Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın Göreve Gelişinin İkinci Yıldönümü - AB BAKANLIĞI

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın Göreve Gelişinin İkinci Yıldönümü

T.C.
DEVLET BAKANLIĞI
(Egemen Bağış)
ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

 

"Bugün göreve gelişimizin ikinci yıldönümü. Son 2 yılda Bakanlığım ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin AB sürecinde yapmış olduğu çalışmaların dökümünü ekte takdirlerinize sunuyoruz.
Bu 2 yıl zarfında bizlere vermiş olduğunuz destek için teşekkür ediyoruz."

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci
Egemen Bağış

 

10 Ocak 2011

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış'ın
Göreve Gelişinin İkinci Yıldönümüne İlişkin
Basın Bilgi Notu

• Bugün, Türkiye'nin ilk müstakil AB Başmüzakerecisi olarak atanmamın ikinci yıldönümü. Cumhuriyetimizin ilanından sonraki en büyük çağdaşlaşma projesi olan AB sürecimizde böylesi önemli bir görevi üstlenmek onur verici olduğu kadar, büyük de sorumluluk yüklemektedir.

• Bu vesileyle, bana teveccüh gösteren Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ile Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a sizin huzurunuzda şükranlarımı sunarım.

• Son 2 yılda gerçekten çok çalıştık. Her türlü olumsuzluğa, karamsarlığa rağmen Türkiye'nin bu en önemli projesine dört elle sarıldık.

• Tüm bu çalışmalara ve verilen emeklere rağmen özellikle müzakere sürecinin çok dar bir bakış açısı ile yorumlanmakta olduğunu görüyor ve üzülüyorum.

• Şu ana kadar açtığımız 13 fasılı bir yana koyarsak, önümüzde açılması sözkonusu 20 faslın 17'si siyasi blokajlara mahkum. Geriye kalan 3 faslın da (Rekabet, Kamu Alımları ve Sosyal Politika ve İstihdam) ne kadar zorlu fasıllar olduğunu, diğer aday ülkelerin bu fasılları en sona bıraktığını hatırlatmak isterim.

• Siyasi engeller olmasa 12 faslın müzakerelerine kısa vadede, 4 faslın müzakerelerine ise orta vadede başlayabilecek seviyedeyiz. 4 faslı kısa vadede, 8 tanesini ise orta vadede kapatabilecek düzeydeyiz. Nitekim, sözgelimi 21 No'lu Trans Avrupa Ağları Faslına ilişkin kapanış kriterinin sağlandığı Avrupa Komisyonunca onaylanmıştır.

• Bu gerçekler ortadayken fasılların açılması konusunda bazı çevreler tarafından acımasız eleştirilere maruz kalıyoruz. Sanırım bu çevreler, ya müzakere sürecinde Türkiye'nin siyasi blokajlara takıldığından habersizler, ya da bizim AB sürecinde yaptığımız diğer reformlardan, diğer icraatlerden haberdar değiller.

• AB sürecimizde son 2 yılda yaptığımız icraatleri kısaca sıralamaya çalışacağım. Bizi eleştiren dostlarımızın bu listeyi dikkatle okumalarını isterim.

• Göreve gelince ilk yaptığımız işlerden biri AB sürecimizi koordine eden Avrupa Birliği Genel Sekreterliğini daha etkin ve daha güçlü bir kurum haline getirmek oldu. Teşkilat kanununu değiştirerek, kadrolarımızın ve hizmet birimlerimizin sayısını artırdık. Şu anda 14 Başkanlığı ile 300 civarında personeli ile arı gibi çalışan bir Genel Sekreterliğe sahibiz.

• Diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızda olmayan, ama AB ile ilişkilerimiz açısından son derece gerekli olan yeni Başkanlıklar kurduk. Sivil Toplum, İletişim ve Kültür Başkanlığı, Avrupa Birliği Hukuku Başkanlığı ve Çeviri Eşgüdüm Başkanlığını kurduk.

• Genel Sekreterliğimizin, Brüksel'de yurt dışı teşkilatını kurduk, İstanbul ofisini açtık.

• Genel Sekreterliğimizi yeni logosuna kavuşturduk. Yeni logomuz, kısa sürede hem Türkiye'de hem de Avrupa'da benimsenerek, önemli bir etki yarattı.

• AB sürecini daha sistematik yürütmek üzere "Türkiye'nin Katılım Süreci için Avrupa Birliği Stratejisini" hazırladık ve uygulamaya başladık.

