Sayın Bağış' ın Türkiye’ nin Kendi İlerleme Raporuna İlişkin Basın Açıklaması - AB BAKANLIĞI

Sayın Bağış' ın Türkiye’ nin Kendi İlerleme Raporuna İlişkin Basın Açıklaması

T.C.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

 

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ SAYIN EGEMEN BAĞIŞ’IN, 

 
“TÜRKİYE’NİN KENDİ İLERLEME RAPORU”NA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI

31 ARALIK 2012

 

TÜRKİYE İLK KEZ KENDİ İLERLEME RAPORU’NU HAZIRLADI


 Bilindiği gibi Avrupa Birliği Komisyonu 1998 yılından bu yana her yıl düzenli olarak Türkiye’ye ilişkin İlerleme Raporu yayınlamaktadır. Bu yıl da 10 Ekim 2012 tarihinde AB Komisyonu Türkiye’ye ilişkin 15. İlerleme Raporu’nu hazırlamıştır.

 İlerleme Raporu’nun AB mekanizması içindeki rolü, aday ve potansiyel aday ülkelerin objektif bir fotoğrafını çekmektir.

 Oysa bu yılki Türkiye İlerleme Raporu’nun daha sübjektif, taraflı, mesnetsiz ve bağnazca tutumların gölgesinde kaldığını müşahede ettik.

 Bu durumun gerek Türk kamuoyunda, gerekse uluslararası düzlemde Avrupa Birliği’nin güvenilirliğini zedeleyen bir unsur olarak görüldüğü aşikârdır.

 Türkiye son bir yılda birçok reform adımını cesaretle atmasına rağmen AB Komisyonu’nun bunları görmezden gelircesine farklı birtakım çıkarımlarda ve sübjektif yorumlarda bulunması elbette kabul edebileceğimiz bir yaklaşım tarzı olamaz.

Nitekim sözkonusu İlerleme Raporu’yla ilgili değerlendirme toplantımızda bu düşüncelerimizi kamuoyumuzla da açık ve net olarak paylaşmıştık.

 

SADECE TEPKİ DEĞİL, REFORM KARARLILIĞIMIZIN PAYLAŞILMASI

Hükümetimize karne verme yetkisinin sadece milletimizde olduğunu hatırlatmış ve “kendi İlerleme Raporumuzu kendimiz yazacağız” şeklinde söz vermiştik. 

Bugün 10 Ekim’de verdiğimiz sözü, iki buçuk ay sonra, yeni yılın hemen arifesinde, yerine getirdiğimiz bir gündür.

 Hükümetimiz Türkiye’nin 2012 İlerleme Raporu’nu hazırlamıştır.

 Bu Rapor, sadece Avrupa Birliği’nin İlerleme Raporu’na bir tepki olarak değil, aynı zamanda ülkemizin reform kararlılığının da paylaşılması düşüncesiyle hazırlanmıştır.

Türkiye’nin kendi hazırladığı İlerleme Raporu, Sayın Başbakanımızın talimatı, AB Bakanlığı’nın koordinasyonu, bütün ilgili Bakanlıklarımızın katkı ve değerlendirmeleriyle kaleme alınmıştır, ülkemizin son bir yılda AB müktesebatına uyum kapsamındaki somut adımlarını içermektedir.

 Öncelikle vurgulamak gerekir ki bu bir ilktir. Türkiye Cumhuriyeti ilk kez kendi İlerleme Raporu’nu kendisi yazmıştır.

Bundan sonraki yıllarda da bu uygulamayı düzenli olarak gerçekleştirmeyi planladığımızı da kamuoyumuzla paylaşmakta fayda görüyoruz.

Alt alta yazıldığında bile yaklaşık 270 sayfayı bulan son 1 bir yılda gerçekleştirdiğimiz reformlar, Türkiye’yi AB standartlarına her geçen gün daha da yaklaştırmıştır.

