göç sorununa, yaptırım tehditlerinden Avrupa Ordusu çabalarına kadar geniş bir yelpazedeki gündem başlıklarını Yeni Şafak’a değerlendirdi. 
 
2021 yılını “Türkiye-AB ilişkilerinde daha az gerilimin, daha çok iletişimin görüldüğü bir yıl” olarak değerlendiren Kaymakcı, “Geçtiğimiz yıl AB ile ilişkilerimizde görece olumlu bir atmosfer oluşsa da, ne yazık ki pek çok kritik konuda somut adım atılamadı. AB’nin kendi önerisi olan olumlu gündem kapsamında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisi Diyaloğu başta olmak üzere somut bir ilerleme kaydedilemedi” dedi. Karşılıklı irade gösterilmesi halinde 2022’nin Türkiye-AB ilişkilerine her iki taraf açısından da önemli kazanımlar sunabileceğine inancını vurgulayan Kaymakcı, şunları söyledi:
 
AB’DEN BEKLENTİLERİMİZ
 
“Türkiye’nin 2022 yılında AB’den temel beklentisi, yapıcı bir tutum ve katılım perspektifimizi esas alacak şekilde olumlu gündemin somut adımlarla peyderpey ilerletilmesidir. Bu bağlamda 18 Mart Mutabakatı’nın tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesi önemini korumaktadır. Ayrıca,  NATO üyesi ve aday ülke olan ülkemiz ile güvenlik ve savunma alanında da işbirliği 2022 yılında AB’den öncelikli beklentilerimiz arasında yer almaktadır. Aday ülke olan Türkiye, 2022 yılında da katılım sürecinde ilerleme sağlamak için çalışmalarına kararlılıkla devam edecektir.”
 
AB RUMLARIN OYUNUNA DAHA FAZLA ALET OLMAMALI
 
Yunanistan’ın AB’ye yönelik Türkiye’ye yaptırım baskıları konusunda Kaymakcı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye yönelik tek taraflı gerginliği arttırıcı adımlarını sürdürdüğüne dikkat çekti. İstişari görüşmeler ve Cenevre’de 5+BM formatındaki toplantılarda Türkiye’nin müzakere yanlısı tutumunu gösterdiğini anımsatan Kaymakcı, “ABD’nin EastMed boru hattı projesinden desteğini çekmesi ve Avrupa Komisyonunun da bu tür projelere destek olmayacağını duyurması esasen bölgede gerginliğin devamından yana olunmadığını ortaya koymaktadır” dedi. Rumların Maraş projesine karşı her türlü yalan ve propaganda araçlarıyla AB ve uluslararası kamuoyunu Türkiye aleyhine tutum almaya zorladıklarını anımsatan Kaymakcı, “Ne yazık ki AB de Rumların bu oyununa gelmekte ve Maraş konusunda ülkemizi yeni AB yaptırım kararlarıyla tehdit etmektedir. Maraş konusunda ülkemize ve KKTC’ye bazı yaptırım kararları üzerinde bir süredir durduklarını biliyoruz. Bu konuda önümüzdeki dönem nasıl bir hareket tarzı seçeceklerini, biraz da uluslararası konjonktür belirleyecektir. Ümidimiz AB’nin Rumların oyunlarına daha fazla alet olmamasıdır” dedi. 
 
ÖNCELİĞİMİZ SURİYELİLERİN GERİ DÖNDÜRÜLMESİ
 
Türkiye-AB ilişkilerinin ileriye taşınabilmesi için 18 Mart Mutabakatının tüm unsurlarıyla gözden geçirilmesi ve uygulanmasının önemine işaret eden Kaymakcı, “Biz, Türkiye olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazırız. Ancak AB’nin de aynı iradeyi göstermesi gerekiyor” vurgusu yaptı. “Göç, artık dönemsel bir kriz olarak değil, uzun vadede iyi birlikte yönetilmesi gereken bir çerçevede ele alınmalıdır” diyen Kaymakcı, Türkiye’nin önceliğinin Suriyelilerin terörden arındırılan bölgelere geri dönüşlerinin sağlanması olduğunu vurgulayarak, “Bugüne kadar 472 bin Suriyeli istikrar sağladığımız bölgelere gönüllü olarak geri dönmüştür. AB’nin bu konudaki çalışmalarımıza katkı sunması beklentimizi de her fırsatta dile getiriyoruz. Nitekim 18 Mart Mutabakatının 9. maddesi de bunu gerektirmektedir” dedi.
 