• Bu strateji kapsamında, birinci platformda, AB üyelik sürecimizde teknik olarak müzakereleri açabileceğimiz fasıllar kapsamında yapacağımız hazırlıkları belirledik.

• Stratejinin ikinci platformu kapsamında fasılların siyasi engellere takılı olup olmadığına bakmaksızın çalışmalarımızı 2013 yılı sonuna kadar tam uyumlu hale gelecek şekilde sürdürüyoruz.

• Bu çerçevede, hazırladığımız Eylem Planı, tüm fasıllarda 2010-2011 döneminde tamamlanması öngörülen kanun, ikincil düzenlemeler ve diğer çalışmaları kapsamaktadır.

• Bu süreçte, uyum ve uygulamaya ilişkin çalışmaları izlemek ve yönlendirmek üzere kurulan İç Koordinasyon ve Uyum Komitesini (İKUK) tekrar canlandırdık. İKUK'u, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşumuzun daimi temas noktalarının katılımıyla son iki yılda 8 defa topladık.

• Avrupa Birliği'ne katılım müzakereleri kapsamında, son iki yıl içerisinde Vergilendirme, Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı ile Çevre fasılları müzakerelere açıldı. AB müktesebatının neredeyse üçte birini teşkil eden Gıda Güvenliği ve Çevre fasıllarının toplumun bütün kesimlerini doğrudan ilgilendirmeleri nedeniyle aday ülkelerin en zorlandığı fasıllardan olduğunu özellikle vurgulamak isterim.

• Uyum çalışmaları kapsamında vatandaşlarımızın gündelik hayatını doğrudan etkileyen düzenlemeler yaptık.

• Tarladan sofraya tüm gıda zincirinde gıda güvenliğini sağlamayı, tüketicinin sağlıklı ve hijyenik gıdaya ulaşımını hedefleyen Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununu çıkardık.

• Genetiği Değiştirilmiş Organizmalarla (GDO) ilgili ülkemizdeki ilk yasal düzenleme olan Biyogüvenlik Kanununu çıkararak, GDO'lu ürünlerin bebek mamaları ile çocuk gıdalarında kullanılmasını engellemiş olduk.

• Yakıt kalitesinin iyileştirilmesi, atıkların yakılması ve kentsel atıksuların arıtılması gibi doğrudan halk sağlığını etkileyen alanlarda gerekli mevzuatı çıkardık.

• Tehlikeli maddelerin, insan sağlığı ve diğer canlı varlıklar ile çevreye zarar vermeden güvenli ve düzenli bir şekilde taşınmasını öngören Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Uluslararası Taşınmasına İlişkin Avrupa Anlaşmasına taraf olduk.

• Araç muayene istasyonları ve ağırlık ve boyut kontrol istasyonlarının devreye girmesiyle ülkemizde yol güvenliğini arttırdık.

• Sayısal takograf uygulamasına geçerek, hem yol güvenliği açısından önemli bir adım atılmış oldu, hem de AB'de taşımacılık yapan sürücülerimizin herhangi bir zorlukla karşılaşmasının önüne geçilmiş oldu.

• Yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili yapılan hukuki düzenlemeler neticesinde bu alanda yatırımlara özel sektör ilgisini artırdık.

• Enerji verimliliği alanında gerçekleştirilen düzenlemeler ve projeler neticesinde bu alanda farkındalık önemli ölçüde artırıldı. Enerji verimliliği tedbirleri ile enerji faturalarının düşürülebilmesi mümkün hale geldi.

• Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini doğrudan etkileyen birçok üründe, ürün güvenliği konusunda, AB piyasasında geçerli CE işareti uygulamasına geçildi. Bu ürünler arasından sizlere birkaç örnek vereyim: Asansörler, Kişisel Koruyucu Donanımlar, Gaz Yakan Cihazlar, Yapı Malzemeleri, Basınç Altında Çalışan Ekipmanlar, Sıcak Su Kazanları.

• Rekabet Faslı kapsamında Hazine Müsteşarlığı bünyesinde Devlet Destekleri Genel Müdürlüğünü oluşturduk.

• Genel bir değerlendirme yapılacak olursa 2009 Ocak ayından bu yana AB uyum süreci kapsamında 25 adet kanun ve 108 adet ikincil düzenleme hazırlanarak yürürlüğe girdi.

• Stratejinin üçüncü platformu olan siyasi reformlarda da çok önemli adımlar atıldı.