 

AVRUPA’NIN EN REFORMİST HÜKÜMETİYİZ


 Rapor’un niteliğine ve niceliğine bakıldığında şu gerçek bir kez daha açık ve net olarak görülecektir: Türkiye 30 Aralık 2012 tarihi itibarıyla AB standartlarına tarihinde en yakın olduğu dönemdedir.

Bugün Avrupa’da Hükümetimizden daha reformist bir Hükümet, reform hızı daha yüksek olan bir başka Yönetim yoktur.

 Türkiye bugün Avrupa Birliği ülkelerini de geride bırakan bir reform hızını Hükümetimiz döneminde yakalamıştır ve bu reform kararlılığının izleri hazırladığımız İlerleme Raporu’nda fazlasıyla mevcuttur.

AB ülkeleri krizle boğuşurken, ülkemiz tarihinin en demokratik, en müreffeh, en çağdaş ve en şeffaf dönemini yaşamaktadır.

TÜRKİYE’NİN ÖZGÜVENİ, AVRUPA’DAKİ ÇARPIK ZİHNİYETE MEYDAN OKUMASI


 Türkiye’nin kendi İlerleme Raporu’nu kendisinin hazırlayacak noktaya erişmesi tamamen ülkemizin özgüveninden kaynaklanmaktadır.  Metin, Türkiye’nin özgüven belgesidir.

Ülkemizin reform kararlılığını sorgulayanlara bu Rapor her cümlesiyle, her sayfasıyla anlamlı bir cevaptır.

 Bu Rapor Türkiye’nin Avrupa perspektifinin de Avrupa Birliği reform sürecindeki kararlılığının da mührüdür.

Rapor, hem Avrupa Birliği değerlerini, hem de üyelik sürecimizi istismar eden çarpık zihniyetlere de Türkiye’nin meydan okumadır.

 Avrupa’da Türkiye’nin reform hızının yavaşladığı, AB perspektifinin kaybolduğu yolunda eleştirileri olanların da başlarını iki ellerinin arasına alarak bir kez daha düşünmeleri gerekir.

 

DÜNÜN ‘HASTA ADAMI’, BUGÜN AVRUPA’YA REÇETE YAZIYOR


 Dünün “hasta adamı” artık ayağa kalkmış, bugünün Avrupa’sına reçete yazacak, Avrupa’daki hastalıklara çözüm üretecek, Avrupa Birliği’ne yük olacak değil, AB’den yük alacak bir güce, bu imkâna ve kudrete erişmiştir. 

 Hedefimiz, AB sürecinin yarattığı ivme sayesinde her alanda çağdaş standartlara ulaşmak ve vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerini daha da geliştirmektir.

 Bu anlayışla, bir yandan yoğun siyasi ve diplomatik temaslar yoluyla müzakere sürecindeki siyasi engellerin aşılmasına çalışıyor, diğer yandan da reform sürecini kararlılıkla devam ettiriyoruz.

 İFLAS EDEN SADECE GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİ DEĞİL, ŞIMARIKLIĞA PRİM VEREN SİYASET ANLAYIŞIDIR


AB Dönem Başkanlığının Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından üstlenildiği günlerde, hiçbir şekilde bu sözde yarım ada devletini muhatap almadan, başta Avrupa Komisyonu olmak üzere, Avrupa Parlamentosu ve diğer AB kurumları ile mevcut ilişkilerimizi 2012 yılında yakın bir işbirliği içinde sürdürdük.

 Esasen, bir AB üyesinin –sözde- Dönem Başkanlığı döneminde iflasını ilan etmesi, AB Dönem Başkanlığı mekanizmasının iflasla anılması bizim açımızdan değil AB açısından düşündürücüdür.

Şu hususun da bilhassa altını çizmek gerekir: İflas eden sadece Güney Kıbrıs Rum Yönetimi değil, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin şımarık ve Ada’da çözümsüzlüğü kışkırtan tavırlarına prim veren siyaset anlayışıdır.

