Fasıl 15 - Enerji - AB BAKANLIĞI

Fasıl 15 - Enerji

FASLIN KAPSAMI : 

Enerji faslı kapsamındaki mevzuat enerji iç piyasası (elektrik ve doğal gaz piyasaları), enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynakları, nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma ile arz güvenliği alanlarında yoğunlaşmaktadır.

AVRUPA BİRLİĞİ'NİN ENERJİ POLİTİKASI :

Avrupa Birliği enerji politikalarının üç temel amacı bulunmaktadır:

- Topluluğun rekabet edebilirliğine katkı sağlamak,
- Enerji arz güvenliğini temin etmek,
- Sürdürülebilir kalkınma temelinde çevrenin korunmasına katkıda bulunmak.

Avrupa Birliği enerji politikalarını oluştururken bu üç amaç arasında bir denge kurmayı hedefler.

AB mevzuatı, rekabet gücü yüksek, güvenli ve sürdürülebilir enerji piyasaları oluşturulması, kalitenin artırılması, tüketiciye daha fazla seçenek ve daha ucuz fiyatlar sunulabilmesi amacıyla enerji piyasalarında serbestleşmeyi sağlayıcı düzenlemeleri içermektedir. Buna göre, elektrik ve doğalgaz sektörlerinde piyasaya erişim, organizasyon, işleyiş, ihalelerde uygulanan prosedürler ve yetkilendirme usulleri gibi konular ortak kurallarla düzenlenmektedir. AB mevzuatına göre hak ve yükümlülükler bakımından işletmeler arasında ayrımcılık yapılamaz. Elektrik ve doğalgaz sektörlerinde sağlanan serbestleşme, özel sektörün de bu alanlarda altyapı yatırımları yapmasını, dağıtım, taşıma, pazarlama hizmetlerinin rekabete açılarak gelişmesini sağlamaktadır.

Birliğin sera gazı emisyonlarının % 80’inden enerji sektörü sorumludur.  Sürdürülebilir bir enerji politikası için iklim değişikliği ile mücadele, AB’nin enerji politikasının önemli bir bileşenidir. Bu bağlamda Komisyon, Avrupa Konseyi’nin onayıyla, 2020’ye kadar gerçekleştirilmesi öngörülen enerji alanına ilişkin üç önemli hedef belirlemiştir:

- Enerji verimliliğinin % 20 artırılması,
- Enerji arzında yenilenebilir enerji kaynaklarının payının %20’ye, ulaşım sektöründe kullanılan biyoyakıtın oranının en az %10’a çıkarılması,
- Sera gazı emisyonlarının % 20 düşürülmesi.
 
23-24 Ekim 2014 tarihlerinde gerçekleştirilen AB Konseyi toplantısında, AB’nin 2030 yılına yönelik iklim ve enerji politikalarının çerçevesi(2030 framework for climate and energy policies) resmen kabul edilmiştir. Söz konusu paket uyarınca, AB’nin sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar 1990 seviyesine kıyasla %40 oranında azaltılması, yenilenebilir enerjinin toplam enerji tüketimi içindeki payının %27 oranına yükseltilmesi ve enerji verimliliğinin asgari olarak %27 oranında artırılması öngörülmektedir.

Avrupa Komisyonu, Birliğin enerji politikasını, reform ve yeniden organizasyon yoluyla yeni bir “Avrupa Enerji Birliği”ne dönüştürme amacı kapsamında, ilk etapta 1 Kasım 2014 tarihinde Enerji Birliğinden sorumlu bir Başkan Yardımcısı atamış, 25 Şubat 2015 tarihinde de “İleriye Dönük İklim Değişikliği Politikası ile Dirençli bir Enerji Birliği için Çerçeve Strateji” belgesini yayımlamıştır.