VİZE SERBESTİSİ İKİ TARAF İÇİN DE FIRSAT
 
Türkiye-AB Vize Serbestisi Diyaloğuna yönelik 72 kriterin 66’sının karşılandığını anımsatan Kaymakcı, “Vize Serbestisi Diyaloğunu 18 Mart Mutabakatının unsurları arasında görece kolay gerçekleştirilebilecek bir madde olarak görüyorum. AB’nin olumlu yaklaşımını görebildiğimiz takdirde sürecin kısa sürede tamamlanabileceğine inanıyorum. Vatandaşlarımıza vize serbestisi tanınması iki tarafa da ticaret, turizm, eğitim, ekonomi, değişim ve yatırım konularında önemli fırsatlar sağlayacak ve yeni bir işbirliklerine kapı açacaktır” dedi. Kaymakcı, Gümrük Birliğinin güncellenmesinin ise her iki taraf için de bir ihtiyaç halini aldığını vurgularken, bu konuda daha fazla vakit kaybedilmemesi gerektiğini kaydetti. 
 
AB ORDUSU KONUSUNDA AKILCI KARARLAR
 
AB Ordusu çalışmaları konusunda, “Arzumuz, AB’nin NATO’dan rol çalan değil, sorumluluk ve ihtisas alanı çerçevesinde NATO’yu tamamlayan bir yapılanma tesis etmesidir. Bunun yolu, Türkiye gibi AB üyesi olmayan Avrupalı müttefiklerin bu süreçlere dahil edilmelerinden geçer. AB’nin henüz yerine getirmediği yazılı taahhütlerinden biri de budur” diyen Kaymakcı, Türkiye’nin birliğin güvenlik ve savunma kapasitesine katkı sunmak üzere Daimi Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) kapsamında “Askeri Hareketlilik” temalı bir projeye katılım konulu resmi başvuru yaptığını anımsattı. Kaymakcı, “Türkiye’nin bir NATO müttefiki ve NATO’nun en büyük orduya sahip ikinci ülkesi olarak AB’nin güvenliğine sağlayacağı katkı aşikardır. AB’den beklentimiz Avrupa’nın, NATO’nun ve AB’nin güvenliğinin Türkiye’nin doğu ve güneydoğu sınırlarından başladığı gerçeğini görmesi ve bu doğrultuda akılcı kararlar almasıdır” diye konuştu.
 
TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİ FARKLILIKLARA SAYGI ANLAMINDA ÖNEMLİ BİR EŞİK
 
Avrupa’da yükselen yabancı düşmanlığı ve İslamofobi konusunda, “Avrupa’nın modern tarihinde büyük yıkıma yol açan aşırı eğilimlerin maalesef ortadan kalkmadığını görüyoruz” diyen Kaymakcı, geçmişte öncelikle başkalarını hedef alan ırkçılık, göç sorunu çerçevesinde bu kez ağırlıkla Müslümanlara yöneldiğine işaret etti. AB’nin, 2020-2025 dönemi Irkçılığa Karşı Eylem Planını hayata geçirmesini ve Müslüman Karşıtı Nefretle Mücadele Koordinatörü atamasını olumlu karşıladıklarını vurgulayan Kaymakcı, “AB, yirminci yüzyılın kanlı savaşlarından sonra bile düşman ülkeleri bir masaya oturtup barışçıl amaçlarla bir araya getirebiliyorsa, günümüzün sıkıntılı ve demokrasiden uzaklaşan davranış kalıplarını da düzeltebilir. Bunun için hala şans ve zaman olduğuna inanıyorum. Ülkemizin üyeliği bu manada da Birliğe destek olacaktır. Vizyoner Avrupalı siyasetçilerin desteğiyle, Türkiye’nin üye olduğu bir AB, demokratik ve farklılıklara tam anlamıyla saygı gösterebilen bir birlik olma yönünde önemli bir eşiği aşmış olacaktır” dedi. 
 