Öte yandan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin sözde AB Dönem Başkanlığı bile tüm spekülasyonlara rağmen kararlı çalışmalarımıza engel olamamıştır.

Biz Dönem Başkanlığı süresince Rum Yönetimi’ne ilişkin bilinen tutumumuzu koruduk, korumaya da devam ediyoruz.

 Ancak, bu süreçte başta Avrupa Komisyonu olmak üzere, Avrupa Parlamentosu ve diğer AB kurumları ile mevcut ilişkilerimizi yakın bir işbirliği içinde sürdürdük.

 

POZİTİF GÜNDEM’İN MEYVELERİNİ ALMAYA DEVAM EDİYORUZ


Komisyon ile başlattığımız “Pozitif Gündem” kapsamındaki çalışmalarımızı bu dönemde devam ettirdik ve ilk meyvelerini aldık.

 Pozitif gündem çalışma grubu toplantıları neticesinde 6. Fasıl “Şirketler Hukuku”, 28. Fasıl “Tüketicinin ve Sağlığın Korunması” ve 32. Fasıl “Mali Kontrol” kapsamındaki 4 adet kapanış kriterinin karşılandığı Komisyon tarafından resmen teyit edildi. 

Pozitif Gündem çerçevesinde, gerçekleştirdiğimiz dörtlü zirvelerle, enerji alanında AB ile işbirliği yapabileceğimiz somut alanları belirledik.

Geçtiğimiz yıl imzaladığımız protokol ile bu yıl ilk kez kamu kurumu çalışanlarımız Avrupa Komisyonu bünyesinde göreve başladılar.

 VİZE’DE TARİHİ EŞİK


 Vatandaşlarımızın Schengen ülkelerine vizesiz seyahati konusunda önemli adımlar atmaya devam ettik.

Türkiye’nin haklı ve kararlı tutumu sayesinde Konsey, Avrupa Komisyonu’na Türkiye ile vize muafiyeti görüşmeleri konusunda yetki verdi, böylece tarihi bir eşik aşılmış oldu.

Kararlı, ilkeli ve güçlü konumumuzu muhafaza ederek vatandaşlarımıza vizesiz seyahatin önünü açmak için mücadelemizi sürdüreceğiz.

 SON 10 YILDA YAKLAŞIK 2000 YENİ MEVZUAT


 Son bir yılda, müktesebat uyum çalışmaları kapsamında birçok fasıl açısından kritik öneme sahip kapsamlı yasal düzenlemeler yaptık.

 2002 yılından bu yana AB müktesebatına uyum içeren yaklaşık 2000 adet mevzuatı hayata geçirdik.

 2012 YILINDAKİ REFORMLARIN BAZILARI


 Siyasi kriterler, “Yargı ve Temel Haklar” ve “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” alanlarında 3. Yargı Paketi yürürlüğe girdi. 4. Yargı paketinin çalışmaları devam ediyor. 

 3. Yargı Reformu Paketi ve diğer reformlarla birlikte, 2006 yılında % 49,2 olan tutukluluk oranı, 2012 Aralık ayı itibariyle %23,5’e düşmüştür.

 Denetimli serbestlik uygulamasının kapsamının genişletilmesi ve 3. Yargı Reformu Paketiyle yapılan düzenlemeler sonucunda yaklaşık 33.500 kişi cezaevlerinden tahliye edilmiştir.

 Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan mahkûmiyet durumunda verilen cezaların, genel hükümler çerçevesinde ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve diğer yaptırım seçeneklerine çevrilmesi imkânı getirilmiştir.

2010 ve 2011 yılı verileri karşılaştırıldığında, Yargıtay’ın iş yükü üçte bir oranında azalmış, karara bağlanan dosya sayısı %40 oranında artmıştır.

Danıştay’da ise sonuçlandırılan dosya sayısında da üçte bir oranında artış kaydedilmiştir. 2012 yılında bu oranların daha da fazla artacağı öngörülmektedir.