Enerji Birliği Çerçeve Stratejisi olarak anılan belgede, enerji güvenliği, sürdürülebilirlik ve rekabetçiliği artırmak üzere tasarlanan, birbirini tamamlayan ve birbirleriyle yakından ilişkili olan beş öncelik (dimensions) şu şekilde sıralanmaktadır:

- Enerji arzı güvenliğinin sağlanması
- Tam entegre ortak Avrupa enerji pazarının oluşturulması
- Enerji talebini azaltmaya katkı için enerji verimliliğinin artırılması
- Ekonominin karbonsuzlaştırılması
- Araştırma, yenilikçilik ve rekabetçilik

Enerji Birliği Çerçeve Stratejisi’nde yukarıdaki hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik olarak 15 başlık altında eylemler yer almaktadır. Strateji’nin ekinde yer alan Enerji Birliği için Yol Haritası’nda ise strateji kapsamındaki eylemlerin uygulanmasına ilişkin bir zaman çizelgesine yer verilmektedir. AB, söz konusu strateji ve eylem planının uygulanmasının yakından takibini öngörmekte “ortak bir enerji politikası” oluşturulması yönünde oldukça güçlü bir siyasi irade ve kararlılık ortaya koymaktadır.

TÜRKİYE'NİN ENERJİ POLİTİKASI :

Türkiye’nin enerji politikasının temel hedefi, enerjinin ekonomik büyümeyi gerçekleştirecek ve sosyal gelişmeyi destekleyecek şekilde, zamanında, yeterli, güvenilir, rekabet edilebilir fiyatlardan, çevresel etki de göz önüne alınarak temin edilmesidir. Ülkemiz son yıllarda, enerji piyasamızın rekabete dayalı ve şeffaf bir piyasa anlayışı çerçevesinde yeniden yapılandırılması, yerli ve yenilenebilir kaynak potansiyelimizin tespiti ve kullanımı, nükleer enerjinin elektrik üretimine dahil edilmesi, enerji verimliliği ve yeni enerji teknolojilerinden yararlanılması gibi alanlarda yasal ve teknik çalışmalarla önemli aşama kat edilmiştir. Bu kapsamda; Türkiye enerji politikasının temel öncelikleri:

- Maliyet, zaman ve miktar yönünden enerjinin tüketiciler için erişilebilir olması,
- Serbest piyasa uygulamaları içinde kamu ve özel kesim imkanlarının harekete geçirilmesi,
- Dışa bağımlılığın azaltılması,
- Enerji alanında ülkemizin bölgesel ve küresel etkinliğinin artırılması,
- Kaynak, güzergah ve teknoloji çeşitliliğinin sağlanması,
- Yenilenebilir kaynakların azami oranda kullanılmasının sağlanması,
- Enerji verimliliğinin artırılması ve
- Enerji ve tabii kaynakların üretiminde ve kullanımında çevre üzerindeki olumsuz etkilerin en aza indirilmesi  
şeklinde özetlenmektedir.

Avrupa Birliği, enerji alanında da dünyanın en önemli pazarlarından biridir. Günümüzde, petrol ve doğalgaz, Birlik ülkelerinin en önemli enerji kaynaklarıdır. Petrol ve doğalgaz rezervleri sınırlı olup, dünyanın belirli coğrafi bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Hâlihazırda Birlik ülkeleri petrol ve doğalgaz ihtiyaçlarının büyük bölümünü ithal etmektedir. Avrupa’da doğalgaz ihtiyacının 2030 yılında günümüze oranla %70-80 artması beklenmektedir. Türkiye, bölgedeki diğer ülkelerle enerji alanında daha yakın işbirliğine imkân sağlayacak ve enerji güvenliğinin tesisi bağlamında AB’nin önceliklerinden birini teşkil eden Güney Gaz Koridorunun hayata geçirilmesinde ve AB ile Türkiye’nin enerji güvenliğine katkıda bulunmada büyük bir rol üstlenmektedir. Türkiye’nin dâhil olduğu gaz iletim ve bağlantı projelerinin tamamlanması, Türkiye’nin AB piyasası ile entegrasyonunu temin ederken, AB’nin arz güvenliğine ve kaynak çeşitlendirmesine katkı sağlayacaktır.

