ENGLISH
  Güncelleme: 22/09/2010

İngiliz "Financial Times" Gazetesinde Yayınlanan "Türkiye, Brüksel için Bir Fırsat Olabilir" Başlıklı Makale

"Türkiye, Brüksel için Bir Fırsat Olabilir"

William Hauge (İngiltere Dışişleri Bakanı) ve Alexander Stubb (Finlandiya Dışişleri Bakanı)

Financial Times

8 Eylül 2010

 

 

Brüksel'de bu hafta sonu gerçekleştirilecek Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısında, mevkidaşlarımıza, Türkiye'nin dünya sahnesinde artan rolünün ve etkisinin tanınması için çağrıda bulunacağız. İngiltere ve Finlandiya, Türkiye'nin AB'ye üye olma hedefini desteklemektedirler. Ancak, Türkiye'nin katılım süreci yavaş ilerlemektedir. AB'nin, Türkiye'nin ilişkilerinin gücünden yararlanmak için, Türkiye'nin üye olmasına kadar beklememesi gerektiğini düşünüyoruz. Bununla birlikte, Türkiye ancak, masada kendisine bir sandalye verilmesi halinde AB'ye üye devletlerin güvenliğine ve refahına tam olarak katkı sağlayabilecektir.

 

Türkiye, Batı Balkanlar'da ve Orta Doğu'da, kayda değer bir "yumuşak güç" olarak zaten önemli bir güç ve etkili bir aktördür. Türkiye, Irak'ta hem politik hem de ekonomik bakımdan önem taşımaktadır. Türkiye'nin, İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası kaygıların giderilmesinde İran'ın ikna edilmesi için AB ile birlikte çalışması da önemlidir. Türkiye, Afganistan ve Pakistan bakımından da hayati önem taşıyan bir müttefiktir. Kısacası, AB ve Türkiye'nin birleştirilmiş gücünün potansiyeli çok yüksektir.

 

Dış politikada olduğu gibi ekonomik bakımdan da, Türkiye'nin AB üyeliği küresel ekonomik krizden çıkmak için ticaret ve yatırım yapan Avrupa'nın ortak çıkarınadır. G-20 ülkeleri arasında yer alan Türkiye, Avro bölgesinin sadece % 1 oranındaki büyüme ortalamasıyla kıyaslandığında, bu yıl % 5'ten fazla büyüme göstermesi beklenen hızlı büyüyen bir ekonomiye sahiptir.


Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), Türkiye'nin 2050 yılında Avrupa'daki ikinci en büyük ekonomiye sahip ülke olacağını tahmin etmektedir. Hali hazırda Avrupa'daki Türk iş adamları 40 milyar Avro (51 milyar $) değerindeki iş hacmiyle, 500.000 kişi istihdam etmektedirler. AB'de yer alacak bir Türk ekonomisi, ihracatçılar ve yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratacak ve Orta Asya ve yakın doğudaki pazarlara ve enerji kaynaklarına erişmemizi sağlayacaktır.


Türkiye'nin AB üyeliğini ekonomi ve güvenlik mülahazalarıyla destekleyen tez, bu sebeplerle her zamankinden daha güçlüdür.
Türkiye'nin AB üyeliğinin Türkiye'ye sağlayacağı stratejik ve ekonomik faydalar da çok derin ve geniş kapsamlı olacaktır. İş imkânlarının geliştirilmesi, sınır güvenliği, eğitime erişim ve toplumsal alanda eşitlik çaba sarf edilmeye değer hedeflerdir.


Tüm bunları söylemekle beraber, her iki tarafın bu avantajlardan yararlanabilmesi için sonbaharda üyelik yolunda kaydettiği ilerleme değerlendirilecek olan Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini canlandırmak üzere daha fazla çaba sarf etmesi gerekmektedir. Temel insan haklarının önem taşıyan alanlarında ilerleme görmek istiyoruz. Ekonomik reform sürdürülmeli ve AB'nin tek pazar kuralları uygulanmalıdır. Üyelik yolundaki aşamalardan biri olan rekabet faslında müzakerelerin mümkün olan en kısa zamanda açılabilmesi için reformları sürdürmesi konusunda Türkiye'yi destekliyoruz.


Türkiye, süregelen Kıbrıs meselesine bir çözüm bulunması yolundaki çabaları desteklemeye devam etmektedir. Adanın 36 yıldır süren bölünmüşlüğünün sona erdirilebilmesi için bu hedefin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu ise Kıbrıs'ta iki tarafın liderlerinin gerekli adımların atılmasında devlet adamlığına yakışır bir şekilde cesaret göstermeye devam etmelerini gerektirmektedir. Ancak, ödül büyük olacaktır. Çözüm, sadece adadaki herkes için değil, aynı zamanda Türkiye, AB'nin geri kalan kısmı ve tüm Doğu Akdeniz Bölgesi için ekonomik ve güvenlik bakımından büyük faydalar getirecektir.


AB değişmekte olan dünyaya kayıtsız kalamaz. Potansiyel yeni üyelere karşı kepenkler indirilemez. Son zamanlardaki katılım deneyimlerimiz, genişlemenin değişiklik için güçlü bir katalizör olabileceğini ve aday ülkeye ve bir bütün olarak AB'ye karşılıklı çıkarlar sağlayabileceğini göstermiştir. Birliğin üye sayısı 6'dan 27'ye çıkmıştır. Mevcut üye devletler yeni üyelerin getirdiği değişikliklere uyum sağlamıştır. Aynı şekilde yeni üye devletler de AB'nin norm ve değerlerine uyum sağlamıştır.


Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyenlerin ve üyeliğine karşı çıkanların tezleri aynıdır: Türkiye, büyük bir nüfusa ve büyümekte olan bir ekonomiye sahip, jeopolitik açıdan önemli, çok kültürlü bir ülkedir. Ancak, bunlar bir tehdit olarak değil, bir fırsat olarak görülmeli ve AB ve Türkiye arasındaki müzakere süreci artık hız kazanmalıdır. Ayrıca, Türkiye üyelik yolunda AB standartlarını karşılama yönünde ilerleme kaydederken, AB de Türkiye ile olan ekonomik, güvenlik ve kültürel bağlarını güçlendirmelidir. Türkiye'nin üyeliğiyle, AB daha da güçlü olacaktır. Birlikte, parçalarımızın toplamından daha fazlası olacağız.

 

(William Hauge ve Alexander Stubb)

 

 

Yazıya ulaşmak için tıklayınız.

 

 

 



Güncelleme: 22/09/2010 / Hit: 9,695