• Türkiye'de reform çalışmalarını yönlendirme ve izleme amacıyla 2003 yılında kurulan Reform İzleme Grubu'nun daha düzenli olarak ve farklı illerde toplanmasını sağlayıp daha işlevsel bir yapıya kavuşturduk. Öyle ki kurulduğu tarihten 2009 yılına kadar geçen yaklaşık 5,5 yılda 13 defa toplanan RİG, son 2 yılda 10 kez toplandı.

• Ankara'da 28 Şubat 2010 tarihinde yapılan 19. RİG toplantısına ilk kez Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlık etti. 12 Eylül referandumuyla kabul edilen Anayasa değişikliği fikrinin temelleri de bu RİG toplantısında atıldı.
• Türkçe dışındaki dillerde 24 saat yayın yapılmasına izin veren yönetmelik ile Türkçe dışındaki dillerde bölgesel yayın yapan radyo ve TV kanalı sayısı 15'e yükseldi.

• Farklı inanç gruplarına mensup ve farklı etnik kökenden gelen vatandaşlarımızla geliştirdiğimiz etkileşim, kemikleşmiş sorunlarımızın büyük ölçüde giderilmesini sağladı. Bu kapsamda farklı inanç grubu temsilcileriyle 3 kez toplandık ve onların sorunlarına çözümler ürettik.

• Geçmişten farklı olarak artık farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımızın devlette ve bürokraside sorunlarını ulaştırabildikleri açık bir kapı var.

• Romanların, Avrupa'nın belli ülkelerinde ötekileştirdiği bir dönemde, Roman vatandaşlarımızla her zamankinden daha fazla kenetlendik. Geçtiğimiz ay düzenlediğimiz Roman TAIEX semineri ile sorunlarına çözümler aradık.

• Brüksel'de Kasım 2010'da Avrupa Parlamentosu'nda "Dini Özgürlüklerin Geliştirilmesi ve Kültürler Arasında Diyaloğun Arttırılması" ödülünü aldık. Bu ödülü, ülkemizde hoşgörünün en büyük savunucusu olan Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına aldık.

• Stratejimizin dördüncü platformu AB'nin Türkiye'de, Türkiye'nin AB'de tanıtılmasını hedefleyen iletişim çalışmalarıdır. Bu çerçevede kapsamlı bir AB İletişim Stratejisi (ABİS) hazırladık.

• Ekibimle beraber yurtiçi ve yurtdışında birçok resmi temaslarda bulunduk. Başmüzakereci olarak, ilki Brüksel'e olmak üzere toplam 76 yurtdışı resmi ziyaret gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerin 20'si Brüksel'e oldu.

• Gerek Karma Parlamento Komisyonu, Karma İstişare Komisyonu ve Ortaklık Konseyi Toplantıları, gerekse de diğer resmi ziyaret ve davetler vesilesiyle Komisyon üyelerinin ve Avrupa Parlamentosunda mevcut grup liderlerinin hemen hemen hepsiyle görüştük.

• Avrupa başkentlerinin saygın üniversiteleri ve düşünce kuruluşlarında konuşmalar yaparak haklı tezlerimizi Avrupalılara doğrudan ulaştırma fırsatı bulduk.

• Ziyaretlerimizde Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımızla da görüşüp, AB sürecimiz hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunup geldiğimiz noktayı kendileriyle paylaştık. Bu süreçte onlara düşen sorumlulukları ileterek, kendilerini müzakere heyetimizin doğal üyesi olarak gördüğümüzü ifade ettik.

• Ülkemizdeki AB üyesi ülkelerin büyükelçilikleri ve AB delegasyonu ile yoğun işbirliği içerisinde çalıştık. Kendilerini sosyal-kültürel faaliyetlere dahil ettik. Konya'da Şeb-i Aruz törenlerini beraber izledik. Troya gösterisini izledik. Fekiye Teyran Kültür Festivali vesilesiyle Van'a gittik. Aynı gün yaşanan terör saldırıları olmasaydı Bahçesaray İlçesini yine beraberce ziyaret edecektik.

• Bir ilk olarak, AB Büyükelçilerinin terör saldırıları sonucu kaybettiğimiz şehitlerimizin cenazesine katılmalarını sağladık. Büyükelçilerin acımıza şahit olması, AB üyesi ülkelerin terörle mücadelemizde desteklerinin artmasına neden oldu.

• Esas olarak halkımızı ilgilendiren AB sürecimize, halkımızı dâhil etmeden başarılı olmamız mümkün değildi. Biz de, valilerimiz ve muhtarlarımız vasıtasıyla en büyük yerel yönetim birimimiz olan illerimizden en küçüğü olan köy ve mahallelerimize kadar ulaştık.

