AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik Adana'da Gündemi Değerlendirdi - AB BAKANLIĞI

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik Adana'da Gündemi Değerlendirdi

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Adana'da bir dizi temasta bulundu ve gündemi değerlendirdi.

AB Bakanı Ömer Çelik, yaptığı konuşmada "Geçmişte yaşandığı gibi parlamentoda, yargıda ya da hükümet içerisinde kriz çıkararak, Türkiye'nin gücünü zayıflatan Türkiye'yi geri götürmeye çalışan reflekslere karşı bizi, halkımızın iradesini korunaklı kılacak, milli iradeyi gasp etmek isteyenlere karşı güçlü bir yapı ortaya çıkaracak, bir sistem değişikliğine ihtiyacımız var." dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, Yüreğir Kültür Merkezi'nde partisinin il başkanlığınca düzenlenen İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin her tarafında bugün bu toplantıları gerçekleştirdiklerini belirtti.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimine değinen AB Bakanı Ömer Çelik, "Şimdi öyle bir ülke düşünün, o gün Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında geçmişte cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar pek çok şekilde gördüğümüz gibi eğer bir anlaşmazlık olsaydı, o gün hükümet içerisinde birden çok partinin olduğu bir koalisyon olup da bakanlar kurulu arasında darbe girişimine karşı koymak konusunda aynı fikri, aynı siyasi tutum söz konusu olmasaydı ya da o gün geçmişte 27 Nisan e-muhtırasında ya da 28 Şubat döneminde olduğu gibi devletin çeşitli organları arasında farklı düşünen ama demokratikleşme yetkisinin dışına çıkarak, sisteme müdahale etmek isteyen birtakım merkez kaç girişimleri olsaydı, biz o gün o darbe girişime engellemekte, buna karşı koymakta çok zorlanırdık." ifadesini kullandı.


AB Bakanı Ömer Çelik, devlet ve sistem içerisinde bir çatlak ve uyumsuzluk olması durumunda geçmiş zamanlarda yaşanan çok büyük sıkıntıların o gün yaşanabileceğine işaret ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bırakın darbe girişimini, geçmişte sadece bu uyumsuzluk yüzünden Türkiye'nin varlıkları, Türkiye'nin imkanları göz önünde saat başı erirken, bir krize müdahale etmek konusunda geç kalmış hükümetler dönemlerini biliyoruz. O sebeple bugün bahsettiğimiz sistem değişikliğini düşünürken, bunu sürekli aklımızda tutalım. Biz 15 Temmuz'u nasıl atlattık? 15 Temmuz'da tam bir uyum söz konusu olmasaydı, bu ülkenin ödeyeceği maliyetin ne kadar yüksek olacağını her zaman aklımızda tutalım. Çok net bir durum var, bizim önümüzdeki on yıllarda, yüz yıllarda karşı karşıya olduğumuz meydan okumalara, devletimizin karşı karşıya kaldığı, dünyanın içine girdiği ortam içerisinde daha konsolide bir devlet sistemine ihtiyacımız var. Daha güçlenmiş daha kararlı bir şekilde yürüyen bir sisteme ihtiyacımız var."

Sistem değişikliğinin yaklaşık 200 yıldır tartışıldığını vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, "Bakın dünya enteresan bir dönemden geçiyor. Bakın ilk defa ABD'den küreselleşme karşıtı bir takım sözler yükseliyor, korumacılıktan bahsediliyor. Çin küreselleşmeden, serbest ticaretten bahsediyor. Adeta dünyanın manyetik kutuplarının yer değiştirdiği bir dönemden geçiyoruz ve bizim bin 295 kilometrelik Irak Suriye sınırımızın ötesinde, Irakta ve Suriye sınırlarında güvenliği sağlayacak her hangi bir ordu gücü, herhangi bir ulusal devlet gücü kalmamıştır." değerlendirmesinde bulundu.