SİYASİ GERİLİM ÜYELİK FONLARINA YANSIDI
 
AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) fonları konusunda, AB kurumlarının politik mülahazarla fon kesintileri yapmaları sonucu 2014-2020 dönemini kapsayan 4.4 milyar Avroluk IPA II dönemi fon tahsisatının 3.2 milyar Avro’ya düşürüldüğünü anımsatan Kaymakcı, 2021-2027 yıllarını kapsayan IPA III döneminde ise 2021 yılı bütçesinden şuana kadar Türkiye’ye toplam 208,5 milyon Avro’luk fon tahsis edildiğini belirtti. Kaymakcı, “2021 yılı için diğer aday ülkelerden daha fazla finansman alınmış olmakla birlikte, Türkiye’nin ekonomik hacmi ve nüfus büyüklüğü düşünüldüğünde bu tutarın arzu edilen seviyede olmadığı açıktır. Bu durumu, AB’li muhataplarımızla yaptığımız görüşmelerde sürekli olarak dile getirip, ülkemiz için tahsis edilen fon miktarının artırılmasını talep ediyoruz. 2022 yılı için ve IPA III’ün diğer kalan yıllarında Türkiye’ye daha fazla fon tahsisatı yapılmasını bekliyoruz” dedi. Kaymakcı, AB ile yaşanan gerginliklerin Suriyeli göçmenler için mali destek olan FRIT fonlarının tahsisatına ve kullanılmasına ise yansımadığını belirtirken, “Bunda şüphesiz Suriyelileri ülkemizde ağırlama çabamıza destek olmamaları halinde, bu kişilerin AB’ye akın etmelerinden duyulan endişenin önemli rolü bulunmaktadır” dedi.
 
YEŞİL İKLİM FONU ÇALIŞMALARI
 
Dışişleri Bakan Yardımcısı, Büyükelçi Kaymakcı, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını daha da güçlendirmek üzere BM, Dünya Bankası, Fransa ve Almanya ile gerçekleştirilen görüşmeler sonucu sağlanan 3 milyar 157 bin ABD Doları tutarındaki iklim finansmanı kaynağının benzer kaynakları harekete geçirmesini beklediklerini söyledi. Kaymakcı, “Diğer finansman kuruluşları ve ülkelerle de bu yöndeki işbirliği imkânlarını ele almaktayız. Ülkemize sağlanacak iklim finansman kaynakları, Sayın Cumhurbaşkanımızın ilan ettikleri Yeşil Kalkınma Devrimi sürecinde atacağımız adımlar bakımından büyük önem arz etmektedir. Yeşil dönüşüm, AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında ülkemize sağlanan desteklerin de ana alanlarından birini oluşturmaktadır” dedi. Kaymakcı, Şubat ayı içerisinde düzenlenmesi öngörülen İklim Şurası’nda tüm paydaşların katkılarıyla iklim değişikliğiyle mücadelede güncel yol haritasının oluşturulacağını kaydetti. 
 

Mülakatı görüntülemek için tıklayınız.

https://www.yenisafak.com/gundem/abden-somut-adim-bekliyoruz-3743637?utm_source=twitter&utm_medium=social&utm_campaign=gundem


Diğer Etkinlikler

Image
 
Image
 
Image
 
Image
 
Image
 

Güncelleme: 09/02/2022 / Hit: 2,046