Bu bağlamda, Türkiye ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında doğal gaz bağlantı çalışmaları yürütülmekte olup, enerji kaynaklarının ticaretinin yapılabilmesini teminen yasal ve düzenleyici çerçevenin tamamlanmasına ilişkin çalışmalar sürmektedir. Türkiye’nin, batısında enerjide dışa bağımlı bir Avrupa ile doğusunda petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından zengin ülkeler arasında bir köprü işlevi gören konumu, enerji arz güvenliği açısından bakıldığında ülkemizin önemini artırmaktadır.

Ülkemiz Türkiye-Yunanistan doğal gaz enterkoneksiyonu, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Kerkük-Yumurtalık petrol boru hatları gibi büyük çaplı projeleri hayata geçirmiş, TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı), Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz boru hattı, Samsun-Ceyhan petrol boru hattı gibi projeleri de gerçekleştirmek üzere gerekli çalışmaları yürütmektedir.
 
Hazar Denizi doğalgaz kaynaklarının ülkemiz üzerinden Avrupa’ya iletilmesini sağlayacak Güney Gaz Koridorunun en önemli parçası olan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), Türkiye sınırları içerisinde bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük çap ve uzunluğa sahip boru hattı projesidir. İnşaat çalışmalarının başladığı proje ile, 2018 yılında Türkiye’ye, 2020 yılında ise Avrupa’ya gaz tedarik edilmesi hedeflenmektedir.  Gazın Türkiye sınırından Avrupa’ya hangi proje ile taşınacağı konusunda ise iki alternatif ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki, Nabucco projesinin Türkiye-Avusturya arasındaki bölümü olan ve Batı Nabucco olarak adlandırılan projedir. Diğeri ise, yine Güney Gaz Koridoru’nun diğer muhtemel bileşenlerinden biri olan ve gazı Yunanistan, Arnavutluk ve Adriyatik Denizi üzerinden İtalya’ya ulaştıracak olan Trans Adriyatik Boru Hattı Projesi’dir (TAP). Sonuç olarak, 28 Haziran 2013 tarihinde Şah Deniz Konsorsiyumu TANAP’tan gelecek olan gazın Avrupa’ya TAP Projesi ile iletilmesine karar verildiği açıklanmıştır.

FASIL KAPSAMINDA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR :

Elektrik ve Doğal Gaz
 
Avrupa Birliği’nde, Birinci Enerji Paketi 1996 yılında yayımlanan elektrik direktifi ile 1998 yılında yayımlanan doğal gaz direktifi olarak tanımlanmaktadır. Bu direktifler ilgili pazarların serbestleştirmesinde yeterli olmayınca, 2003 yılında İkinci Enerji Paketi olarak adlandırılan, yeni elektrik ve gaz direktifleri yayımlanmıştır. Ancak bu direktiflerin de istenen liberal piyasa düzenini sağlamaması üzerine Haziran 2009’da iki direktif ve üç tüzükten oluşan Üçüncü Enerji Paketi benimsenmiştir.

AB’nin elektrik ve doğal gaz sektörüne ilişkin direktifleri, söz konusu piyasaların rekabete tam olarak açılması ve tüm tüketicilerin tedarikçilerini serbestçe seçebilmelerini, piyasaların bağımsız otorite tarafından düzenlenmesini, sınır ötesi ticaretin geliştirilmesi, tüm tarafların ayrım gözetilmeden şebekeye erişiminin sağlanması ve arz güvenliğinin gözetilmesini öngörmektedir. Bu alandaki temel direktifler ve tüzükler; Elektrik Direktifi (Directive 2009/72/EC of the European Parliament and of the Council of 13 July 2009 concerning common rules for the internal market in electricity and repealing Directive 2003/54/EC), Doğalgaz Direktifi (Directive 2009/73/EC of the European Parliament and of the Council of 13 July 2009 concerning common rules for the internal market in natural gas and repealing Directive 2003/55/EC  Regulation (EC) No 713/2009 of 13 July 2009 establishing an Agency for the Cooperation of Energy Regulators,Regulation (EC) No 714/2009 of 13 July 2009 on conditions for access to the network for cross-border exchanges in electricity and repealing Regulation (EC) No 1228/2003Regulation (EC) No 715/2009 of 13 July 2009 on conditions for access to the natural gas transmission networks and repealing Regulation (EC) No 1775/2005)

Ülkemiz, AB enerji müktesebatının en önemli düzenlemelerinden olan Elektrik ve Doğal Gaz Direktiflerine uyum çerçevesinde, ulusal elektrik ve doğal gaz sektörlerinin serbestleşmesi ve yeniden yapılanmasında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. 