- "Sistem değişikliğine ihtiyacımız var"

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye'nin FETÖ, DEAŞ PKK terör örgütünün ve diğer terör örgütlerinin ve pek çok istikrarsızlaştırıcı unsurun saldırısı altında bulunduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Tüm bunların arasında demokrasimizi koruyoruz, hukuk devletimizi koruyoruz. Temel hak ve hürriyetler mücadelemizi koruyoruz. Tüm dünyanın gözü önünde dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük terör unsurlarıyla karşı karşıyayken bile özgürlük ve güvenlik dengesini korumak hususundan azami hassasiyet gösteren bir yönetim biçimi sergiliyoruz ama bizim önümüzdeki on yıllara bu sistem krizlerini aşmış olarak girmemiz lazım. Artık bundan sonrasında geçmişte yaşandığı gibi Cumhuriyet tarihinde gördüğümüz gibi birtakım sistem krizlerine giremeyiz. Vakit kaybetmeye veyahut sistem krizleri yüzünden çeşitli krizlere karşı müdahale konusunda zaaf göstermeye kesinlikle tahammülümüzün olmaması gerek.Geçmişte yaşandığı gibi parlamentoda, yargıda ya da hükümet içerisinde kriz çıkararak Türkiye'nin gücünü zayıflatan Türkiye'yi geri götürmeye çalışan reflekslere karşı bizi, halkımızın iradesini korunaklı kılacak, milli iradeyi gasp etmek isteyenlere karşı güçlü bir yapı ortaya çıkaracak bir sistem değişikliğine ihtiyacımız var."

- "İyi ki sandık var"

Halkın çok partili hayata geçildiği günden itibaren demokrasi destanı yazdığını aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, "Eğer Türkiye'de sandık olmasaydı halkın iradesinin yansıyacağı sandık ortaya çıkmasaydı emin olun etrafımızdaki bazı ülkelerde gördüğümüz o acı sahneler Türkiye'de geçmişte de yaşanırdı bugünde yaşanırdı. Ama iyi ki sandık var, demokrasi var, iyi ki halka soruyoruz, iyi ki halk istediği yönetimi gerçekleştirebiliyor." diye konuştu.


AB Bakanı Ömer Çelik, bir kez daha halka gidileceğini anımsatarak, şunları söyledi:

"Bir kere daha soracağız ama şunu unutmamız gerekiyor. Hiç kimsenin, Türkiye'nin içerisindeki sistem krizine, sistemin çalışmasıyla ilgili birtakım ayak oyunlarına girerek Türkiye'yi geriletmesine, tökezletmesine müsaade etmeyecek bir yapıyı ortaya çıkarmamız gerekiyor. Dün Paris'teydim. Avrupalı dostlarımız bana şunu soruyorlar, diyorlar ki 'yeni gelen sistem Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a daha mı çok güç getirecek, onun bu kadar güç alması sistem için doğru mudur?' Ben de şunu söylüyorum. Siz şu anda Sayın Cumhurbaşkanı'nın sahip olduğu gücü biliyor musunuz, şu anda Sayın Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında hiçbir konuda yargılanamaz. Hükümet AK Parti hükümetidir, AK Parti Meclisin çoğunluğuna sahiptir. Bizim elimizde bu kadar güç varken güç peşinde koşsaydık, esasında bizim bu sistemin değişmesine karşı çıkmamız gerekirdi. Bu sistemde iktidar olabilme alternatifi bulamadığı için de CHP'nin bu sistemi değiştirmesi gerekirdi. Mesele güç elde etmek olsaydı, sınırsız bir güçle ve kontrolsüz bir güçle Türkiye'yi yönetmek olsaydı, o zaman bizim bu sistemi değiştirmememiz gerekirdi."

Geçmişte cumhurbaşkanları ve başbakanlar arasındaki uyumsuzluktan, orada oluşan fay hattında yürüyen bazı vesayet odaklarının Türkiye'ye bedeller ödettiğini anlatan AB Bakanı Ömer Çelik, "Yarın cumhurbaşkanlarıyla başbakanlar ayrı partilerden olduğu zaman ya da değişik konularda ayrı düşünceleri olduğu zaman iki halkın seçtiği irade olacak ve bu iradenin çatışmasından ekonomik, demokratik düzen olarak temel hak ve hürriyetleri ve terörle mücadele bakımından, eğer 15 Temmuz gecesi böyle bir tablo ortaya çıksaydı, Türkiye'yi bir işgal girişimine karşı müdafaa etmek bakımından, zaaflar ortaya çıkacaktı." değerlendirmesinde bulundu.

AB Bakanı Ömer Çelik, konuşmasının devamında, her darbenin bir rejim değişikliği olduğunu, Türkiye'yi asıl darbelerin değiştirmek istediğini belirtti.

