Egemen Bağış'ın Euractiv'de Yayınlanan Makalesi - AB BAKANLIĞI

Egemen Bağış'ın Euractiv'de Yayınlanan Makalesi

T.C.
DEVLET BAKANLIĞI
(Egemen Bağış)
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

BASIN DUYURUSU

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış'ın Avrupa çapında yayın yapan Euractiv haber portalında yer alan makalesi aşağıda sunulmaktadır.

 

Üçüncü Dönem İçin Reçete: AB Katılım Sürecinde İstikrar ve Değişim
Egemen Bağış, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci

Bu pazar günü, yaklaşık 50 milyon Türk vatandaşı, Türkiye Cumhuriyeti'ni, 2023 yılında kutlanacak yüzüncü kuruluş yıldönümü için belirlenen hedeflere taşıyacak hükümeti kararlaştırmak üzere sandığa gidecek. Bu seçim, ülkeye son on yılda istikrar ve değişimi bir arada getiren reform süreci için de bir güven oylaması.

Türk ekonomisi, tarihinin en kötü ekonomik ve mali krizlerinden biri olan 2001 krizinden acı dersler alarak, yapısal bir dönüşüm sürecinden geçerek gelişme gösterdi. Türkiye, gerekli denetim mekanizmalarını kurarak mali sistemini yeniden yapılandırdı. Enflasyon oranları son otuz yılda ilk defa tek haneli rakamlara düşürüldü. "Anadolu kaplanları", bütün ülkede üretimi, ihracatı ve istihdamı artırdı. Türk ekonomisi, Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. OECD tahminlerine göre, 2050 itibarıyla Türkiye, Avrupa'nın ikinci en büyük ekonomisi olacak. AB üyelerinin mali krizlerle sarsıldığı bir dönemde, bu ekonomik başarı özellikle dikkat çekicidir.

Ekonomik büyüme, Türk halkının günlük hayatını etkileyen sosyo-ekonomik kalkınmayı de beraberinde getirdi. Yolların, hastanelerin ve üniversitelerin sayısı üç katına çıktı. Konut, sağlık ve eğitim hizmetlerinin kalitesi kayda değer biçimde yükseldi.

Bunun yanı sıra, Türkiye, demokratik bir çapa işlevi gören AB süreci sayesinde, bu sosyo-ekonomik değişime eşlik eden önemli siyasi reformlar gerçekleştirdi. Değişim asla kolay olmadı, ancak Türkiye, itici bir güç olan AB'ye katılım sürecinden yararlanarak değişim kapasitesini ortaya koydu. Türkiye, 2005 yılında katılım müzakerelerinin açılması için Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmek amacıyla, sivil-asker ilişkilerinden temel hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede cesur adımlar attı. Hükümet, Kürt sorunu ve azınlık hakları gibi zorlu konulara kararlılıkla yaklaştı. Ülkede farklı fikirlerin tartışılmasına katkıda bulunan güçlü bir sivil toplum gelişti.

Türkiye'nin AB ile müzakere sürecinde siyasi engellerle karşılaşmasına rağmen, Hükümet, siyasi reformları sürdürmeye devam etti. Geçtiğimiz yıl yapılan referandumla kabul edilen anayasa değişikliği ile askeri anayasanın izleri azaltıldı. Bu değişiklikle, kadınlar, çocuklar ve engelliler için pozitif ayrımcılık getirilirken, kişisel verilerin korunması anayasal güvence altına alındı, yargının bağımsızlığı artırıldı. Hükümet, seçimlerden hemen sonra mutabakata dayalı yeni bir anayasanın hazırlanması konusunda da niyetini beyan etti.

Ekonomik istikrar ve sosyo-politik dönüşümün yanı sıra, sahip olduğu yumuşak gücüyle, Orta Doğu, Balkanlar ve Akdeniz havzası için bir ilham kaynağı olan Türkiye, bölgesel bir güç haline geldi. Bölgede istikrara, refaha, demokrasiye ve barışa katkıda bulunan Türkiye'nin, dünyada da yepyeni bir imajı oldu. Artık Türk markası denince akla, film yönetmeni Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes Film Festivali'nde ödül alan filmleri, İstanbul'un "Avrupa Kültür Başkenti" unvanı, Orhan Pamuk'un romanları, Real Madrid'in forvetleri ve New York taksilerinin yeniden tasarlanması için bir Türk şirketinin verdiği teklif akla geliyor.

Başbakan Erdoğan liderliğindeki AK Parti'nin başarısının reçetesi, istikrar ve değişim arasında doğru bir dengenin kurulmasıdır. Bu gerçek, her kesimden insanın neden son iki genel seçimde, iki yerel seçimde ve iki referandumda AK Parti'yi tercih ettiğini açıklamaktadır. Umarım Türkiye, istikrarın gücüyle dönüşmeye üçüncü dönemde de devam eder.

Makalenin İngilizce metnine ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Sayfa görüntüleme sayısı:8084
Son güncelleme tarihi: 2011-06-10 11:37:04