Bunun yanında, Türkiye-AB mali işbirliği kapsamındaki yürütülen projeler ve Teknik Destek ve Bilgi Değişimi(TAIEX) mekanizması çerçevesinde yapılan uzman talebi, çalıştay ve çalışma ziyaretleri başta olmak üzere, çeşitli işbirliği faaliyetleri kapsamında birçok hâkim ve savcının yargı ve temel haklar alanındaki eğitimlere ve diğer faaliyetlere katılımı sağlanmaktadır.

 Diğer taraftan, her yıl artan sayıda hâkim ve savcı, yabancı dil, mesleki bilgi ve deneyimlerinin artırılması amacıyla, yurtdışında çeşitli seviyelerde eğitim almaktadır.

Avukatların mesleki yetkinliğini artırmak üzere, Avukatlar için Yargı ve Temel Haklar Projesi hazırlanmıştır.

24 Eylül 2012 tarihinde Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları kabul etmeye başlamasıyla ülkemizde insan hakları standartlarının korunması ve geliştirilmesi adına tarihi bir süreç başlamıştır.

Ülkemizin ilk Kamu Başdenetçisi yüce Meclisimiz tarafından seçilmiş ve görevine başlamıştır.

 Hukuk Uyuşmazlıklarında "arabuluculuk" müessesesi oluşturulmuştur

 İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokolü onaylanmıştır.

Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu yürürlüğe girmiştir.

 4+4+4 olarak yeniden düzenlenen 12 yıllık eğitim sistemi ile yeterli talep olması durumunda öğrencilere 5.sınıftan itibaren seçmeli ders olarak “Yaşayan Diller ve Lehçeler” dersi verilmeye başlanmıştır.

 Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yürürlüğe girmiştir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir.

Denetimli serbestlik uygulamasının kapsamı genişletilmiştir.

 Farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımızla sürekli diyalog tesis edilmiş, çeşitli sebeplerle daha önce el konulan cemaat vakıf mülklerinin iade edilebilmesinin yolu açılmıştır.

 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 6 Aralık 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

 Sayıştay Kanunu 19 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 8 Mayıs 2012 tarihinde TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi partilerin eşit şekilde temsil edildiği Siyasi Etik Uzlaşma Komisyonu kurulmuştur.

2011 Haziran ayında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla, engelliler, çocuklar, aileler, yoksullar ve kadınlara yönelik politika geliştiren ve hizmet sunan birimlerin bir araya toplandığı bir yapı oluşturulmuştur.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne 14 Mart 2012 tarihi itibariyle taraf olunmuştur.

 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2012-2015”, 10 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 Şiddet mağduru kadınlara destek olmak amacıyla kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), 2012 yılında toplam 14 şehirde açılmıştır.

 Kadınların siyasi yaşama katılımı ve karar alma mekanizmalarında temsili son yıllarda önemli bir artış göstermiştir. 2007 genel seçimleri sonucunda parlamentodaki kadın milletvekili oranı % 4 seviyesinde iken, 2011 genel seçimlerinde bu oran % 14,4’e yükselmiştir.

 Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi Türkiye tarafından imzalanmış ve 1 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 4 Nisan 2012 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Çocuk Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.

 12 Kasım 2010 tarihinde yürürlüğe giren Ulaşılabilirlik Stratejisi ve Ulusal Eylem Planı, 31 Ocak 2012 tarihinde başarıyla tamamlanmıştır.

 2011 yılı Temmuz ayı içerisinde kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çatısı altında “Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü” faaliyet göstermeye başlamıştır.

 İŞKUR tarafından işe yerleştirilen engelli kişilerin sayısı önemli ölçüde artış göstermiştir.

Roman vatandaşların eğitim, istihdam ve sağlık hizmetlerine tam olarak ulaşabilmesi, barınma koşulları konusunda karşılaştıkları sorunların çözülmesi amacıyla çalışmalar yürütülmektedir.

 Hükümlü veya tutukluların ziyaret edilmeleri esnasında Türkçe’den başka bir dilde görüşme yapılması önündeki engeller kaldırılmıştır.