"Bize rejim değişikliğinin ne olduğundan bahsetmesinler." diyen Bakan Ömer Çelik, "Yıllarca bu ülkede 'laikliğe karşı odak olmak' yüzünden birçok parti kapatıldı. Ama anayasanın bütün maddeleri eşittir. Acaba demokrasiye karşı olmaktan hangi parti kapatılırdı. Bütün siyasi hayatı boyunca kimler demokrasiye karşı odak oldular. Bunları hiçbir zaman unutmayalım. Bugün de açık ve net bir şekilde söylüyorum. Herhangi bir meselenin halka gitmesinden korkmak yine bir vesayet meselesinin parçasıdır. Bırakın halk karar versin." ifadesini kullandı.

AB Bakanı Ömer Çelik, halkın iradesinin en güçlü irade olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"Bu ülkede en güçlü irade sizin iradenizdir. Sizin iradenizin üzerinde bir irade yoktur. Kim ki sizin adınıza daha iyi karar verdiğini söylüyor, kim ki sizden daha iyi düşüncelere sahip olduğunu söylüyor, kim ki sizin adınıza kendisinin verdiği kararların sizin çocuklarınız için, ya da kendi kadrolarının verdiği kararların sizin çocuklarınız için daha iyi olduğunu söylüyor işte o vesayet odağıdır. Onun kafasının arkasında halk iradesi yoktur. Onun kafasının arkasında rejim değişikliği vardır. Bu meseleyi ve geçmişte yaşanan meselelerin adını iyi koymak gerekir. İnsanlar kendi ana dillerini konuşamazken, kendi dini hayatlarını yaşayamazken, çeşitli siyasi ya da ideolojik kimlikleri yasaklanırken sesi çıkmayanlar, ülkede halkın iradesi gasbedilirken bunun bir rejim değişikliği olduğunu söylemeyenler, bugün TBMM'nin onayından geçmiş ve halkın onayına sunulacak bir değişikliği rejim değişikliği olarak nitelendirebiliyor. Esas bunlar 'rejim rejim' diyerek aslında rejim tüccarlığı yapanlar."

AB Bakanı Ömer Çelik, "Kim ki halkın üstünden halka rağmen ve rejim bekçiliğine soyunuyor, onun adı rejim tüccarıdır. Ve şimdiye kadar bu hep böyle olmuştur ve böylede olmaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti rejimiyle bu halkın bir sorunu yoktur. Demokratik, laik, sosyal ve hukuk devletinin içerisinde bütün insanımızın özgür biçimde yaşadığı, herkesin kendi kimliğini hakim şekilde ortaya koyabildiği, siyasi olarak rahatça propaganda yaptığı, belli zaman diliminde anayasa ve yasaların öngördüğü şekilde halkın önüne sandığın gittiği, halkın kendi iradesiyle siyaseti şekillendirdiği bir rejim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından her zaman destek görmüştür ve destek görmeye devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Türkiye'nin geleceği için istiyoruz"

AB Bakanı Ömer Çelik, bu rejime en büyük zarar verenlerin, rejimin demokratik niteliğinden koparmaya çalışanlar ile 'rejim bekçiliği' adı altından rejim tüccarlığı yapan, rejim adına halk adına pazarlık yapanların olduğunu belirterek, bazı kişilerin anayasa değişikliğini okumadıklarını, diğer kısmın da bilerek gerçekleri sakladıklarını aktardı.

Sistem krizlerini aşmak üzere yeni bir yapının ortaya çıkmasını istediklerini anlatan AB Bakanı Ömer Çelik, "Türkiye'nin geleceği için istiyoruz. O sebeple bu bir parti meselesi değildir. Bu bir devlet meselesidir. Milli iradenin geleceğinin meselesidir. Önümüzdeki meydan okumalara karşı daha güçlü bir şekilde ilerleyebilmesi için sistem krizleri çerçevesinde oluşturulan fay hatlarından bir takım vesayet odaklarının kendilerine pay çıkaramamaları için, bu ülkenin demokrasisinin, ekonomisinin tökezletilmemesi için, daha kontrollü hükümet sistemine ihtiyaç duyduğumuz için sistem değişikliğine 'evet' diyoruz." ifadesini kullandı.

