Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın İstanbul’un Fethinin 560. Yıldönümü Vesilesiyle Yayınladığı Mesaj - AB BAKANLIĞI

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın İstanbul’un Fethinin 560. Yıldönümü Vesilesiyle Yayınladığı Mesaj

İstanbul'un fethinin 560. Yıldönümünde bu eşsiz ve aziz şehri bizlere miras bırakan o büyük komutan Fatih Sultan Mehmet ile aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.

İstanbul'un fethi tarihin akışını değiştiren, bir çağı açıp yenisini başlatan bir milattır.

Peygamber Efendimiz İstanbul'un fethini ashabına anlatıp, "İstanbul elbette fetholunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir."  diye müjdelemiştir.

İstanbul’u fetheden o güzel komutanı, o güzel askerleri her zaman şükranla anıyor, onların bu aziz emanetine sahip çıkmaya hassasiyetle gayret ediyoruz.

İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti, 2012 Avrupa Spor Başkenti seçilmesi, son yıllarda dünyanın yükselen merkezleri arasında şimdiden yerini alması, vicdanın ve adaletin adresi olarak yükselmesi Fethin 560. yılında milletimizin de daha büyük bir özgüvenle geleceğe yürüme inancını pekiştirmektedir. Ümidimiz ve beklentimiz İstanbul’un bu mesajlarının Olimpiyat ruhuna da güç vermesi ve İstanbul’un hak ettiği şekilde 2020 Olimpiyatlarına evsahipliği yapmasıdır.

Esasen, 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkenti kabul edilen İstanbul, 1453 yılından beri dünyanın kültür ve hoşgörü merkezidir. İstanbul varolduğu sürece Avrupa’nın bir kültür merkezi, dünyanın barış merkezi olma vasfını kaybetmeyecektir.

Fatihi Sultan Mehmet’in, fethin hemen ardından yayınladığı Galata Ahitnamesi’nde, İstanbul’daki topluluklara kendi dillerini kullanma, kendi dillerinde eğitim görme, dinlerini ve inançlarını serbestçe yaşama, kendi kültür ve ananelerini yaşatma ve tarihî varlıklarını huzur ve güven içinde sürdürebilme teminatını vermiştir.

Hoşgörü ve adalete dayanan, yeniliklere açık yönetim anlayışıyla Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u farklı inanç ve geleneklerin barış içinde kaynaştığı bir bilim ve kültür merkezi haline getirmiştir.

İşte o yüzden İstanbul’u sadece şehirlerden bir şehir olarak görmek İstanbul’a yapılmış bir haksızlık olur. İstanbul tarihin akışına yön veren bir şehir olduğu kadar aynı zamanda o akışı barışa ve insanlığa yönlendiren bir kimliktir. 

Barış için, kardeşlik için, huzur ve hoşgörü için İstanbul eşsiz bir ilham kaynağıdır, derinlik ve mana sahibi bir şehirdir.

İstanbul hepimizin ortak paydası, aynı zamanda Türkiye’nin nüfus cüzdanıdır, kimlik belgesidir.   

Öyle ki Napolyon Bonapart “Dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.” diyerek İstanbul’un merkezi konumunu aktarırken yine Fransız yazar ve politikacı Alphonse de Lamartin “Dünyaya bir kere bakmak zorundaysan sadece İstanbul'a bak!”  şeklinde İstanbul’un mesajlarına teslim olmuştur. 

Üstad Necip Fazıl “Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar”, derken Orhan Veli, İstanbul’u gözleri kapalı dinlemiş. Yahya Kemal için  ‘İstanbul’un sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer’ken Sezai Karakoç için İstanbul, ‘yeryüzünden ve gökyüzünden ötedeki bir şehir’ olmuş.

Herkes İstanbul’un farklı bir özelliğine sevdalanmış, farklı bir sebeple ona bağlanmış. 

O yüzden İstanbul’u anlatmaktan daha önemli olan onu özümsemek, İstanbul ruhuyla bütünleşmek ve İstanbul’un mesajlarını doğru okumaktır.

Bu çerçevede, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminden bu yana İstanbul’un mesajları da daha gür sesle yankılanmaya başlamış, İstanbul’u ecdadımızın mirasına yakışmayacak manzaralarla karşı karşıya bırakan çarpık zihniyet son bulmuştur.

 

Fatih’in “Hüner, bir şehir bünyâd etmektir; Reâyâ kalbin âbâd etmektir.” şiarı fetihten 541 yıl sonra, yani 1994 yılında Sayın Başbakanımızla yeniden hayat bulmuş, İstanbul’u imar ederken, İstanbulluların da kalbini kazanman bir belediyecilik ve hizmet anlayışı İstanbul’a hâkim olmuştur. 

Bugün de Fatih Sultan Mehmed’in o engin ufku ve Sayın Başbakanımızın İstanbul sevdası İstanbul için yeni vizyon projelerine, yeni çılgın projelere öncülük etmektedir.

Diğer taraftan Doğu’nun en Batılı, Batı’nın da en Doğulu şehri olarak tek başına İstanbul, Türkiye’nin Avrupa Birliği için ne büyük önem arz ettiğini, Avrupa Birliği’ne, Avrupa’nın değerlerine ne büyük bir zenginlik katacağını göstermek açısından yeterlidir.

İstanbul Avrupalı bir şehirdir, İstanbul bir Avrupa şehridir. İstanbul, Avrupa kültürünü özümsediği kadar, Avrupa kültürünü şekillendirmiş bir şehirdir.

Sadece İstanbul bile, Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi olduğunun, Avrupa Birliği’nin tabii bir üyesi olduğunun somut göstergesidir.

İstanbulsuz bir Avrupa Birliği her zaman eksiktir, eksik kalmaya devam edecektir. 

Sayfa görüntüleme sayısı:7142
Son güncelleme tarihi: 2013-05-28 12:05:31