Ayrıca, Türkçe’den başka dilde yazılı ve sözlü olarak seçim propagandası yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir.

 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM gündemindedir. Tasarı ile sanıkların kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde savunma yapması öngörülmektedir.

Üniversitelerde Türk vatandaşlarının kullandığı farklı dil ve lehçelerle ilgili akademik araştırma yapılması, seçmeli ders konması ve bölüm/enstitü kurulması gibi uygulamalar mümkün hale gelmiştir.

 Bu kapsamda, 2011 yılında Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü açılarak, 2011-2012 öğretim yılında 4 yıllık lisans programına öğrenci kabul edilmeye başlamıştır.

 Kürtçe öğretmeni yetiştirmek amacıyla Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü Kürt Dili ve Kültürü Anabilim Dalı kurulmuştur.

 2010 yılından beri faaliyet gösteren ve lisans eğitimi verilen Muş Alparslan Üniversitesi Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 2012-2013 yılı itibariyle yüksek lisans eğitimine başlanmış, 300 kişiden fazla başvuru yapılan bölüme 50 kişi yerleştirilmiştir.

Tunceli Üniversitesi’nde Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde Zaza Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı kurulmuştur.

 18 Ekim 2012 tarihinde kabul edilen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu yürürlükten kaldırılarak işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların işleyişlerinin düzenlenmesini ve toplu iş sözleşmeleri ile ilgili hususların belirlenmesi amaçlanmıştır.

 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununu değiştiren Kanun 4 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 İLERİ DEMOKRASİ İÇİN “İNADINA REFORM”


Bu ve bunlar gibi tarihi nice adımı tereddütsüz bir şekilde milletimizin esenliği için attık.

Bundan sonra da doğru bildiğimiz yolda ilerlemeye devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

 Her türlü vesayetten arınmış demokrasisi ve güçlenen ekonomisiyle Türkiye, 21.yüzyılda bölgesel ve uluslararası barış ve istikrarın tesisi için paha biçilmez bir fırsat olduğu kadar, yakın coğrafyamız için de eşsiz bir ilham kaynağıdır.

 Avrupa Birliği her ne kadar çağımızın en başarılı barış projelerinden biri olsa da bu proje halen kıtasal bir nitelik taşımaktadır. Türkiye’nin üyeliği bu kıtasal barış projesini, yani Avrupa Birliği’ni, küreselleştirecektir.

 Hükümetimiz on yıl vadeli bir planla gelecek on yılda gerçekleştireceği reformları 2023 Vizyonu ile kamuoyuna duyurmuştur.

 İleri demokrasi için, AB standartlarının da üzerinde bir Türkiye için, 2023 hedeflerimiz için 'inadına reform' diyerek yolumuza devam edeceğiz.

 Sadece AB ile katılım müzakerelerimizin ilerlemesi için değil, vatandaşlarımızın yaşam standartlarının yükseltilmesi için de reformlar olmazsa olmaz bir unsurdur.

AB reformları asla AB’nin reformları değildir.

Bu reformların her biri milletimizin yaşam kalitesini yükselten, ülkemizi daha demokratik, daha müreffeh, daha dinamik ve şeffaf bir yapıya kavuşturan bir nitelik taşımaktadır.

Biz bu zamana kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de üzerimize düşenleri, milletimizin bize verdiği ödevleri yerine getirmeye ve reform sürecimize sahip çıkarak kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.

Türkiye’nin kendi İlerleme Raporu’nun ülkemiz için, demokrasimiz için, AB sürecimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, vatandaşlarımızın yeni yılını da tebrik ediyorum.

“Türkiye’nin Kendi İlerleme Raporu”na ilişkin metne www.ab.gov.tr adresinden ulaşılabilir.                                                                                          

Basına saygıyla duyurulur.

 

Sayfa görüntüleme sayısı:7084
Son güncelleme tarihi: 2013-01-02 13:14:13