Bakan Çelik, Türkiye'nin önüne gelen bu tablonun tarihi fırsat, tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, "Sistem krizini aşmak zorundayız. Hele etrafımızdaki meydan okumalarına baktığımız zaman bu sistem krizini aşmak konusundaki irademizi en ciddi biçimde ortaya koymak zorundayız. Bir yandan Türkiye'yi büyüteceğiz. Türkiye'nin demokrasisini güçlendireceğiz, ekonomisini güçlendireceğiz. FETÖ, PKK, PYD ile de mücadele edeceğiz." dedi.

AK Parti'nin sandığı sevdiğine işaret eden AB Bakanı Ömer Çelik, şunları söyledi:

" Niye? Çünkü AK Parti en çok halkın konuştuğu zamanları sever. AK Parti en çok halkın emrettiği zamanları sever. AK Parti en çok halkın sesini dinlemeyi sever. Onun için sandık ortaya çıkacak halkın sesini daha çok dinleyeceğiz. Vatandaşımızın sesine daha çok kulak vereceğiz ve Türkiye'nin bu tarihi dönemecinde sandığa giderek halkın iradesinin tecelli etmesine hep beraber şahitlik edeceğiz. İnşallah hiçbir şekilde birtakım olaylardan dolayı üzüntüye kapılmayın, sakın ola ki yeise kapılmayın, kalbinizde bir mahzunluk olmasın. Bakın Suriye topraklarında DEAŞ terör örgütüne karşı verilen mücadelede en çok şehit veren illerin başındayız. Şehitler canlarını bu ülkenin insanları, bu ülke, vatan ve bayrak için feda ediyorlar. O zaman bizim üstümüze düşen, biz bu emanete sahip çıkacağız. İnşallah bugün bu çalışmalarımızı başlangıcını Adana'dan vermiş oluyoruz. Başka iller bir kez 'evet' diyorsa biz üç kere 'evet, evet, evet' diyeceğiz. İnşallah 16 Nisan'a kadar hep beraber koşacağız, yürüyeceğiz, şimdiden hayırlı uğurlu olsun."

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Adana temasları çerçevesinde daha sonra Osmaniye'ye geçti. Cebeli Bereket Kültür Merkezi'nde düzenlenen partisinin Osmaniye İl Danışma Kurulu Toplantısı'nda bir konuşma yapan AB Bakanı Ömer Çelik, konuşmasında, esas olanan millet iradesi olduğunu, yapılacak anayasa değişikliğiyle milletin kendi kendisini yönetme iradesinin daha güçlü olduğu bir tablonun ortaya çıkacağını söyledi.

Anayasa değişikliğine ilişkin referandumun 16 Nisan'da gerçekleştirileceğine dair Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) açıklama yaptığını anımsatan AB Bakanı Ömer Çelik, "Bu tarihi fırsatı kaçırmamalıyız. İlk defa sivillerin yaptığı bu şekilde büyük bir sistem değişikliğiyle birlikte Türkiye'nin önünü açacak bu fırsatı kaçırmamalıyız. Bazen 'sistem yanlış birinin eline geçerse' deniliyor. Vatandaşın yüzde 51'inin vatandaşın değerleri, milletin geleneğiyle kavga edecek birinin üzerinde uzlaşması mümkün değil. Yüzde 50'nin üzerine oy alacak alan kimse milletin iradesi, Türkiye özlemi, gelecek özlemiyle uyumlu birisi olacaktır." ifadesini kullandı.
AB Bakanı Ömer Çelik, bu tarihi fırsatın kaçırmamaları gerektiğini vurgulayarak, "AK Parti teşkilatı olarak, AK Parti'ye gönül verenler olarak sahada olacağız. MHP de bu teklifi desteklediği için onlar da sahada olacaklar. Ben biliyorum ki CHP ve diğer partilerden de aslında 'evet'e gönül vermiş pek çok vatandaşımız var." diye konuştu.

Türkiye'yi 15 yıldır yöneten sorumluluğunu taşıyan bir parti olarak sistem değişikliğini fevkalade önemsediklerine işaret eden AB Bakanı Ömer Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Ama bu bir parti meselesi değildir. Bu bir devlet meselesidir. 15 Temmuz gününden sonra ortaya çıkan tabloyu doğru okuyalım. Devletimizi doğru okuyalım. O fedakarlıklarla bu işgal girişimine karşı nasıl direndik, bundan sonrasında bu işgal girişimlerine direnmek değil, bir daha hiç kimsenin bu işgal girişimine teşebbüs edememesi için, bir daha Türkiye'ye kimsenin yan bakamaması için, Türkiye içinden darbe cunta oluşumlarının çıkmaması için bizim sistem krizlerinden ayrışmış, güçlü bir hükümet sistemine ihtiyacımız var. Onun için bu meseleye devlet meselesi olarak bakacağız. Cumhuriyet meselesi olarak bakacağız. Türkiye Cumhuriyeti'nin meselesi olarak bakacağız, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini inşa etme meselesi olarak bakacağız."