• 81 ilimizde Vali Yardımcısı seviyesinde AB Daimi temas noktaları belirleyerek, atamalarını tamamladık.

• AB heyecanını 81 ile yaymak, illerimizi bu süreçten daha fazla haberdar etmek ve AB projeleri konusunda bilgilendirmek amacıyla Valilerimiz başkanlığında Belediye Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, Rektör, İl Müdürleri ve diğer ilgili kurumların katılımı ile AB'ye Uyum, Danışma ve Yönlendirme Kurulu oluşturduk.

• Ankara, Aydın, İstanbul, İzmir, Muğla ve Siirt'teki AB'ye Uyum, Danışma ve Yönlendirme kurulları toplantılarına bizzat ben de katıldım.

• İçişleri Bakanlığımız ile birlikte, AB İl Daimi Temas Noktaları ve Valiliklerde AB ile ilgili çalışan personele temel AB eğitimleri gerçekleştirdik. 1000'e yakın Kaymakamın AB konusunda eğitilmesi için İçişleri Bakanlığı ile birlikte bir eğitim programı oluşturduk.

• Tüm ülkedeki yaklaşık 50.000 köy ve mahalle muhtarımıza doğrudan adlarına yazılmış mektuplar göndererek, AB sürecinde kendilerinden neler beklediğimizi ifade ettik.

• İlk kez AB süreci doğrudan 81 ilimize, 892 ilçe, 3000'e yakın belediye ve 34000'i aşan köyümüze ulaşmış oldu.

• Belediyelerimizi AB'ye hazırlamak ve belediye hizmetlerinde AB standartlarını sağlamak amacıyla geçen ay Türkiye Belediyeler Birliği ile "Belediyeler AB'ye Hazırlanıyor!" projesinin protokolünü imzaladık.

• Sivil toplum kuruluşlarıyla sürece dair temaslarda ve fikir teatilerinde bulunduk. Bu vesileyle, bugüne kadar ikisi Ankara ve ikisi ¬İstanbul'da olmak üzere dört defa "Sivil Toplumla Diyalog Toplantısı" yaptık. Binlerce sivil toplum temsilcisi bu toplantılarda seslerini duyurma imkanı buldu.

• İletişim Stratejimiz kapsamında 2010 yılında 9 Mayıs Avrupa gününü Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve AB Dönem Başkanı olan İspanya'nın Ankara Büyükelçiliği ile işbirliği içerisinde kutladık. Ankaralıların da katılımıyla kentte "Bisiklet Turu" gerçekleştirdik.

• 9 Mayıs gününe özel "Avrupa Günü Pulu" ve "Avrupa Günü Milli Piyango Bileti" bastırdık. Türkiye'deki üç GSM operatörü ile işbirliği yapılarak, tüm abonelere 9 Mayıs kutlama mesajı gönderdik.

• AB hakkındaki bilgi kirliliğini gidermek ve halkımıza AB ve AB sürecimiz hakkında doğru bilgiler aktarmak amacıyla yayınlar hazırladık ve tüm ülkeye dağıttık.

• Bilgilendirici broşürleri, etkinliklerimizde kurulan stantlar, üniversiteler ve Metro Turizm şehirlerarası otobüsleri vasıtasıyla vatandaşlarımıza ulaştırdık. Önümüzdeki günlerde benzer bir çalışmayı Türk Hava Yolları ile yapacağız.

• İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin AB'ye kazandıracaklarını anlatan broşürler hazırlayarak, dağıtımını yaptık.

• Genel Sekreterliğimizin 10. Yılında bir facebook sayfası oluşturduk.

• Avrupa Birliği'ni gençlere tanıtmak amacıyla "2010 Genç Çevirmenler Yarışması" ve "2010-2011 AB Yolunda Genç İletişimciler Yarışması" düzenledik.

• Karagöz'ün AB Dersi kukla gösterisi ile ilköğretim öğrencilerimize ulaştık.

• Türkiye'nin 5 kentini Avrupa kültür haritasına taşıyacak olan "Benim Kentim" projesini hayata geçirdik. Bu proje ile İstanbul, Mardin, Trabzon, Konya ve Çanakkale'nin kültürel yapılarının Avrupa'ya tanıtılmasını sağladık.

• Medyanın, doğru ve etkili bir şekilde bilgilendirilmesi amacı ile medya eğitim seminerleri düzenledik.

• "Neden Avrupa Birliği'ne üye olmak istiyoruz?" sorusuna cevap teşkil edecek radyo-televizyon spotları hazırladık. Bu spotlar, ulusal, bölgesel ve yerel televizyon ve radyo kuruluşlarında halen yayınlanmaktadır.

