Egemen Bağış’ın Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Demirkan Kararına İlişkin Değerlendirmesi - AB BAKANLIĞI

Egemen Bağış’ın Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Demirkan Kararına İlişkin Değerlendirmesi

T.C.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Demirkan Kararına İlişkin Değerlendirmesi

Kamuoyunda  Demirkan Davası olarak bilinen dava bugün neticelenmiş ve ne yazık ki Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) adaletsiz bir karar vermiştir. Karar üzerinde hukuki mülahazalardan çok siyasi mülahazaların etkili olduğu anlaşılmaktadır. AB hukuku önyargılara ve gündelik siyasi hesaplara kurban edilmiştir. Sınırların kalkması fikrine dayanan Avrupa Birliği’nin temel değerleriyle de bu karar çelişmiştir. Yeni duvarlar örmekten, yeni sınırlar üretmekten vazgeçilmeli, köprüleri atmak yerine yepyeni köprüler inşa edilmelidir.

ABAD bu kararıyla Türk vatandaşlarının hizmet almak üzere AB ülkelerine yapacakları ziyaretleri hizmet sunma kapsamında değerlendirmeyerek AB hukukuyla ve Türkiye-AB ortaklık hukukuyla bağdaşmayan bir karar vermiştir. Oysa, Roma Antlaşması paralelinde hazırlanan ve nihai hedefi tam üyelik olan Ankara Anlaşmasının hükümleri açıktır. Hiç kuşkusuz, hedefi tam üyelik olan bir anlaşmada, kişilerin serbest dolaşımının tam olarak gerçekleştirilmesi, bu hedefin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye-AB ortaklık hukukunda yer alan hizmet sunma serbestisi kavramını Birlik hukukunda yer alan aynı kavramdan farklı yorumlamak mümkün değildir. Dolayısıyla, başta turistler olmak üzere  tıbbi tedavi görmek, eğitim almak veya iş seyahati için üye ülkelere gitmek isteyen vatandaşlarımız hizmet alıcılar olarak hizmet sunma kapsamında değerlendirilmelidir ve vizesiz seyahat imkânından yararlanabilmelidir.

Bu karar, hâlihazırda AB ile yürüttüğümüz vize muafiyeti süreciyle de çelişmektedir. Zira Türkiye ile vize muafiyeti sürecinin başlatılması konusunda görüş birliğine varan ve Türkiye’nin bir an önce Geri Kabul Anlaşmasını imzalayarak süreçte ilerleme kaydetmemizi isteyen üye devletlerin bu davaya müdahil olarak olumsuz görüş bildirmeleri ve Divan’ı baskı altına almaları tarafımızca not edilmiştir. Bu durum, söz konusu ülkelerin vize muafiyeti sürecindeki samimiyetleri konusunda da şüphe uyandırmıştır. Hâlihazırda Komisyon’la devam eden vize muafiyeti sürecinde Türkiye’nin bahsekonu üye devletlerin tavırlarını göz ardı etmeyeceği bilinmelidir.

AB hukukunun AB’nin kendi hukuk mekanizmaları tarafından adil ve objektiflikten uzak şekilde yorumlanması ayrıca düşündürücüdür. AB’nin temel değerlerinden olan hukukun üstünlüğü ilkesi adına da ABAD’ın bu kararı talihsizliktir. Hukuk herkesin kendi işine gelen tarafından tutup yorumlayacağı bir olgu değildir. Hukuk siyasi hesapların görüleceği bir platform da değildir. Hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukunu gözeten yaklaşımların bizzat Avrupa Birliği tarafından reddedilmesi gerekir. Türkiye hiç şüphesiz bu kararı dikkatle değerlendirip, adımlarını ona göre atacaktır.

Elbette hukukun üstünlüğüne gösterdiğimiz hassasiyetin gereği olarak bu kararı da haksız bulduğu halde saygıyla karşılayacağız. Ancak daha önce çeşitli mahkemeler tarafından vize konusunda vatandaşlarımız lehine çıkan kararların uygulamada karşılaştıkları dirençler, umarız Demirkan kararının uygulanmaması konusunda da gösterilir.

Bizim su anda tek gayemiz Türk vatandaşlarına tam anlamıyla vize muafiyetinin sağlanmasıdır. Mahkeme kararlarıyla bu sürecin baltalanması, ertelenmesi veya engellenmesi söz konusu olamaz.

Vatandaşlarımız müsterih olsun. Vizesiz seyahat vatandaşlarımıza analarının ak sütü gibi helaldir ve Türkiye AB ile ortaklık hukukundan kaynaklanan haklarının sonuna kadar takipçisi olacaktır. 



Sayfa görüntüleme sayısı:6236
Son güncelleme tarihi: 2013-09-24 16:29:00