Bu kapsamda,  AB elektrik ve doğal gaz direktiflerine paralel olarak hazırlanan 4628 sayılı “Elektrik Piyasası Kanunu” ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu 2001 yılında yürürlüğe girmiştir. Günün koşullarına ve AB’nin yenilenen mevzuatına uyum sağlanması amacıyla Elektrik Piyasası ve Doğalgaz Piyasası Kanunları gözden geçirilmiş, 6446 sayılı Yeni Elektrik Piyasası Kanunu 30.03.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yeni Doğalgaz Piyasası Kanun Taslağı üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu gereği olarak piyasa faaliyetlerinin lisans almak suretiyle serbest ve rekabetçi bir ortamda gerçekleştirmesine yönelik düzenlemenin ve denetimin bağımsız bir otorite tarafından sağlanması amacıyla 2001 yılında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kurulmuştur. Elektrik ve doğal gaz piyasalarının rekabete açılmasını sağlayan yasal altyapı kapsamında etkin uygulamanın gerçekleştirilmesine yönelik ikincil düzenlemeler ise EPDK tarafından gerçekleştirilmektedir.

AB’de elektrik piyasasında öngörülen reformların tamamlanması amacıyla geçiş dönemi uygulamaları gerçekleştirilmektedir Bu uygulamaya paralel olarak, Türkiye’de elektrik piyasasındaki serbest tüketici limiti her yıl EPDK tarafından tespit edilmektedir. Elektrik piyasasında öngörülen reformun temel bileşenlerinden olan dağıtım ve üretim varlıklarının özelleştirilmesi yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Yenilenebilir Enerji
 
AB, gerek arz güvenliği gerekse iklim değişikliği ile mücadeledeki önemine binaen yenilenebilir enerji kaynaklarının (YEK) geliştirilmesini temel öncelikler arasında değerlendirmektedir.  Aynı zamanda, bu teknolojilere yönelik sanayinin gelişmesi, Avrupa’nın içinde bulunduğu mevcut ekonomik koşullarda yeni iş alanı açmasıyla önem arz etmektedir. Bu sebeple AB yenilenebilir enerji politikasını oluşturmuştur.

Ülkemiz temiz enerji kaynağı olarak bilinen YEK (hidrolik enerji, jeotermal enerji, güneş ve rüzgâr enerjisi) potansiyeli bakımından zengin bir ülkedir. Dolayısıyla, Yenilenebilir enerji sektöründe, AB’ye uyum için yapılan düzenlemeler ile YEK kullanımı teşvik edilmektedir. Sektör, yatırımcıların da ilgisi sayesinde, gün geçtikçe gelişmektedir. Gerekli teknik bağlantılar ile yasal altyapı kurulduğu takdirde “yeşil” enerji ticareti gibi yeni fırsatlar söz konusu olabilecektir. (Directive 2009/28/EC of the European Parliament and of the Council of 23 April 2009 on the promotion of the use of energy from renewable sources)

Türkiye’de, yenilenebilir enerji kullanımının, serbest piyasa mekanizması ve şartlarını zorlamadan artırılması ve desteklenmesi için gerekli yasal hususların oluşturulması nihai hedefi çerçevesinde, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, 2005 yılında yürürlüğe girmiştir.8 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6094 sayılı Kanun ile de 5346 sayılı Kanunda bazı değişiklikler yapılmış ve YEK esaslı elektrik enerjisi üretimi konusunda bir destekleme mekanizması tanımlanmıştır.

Ayrıca, 2007 yılında yürürlüğe giren 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ile yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine ilişkin ilave teşvikler geliştirilmiştir. Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik alımında taban fiyat uygulaması getirilmiştir. Çok küçük ölçekli yenilenebilir kaynaklı elektrik üretim tesisleri ile mikro kojenerasyon tesislerinin kurulmasında, lisans alma ve şirket kurma yükümlülüklerinden muafiyet tanınmıştır.