Türkiye'nin en büyük probleminin ülkenin ciddi meselelerini bilen, vatandaşın değerleriyle uyumlu bir ana muhalefet partisinin bulunmaması olduğunu aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, şunları söyledi:

"Ana muhalafet partisinin tek işi var, Türkiye'nin ve milletin değerleriyle kavga etmek. Sadece bunun için faaliyet gösteren bir parti. O yüzden ana muhalefet partisinin genel başkanını, ana muhalefet partisi sözcülerinin 'hayır' demesini ciddiye almayın. Onların 'hayır' demek dışında başka bir çareleri yok. Çünkü başka bir şey bilmiyorlar. Bu ülkeni meseleleri bilmiyorlar. Bu ülkedeki insanların değerleriyle uyumlu bir siyaset üretemiyorlar. Bu ülke insanlarının gelecek özlemlerini okuyamıyorlar. Bu ülkedeki genç çocukların umutları, hayalleri için iyi bir Türkiye ortaya koyacak vizyonları yok. Bu vizyon bizde var ve siz bu desteği verdiğiniz müddetçe bu yolda kararlılıkla yürüyeceğiz."

AB Bakanı Ömer Çelik, 16 Nisan günü yepyeni bir Türkiye'yi, yepyeni bir hükümet sistemini ortaya çıkarmak üzere sandığa gideceklerini dile getirerek, ülke savunmasında terörle mücadelede en ön safta yer alan Osmaniye'nin Türkiye'nin istikrar mücadelesi verdiği bu dönemde de bu görevi yerine getireceğinden emin olduğunu kaydetti.

"Türkiye'nin rejimi bellidir"

Türkiye'nin kuzeyindeki Avrupa ülkelerin ekonomik kriz, güneyindeki Irak ve Suriye gibi ülkelerin ise siyasi kriz yaşarken ülkenin ekonomisini, demokrasisini güçlendirmeye, dış politikada daha büyük etkinlik üretmeye çalıştıklarını aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, "Avrupa'da neredeyse bir yılda gerçekleşen terör saldırıları kadar saldırının Türkiye'de bazen bir ayda gerçekleşebiliyor. Buna rağmen ülkenin birlik, dirlik içinde büyük bir karalılıkla yoluna devam etmesinin en büyük sırrının miletin ülke yönetiminde asıl söz sahibi 'benim' demesidir." değerlendirmesinde bulundu.

AB Bakanı Ömer Çelik, geçmişte partilerinin karşılaştığı "367 krizi, kapatma davası" gibi olaylar yaşadıklarını, bu durumların esasında içinde yaşanan sistemin krizleri olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Deniyor ki 'parlementer rejim var. Niye vazgeçiyoruz'. Açık ve net bir şekilde söyleyelim Türkiye'de hiçbir zaman parlamenter rejim olmadı. Parlamenter rejim her zaman darbelerle sakatlandı, örselendi ve bir türlü parlamenter rejim Türkiye'de yerleşmedi. Siyasi tarihimizde parlamenter rejimin örselenmeden, yaralanmadan sakatlanmadan iyi kötü kendi performansını gösterebildiği bir tek AK Parti dönemidir. Şimdi diyorlar ki rejim değişikliği olacak. Bakın biz net bir şekilde söylüyoruz, Türkiye'nin rejimi bellidir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. AK Parti'nin de AK Parti'ye gönül verenlerin de bunla problemi yok. Bizim yaptığımız şey bir sistem değişikliğidir. Asıl rejim değişikliğini darbelerin gerçekleştirmiştir. Darbeleri de en çok destekleyen partinin CHP olması nedeniyle CHP aslında en çok rejim değişikliği isteyendir."

Kaynak: AA

Sayfa görüntüleme sayısı:992
Son güncelleme tarihi: 2017-02-11 18:00:17