18 Mayıs 2009 tarihli ve 2009/11 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı eki olan, Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesinde yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin 2023 yılı için somut hedefler konmuştur:

- Yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının %30 olması,
- Hidroelektrik potansiyelimizin tamamının elektrik enerjisi üretiminde kullanılması,
- Rüzgâr enerjisine dayalı kurulu gücün 20.000 MW’a ulaşması,
- 600 MW’lık jeotermal potansiyelin işletmeye girmesi,
- Güneş ve diğer yenilenebilir kaynakların kullanımı için gereken düzenlemelerin yapılması,
- Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı için alınacak tedbirler sonucunda, elektrik
  üretiminde doğalgazın payının %30’un altına düşürülmesi.

Yenilenebilir enerji konusunda ayrıca, 9 Şubat 2015 tarihinde “Türkiye Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı” yayımlanmıştır. Söz konusu eylem planı ile “Yenilenebilir Kaynaklardan Sağlanan Enerjinin Kullanımının Teşvik Edilmesine Dair 2009/28/AT sayılı Direktif” de göz önünde bulundurularak, ülkemizin ulusal yenilenebilir enerji politikasının ve yenilenebilir enerjide mevcut durumun ortaya konulması ile 2023 yılı yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşılması amacıyla ülkemizde yenilenebilir enerjinin geliştirilmesini teşvik etmeye yönelik stratejilerin oluşturulması amaçlanmaktadır.
  
Enerji Verimliliği
 
Enerji verimliliği ve enerjinin rasyonel kullanımı başlığı altında yer alan AB mevzuatı, enerji tüketen ürünlerin eko-tasarım gereksinimleri, kojenerasyon, binaların enerji performansı, yaz saati uygulamaları, enerji etiketlemesi konularını kapsamaktadırlar. (Directive 2012/27/EU of the European Parliament and of the Council of 25 October 2012 on energy efficiency, amending Directives 2009/125/EC and 2010/30/EU and repealing Directives 2004/8/EC and 2006/32/EC;Directive 2010/30/EU of the European Parliament and of the Council of 19 May 2010 on the indication by labelling and standard product information of the consumption of energy and other resources by energy-related products; Ecodesign Directive 2005/32/ECDirective 2010/31/EU of the European Parliament and of the Council of 19 May 2010 on the energy performance of buildings)

AB, kombine ısı güç üretimi, enerji verimliliği stratejilerinin teşvik edilmesi, enerji kaynaklarının çevreye zararlı olmayacak şekilde verimli kullanımı, binalarda enerji performansının geliştirilmesi, sanayi kuruluşlarında enerji verimliliğinin geliştirilmesi hususlarına da önem vermektedir.

2007 yılında yürürlüğe giren 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ile Türkiye’de, enerjinin etkin kullanılması, israfın önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması için enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğinin arttırılmasına yönelik faaliyetler için hukuki çerçeve oluşturulmuştur.

Elektrikli ev aletlerinin enerji etiketlemesine ilişkin direktiflerin ulusal mevzuata aktarılması amacıyla mülga Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan bir dizi yönetmelik ve tebliğ Resmi Gazetede yayımlanmış olup, AB mevzuatındaki yeni gelişmeler Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca takip edilmektedir. 

Binaların toplam enerji tüketimindeki payının %40 gibi oldukça önemli bir oran oluşturması nedeniyle AB, binalarda enerji verimliliğini sağlamaya yönelik özel kurallar getirmektedir. Buna göre, yerel şartlar, iç ve dış mekanların iklimsel koşulları ve maliyet etkinliği dikkate alınarak, binaların enerji performansını artırıcı önlemler alınmaktadır. Binaların enerji performansı, standart kullanımına (ısıtma, soğutma, sıcak su ve havalandırma sistemleri, aydınlatma vb.) bağlı olarak tüketilen ya da tüketileceği varsayılan enerji miktarını ifade etmektedir. Binaların enerji performansını hesaplamak için genel bir çerçeve, yeni binaların uyması gereken asgari gerekler, binaların enerji sertifikası ile binalardaki kazan ve havalandırma sistemlerinin denetimine ilişkin kurallar uygulanmaktadır. Binaların enerji kullanımlarına göre belgelendirilmesi, binalarda enerjinin daha verimli şekilde kullanımının sağlanması amacıyla mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca hazırlanan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği 15.12.2008 tarih ve 27075 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bu alandaki mevzuat çalışmaları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülmektedir.

Diğer taraftan 2008 yılında çıkarılan Başbakanlık Genelgesi ile kamu kurum ve kuruluşlarında enerjinin etkin ve verimli kullanılmasına yönelik tedbirler belirlenmiştir. Genelge ile, “ULUSAL ENERJİ VERİMLİLİĞİ HAREKETİ” başlatılmış ve 2008 yılı “ENERJİ VERİMLİLİĞİ YILI” ilan edilmiştir. Ayrıca, 5627 sayılı Kanunda da belirtildiği üzere her yıl Ocak ayının ikinci haftasında Enerji Verimliliği Haftası etkinlikleri düzenlenmektedir.

Enerji Verimliliği Kampanyası (ENVER) ise, kamu kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özel kuruluşların işbirliği ile toplumun tüm kesimlerinde enerjiyi verimli kullanma bilinci uyandırmak ve çeşitli faaliyetlerle ülke genelinde enerji verimliliği konusunu gündemde tutmak amacıyla başlatılmış bir projedir.

Nükleer Enerji
 
Nükleer Enerji başlığı altındaki AB Müktesebatında, nükleer enerji üretiminde ve yakıt çevriminin tüm safhalarında nükleer güvenliğin sağlanması, radyoaktif atıklar, nükleer santrallerin devreden çıkarılması (devreden çıkarma ile ilgili sorumluluklar, atık yönetimi politikaları, radyasyondan korunma, çevresel etki değerlendirmesi, kamunun bilinçlendirilmesi, devreden çıkarma konusunda teknik yaklaşımlar ile mali ve ekonomik hususlar) konularına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Türkiye’nin nükleer santral kurma konusunda başlattığı çalışmalar bu alanda yasal düzenleme yapılması ihtiyacını doğurmuştur. Nükleer enerji ile ilgili yürütülen mevzuat çalışmaları, ülkemiz mevzuatının AB mevzuatı ile uyumlaştırılması hedefine de katkı sağlamaktadır. AB yüksek düzeyde nükleer güvenliğin sağlanmasına önem vermekte olup, bu alanda bir çerçeve oluşturan Nükleer Güvenlik Direktifini 25 Haziran 2009 tarihinde benimsenmiştir. (Council Directive 2009/71/Euratom of 25 June 2009 establishing a Community Framework for the nuclear safety of nuclear installations) Ülkemizde de yeni Direktif doğrultusunda uyum çalışmalarının başlatılmasının ve nükleer santral kurulması halinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) ilgili lisans süreci öncesinde bağımsız bir düzenleme kurumuna dönüştürülmesinin gerekeceği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, TAEK’in hem düzenleyici, hem de reaktör işleten kurum olarak ayrıştırılmasının önemli olduğu AB tarafından vurgulanmaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin 20 Eylül 1994 tarihinde taraf olduğu Nükleer Güvenlik Sözleşmesinin gereklerini yerine getirmesi beklenmektedir. Ülkemizde nükleer enerji ile ilgili bağımsız bir düzenleyici kurumun oluşturulmasını öngören ve Nükleer Güvenlik Sözleşmesi ile uyumlu olacak Nükleer Kanununa ilişkin çalışmalar ilgili kurumlar bünyesinde devam etmektedir.

Nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma alanlarında, AB direktiflerinin dayandığı, Uluslararası Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICRP) ve buna paralel Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tavsiyelerini dikkate alarak hazırlanmış olan düzenlemeler bulunmaktadır. Yüksek Aktiviteli Kapalı Radyoaktif Kaynaklara ve Sahipsiz Kaynaklara İlişkin Yönetmelik 21 Mart 2009 tarihinde, Kontrollü Alanlarda Çalışan Harici Görevlilerin İyonlaştırıcı Radyasyondan Kaynaklanabilecek Risklere Karşı Korunmasına Dair Yönetmelik ise 18 Haziran 2011 tarihinde yayımlanmıştır. “Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin Bildirim ve Çekince ile Birlikte Onaylanması Hakkında Karar” 8.05.2012 tarihinde, Nükleer Madde Sayım ve Kontrol Yönetmeliği ise 30.05.2012 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Ülkemizin “Kullanılmış Yakıt Yönetimi ve Radyoaktif Atık Yönetimi Güvenliği Birleşik Sözleşmesi”ne taraf olma süreci başlatılmış olup, sözleşmeye katılımın uygun bulunduğuna dair Kanun Tasarısı TBMM gündemindedir.

Nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma alanlarında TAEK tarafından yayımlanan yönetmelikler ile mevzuata uyum bakımından bir ilerleme sağlamıştır. Bu alanlardaki AB mevzuatına tam uyum sağlanabilmesi için çıkartılması veya revize edilmesi gereken mevzuata ilişkin çalışmalar devam etmektedir.

Nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma konusunda mevzuat uyum çalışmalarının yanı sıra Türkiye-AB mali işbirliği kapsamında, ülkemizde nükleer güvenlik için düzenleyici altyapının oluşturulmasına ilişkin bir proje yapılacaktır.

FASLIN MÜZAKERE SÜRECİNDE GELDİĞİ AŞAMA :
 
Faslın tanıtıcı tarama toplantısı 15-17 Mayıs 2006 tarihinde, ayrıntılı tarama toplantısı ise 14-15 Haziran 2006 tarihinde yapılmıştır. Enerji faslının tanıtıcı tarama toplantısı çerçevesinde, Avrupa Komisyonu’nun sunumları elektrik, doğal gaz, petrol, kömür, yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği ve talep yönetimi (enerji hizmetleri, etiketleme, binalar, eko-tasarım), nükleer enerji ve uluslararası anlaşmalar (Enerji Şartı) konularına odaklanmıştır. (Bakınız:http://www.ab.gov.tr/index.php?p=38&l=1 )
 
Enerji faslına ilişkin olarak, Mart 2007 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan tarama sonu raporu halen Konsey’de görüşülmektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) gibi bazı üye ülkelerin menfi yaklaşımları nedeniyle gelişme kaydedilememektedir. 

Diğer taraftan 9 Şubat 2012 tarihinde İstanbul’da dönemin AB Bakanı ve Başmüzakerecisi Sayın Egemen Bağış ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ile AB Genişleme ve Komşuluk Politikasından sorumlu Komiser Stefan Füle ve Enerji Komiseri Günther Öttinger’in, katılımları ile bir “Dörtlü Zirve” gerçekleşmiştir. Toplantı sonucunda enerji alanında durum tespiti amacıyla ortak bir çalışma grubu oluşturulması ve bu kapsamda neler yapılabileceğine ilişkin bir 
yol haritası çıkarılması kararı alınmıştır. Ortak çalışma grubu aracılığıyla Türkiye-AB enerji işbirliği ve fasıl altında irdelenecek konulara ilişkin ilerleme sağlanması hedeflenmiştir. İleride faslın açılması durumunda, bu ortak çalışma grubunun yürüteceği çalışmaların çıktılarının yararlı olacağı ifade edilmiştir.

Bu kapsamda, Mart ve Nisan 2012’de yapılan Çalışma Grubu Toplantılarında işbirliği için beş ana unsur belirlenmiştir:
 
- Türkiye ve AB’de enerji senaryoları ve enerji sepeti;
- Piyasa entegrasyonu ve altyapıların geliştirilmesi;
- Enerji işbirliği;
- Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve temiz enerji teknolojileri;
- Nükleer enerji ve radyasyondan korunma.

Bu alanlarda uzun dönemde enerji sektörü için ortak niyetlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızın ve Avrupa Komisyonu yetkililerinin katkılarıyla “Türkiye-AB Enerji Sektörü Geliştirilmiş İşbirliği Belgesi” oluşturulmuştur. 14 Haziran 2012 tarihinde Stuttgart’ta düzenlenen Zirve sonucunda, Çalışma Grupları tarafından oluşturulan “Türkiye-AB Pozitif Gündem: Türkiye-AB Enerji Sektörü Geliştirilmiş İşbirliği” belgesi tüm taraflarca kabul edilmiş, Türkiye-AB enerji işbirliğinin geliştirilmesi için yeni bir süreç başlatılmıştır. Bu sürecin Türkiye’nin AB’ye üyeliği yolunda olumlu bir adım teşkil edeceği temenni edilmiştir.

Bakanlığımız koordinasyonunda alt sektörler bazında çalışma grupları oluşturulmuştur. Bu kapsamda, 2013 yılı içerisinde “Elektrik Sektörü Çalışma Grubu Toplantısı (14 Şubat 2013, İstanbul)” ve “Doğal gaz Sektörü Çalışma Grubu Toplantısı (15-16 Nisan 2013, Brüksel)” gerçekleştirilmiştir. 2014 yılının ilk yarısında ise “Nükleer Enerji Çalışma grubu Toplantısı (7 Mayıs 2014, Ankara)” ve “Enerji Verimliliği, Yenilenebilir Enerji ve Temiz Enerji Teknolojileri Çalışma Grubu Toplantısı (23 Haziran 2014, Brüksel)” ve ENTSO-E Teknik Çalışma Grubu Toplantısı (17 Kasım 2014, Brüksel) düzenlenmiştir. 
 

Ülkemiz ve AB arasında enerji işbirliğindeki üst düzey diyaloglar devam etmektedir. Bu kapsamda, Türkiye ve AB arasında, enerji tedarik kaynaklarını güvence altına alma, çeşitlendirme ve rekabetçi enerji pazarları oluşturma hedefi doğrultusunda 16 Mart 2015 tarihinde “Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu” başlatılmıştır Buna ilişkin taraflarca “Ortak Deklarasyon”17 Mart 2015 tarihinde yayımlanmıştır. 29 Kasım 2015 tarihinde Brüksel'de düzenlenen Türkiye–AB Zirvesi’nde bir sonraki toplantının 2016 yılının ilk çeyreğinde gerçekleştirilmesi hususunda taraflar anlaşmış ve Bakanlar seviyesindeki ikinci toplantı 28 Ocak 2016 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Toplantı sonrasında bir basın bildirisi yayımlanmıştır.

15 Ekim 2015 tarihinde yapılan Zirvede alınan Türkiye ile katılım müzakerelerinin yeniden canlandırılması kararı neticesinde, Taslak Tarama Sonu Raporu’nun güncellenmesine ilişkin süreç Kasım 2015 tarihi itibari ile başlamış olup, gerekli teknik çalışmalar devam etmektedir.

 

  

İLGİLİ PROJELER :

 Proje Yılı/Numarası  Projenin Adı  Faydalanıcı Kurum Projenin Durumu
 TR0603.03 Türkiye'de Sınır Ötesi Elektrik Ticaret Koşullarının AB En İyi Uygulamaları Doğrultusunda Geliştirilmesi TEİAŞ  Tamamlandı
 TR0702.05 Avrupa Elektrik İletim Sistemine (UCTE) Senkron Bağlantı için Türkiye Elektrik Sisteminin Frekans Kontrol Performansının İyileştirilmesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Tamamlandı
 TR2009/0315.01 TEİAŞ'ın Yapısının ve Kapasitesinin Güçlendirilmesi TEİAŞ Tamamlandı
 TR2010/0315.01 Şebeke Yönetmeliğinin ENTSO-E Mevzuatı ile Uyumlaştırılması TEİAŞ Tamamlandı
 TR2010/0515.20 Binalarda Enerji Verimliliğinin İyileştirilmesi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Devam Ediyor
 TR2012.0315.10 Enerji Sektörü Programı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Devam Ediyor

 

 

YARARLI LİNKLER :

 

 

 

 

 

 

Sayfa görüntüleme sayısı:39478
Son güncelleme tarihi: 2016-06-21 10:44:39