• The Times'tan, Daily Mail'e kadar birçok yabancı gazetelere yazılı yorumlarda bulunduk, makalelerimiz yayınlandı. Ayrıca BBC, France 24 ve benzeri birçok TV kanalında röportajlarımız yayınladı.

• Avrupa'nın önde gelen kanaat önderlerinin katılımıyla etkinlikler düzenledik.

• Ulusal basında Türkiye'nin AB üyelik sürecinde kazanımları veya Avrupa Birliği'ndeki gelişmeler üzerine köşe yazıları yazdım.

• İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti ve 2012 Avrupa Spor Başkenti olmasını sağladık. CAP İstanbul Yelken Yarışı'na ve kıtalararası buluşmanın sembollerinden birisi olan Avrasya Maratonu'na da destek verdik.

• Son 2 yılda AB ile mali işbirliği ve teknik destek süreci de iyice hız kazandı.

• Biliyorsunuz Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Avrupa Birliği kaynaklı Katılım Öncesi Mali Destek kapsamında Ulusal Mali Yardım Koordinatörü olarak görev alıyor. Yani AB fonlarının ülke içinde dağıtımından sorumlu. Bu kapsamda 2009 yılında toplam 205 milyon Avro'luk 34 adet projeden oluşan proje paketi ve 2010 yılında da 218 milyon Avro'luk 33 adet projeden oluşan proje paketini hazırladık.

• Genel Sekreterlik olarak, 2010 yılı Haziran ayında Bulgaristan ve Karadeniz Sınır Ötesi İşbirliği Programlarının Ulusal Otoritesi görevini üstlendik.

• AB kaynaklı hibeler ile son iki yıl içerisinde tarım-hayvancılıktan ulaştırmaya, adalet-yargı ve sınır güvenliğinden kadın-aile, istihdam, çalışma ve sosyal güvenliğe, çevre ve gümrüğe kadar pek çok alanda kamu kuruluşlarımızın kapasitelerini güçlendirmek için yaklaşık 9 milyon Avro'luk kaynak sağladık.

• Yine AB hibe fonlarıyla, Türkiye ile AB arasındaki Sivil Toplum Diyaloğunu güçlendirmeye yönelik ilk projemizi 2009 yılının Kasım ayında tamamladık. Proje kapsamında Belediyeler, Odalar, Dernekler ve Vakıflarımızın gerçekleştirdiği 119 projeye hibe desteği sağladık. Projeler ile 2 milyon AB ve Türk vatandaşının buluşmasına önayak olduk.

• Ülkemiz AB mevzuatının uyumlaştırılması ve uygulanması için Avrupa Komisyonu tarafından sağlanan, kısa vadeli teknik destek mekanizmasından (TAIEX) en fazla yararlanan ve en iyi uygulayıcı ülke oldu. 2009-2010 döneminde de, yaklaşık 15000 kamu görevlimizin bu TAIEX mekanizmasından yaralanmasını sağladık.

• TAIEX kapsamında müzakere fasılları ile ilgili konuların yanı sıra özellikle siyasi kriterler alanında "Kolluk Kuvvetlerinin Güç Kullanımı"ndan "Yolsuzlukla Mücadele"ye "İfade Özgürlüğü"nden "Çocuk Adalet Sistemi"ne kadar bir çok konuda daha önce düzenlenmemiş seminerlerin gerçekleştirilmesini sağlayarak, tabuların yıkılmasına katkıda bulunduk.

• Yine Avrupa Komisyonu tarafından sağlanan Eşleştirme (Twinning) mekanizması kapsamında Bakanlığım döneminde 72.5 milyon Avro değerinde 47 projeyi hayata geçirdik.

• Jean Monnet bursu kapsamında, son iki yıl içerisinde kamu çalışanları, öğrenciler, akademisyenler, STK temsilcileri ve özel sektör çalışanlarından oluşan yaklaşık 200 kişiye AB üyesi ülkelerde burslu eğitim görme fırsatı sağladık.

• Kamu kurumları arasında bir ilke imza atarak Harvard Üniversitesi ve Avrupa Koleji gibi dünyanın önde gelen eğitim kurumlarıyla burs programları başlattık. Artık diploma denkliğini de kabul ettirdiğimiz Avrupa kolejine geçen yıl 12 burslu öğrenci gönderdik. Bu yıl için ise en az 15 burs sağladık


Değerli Arkadaşlar,

• Gördüğünüz gibi yapılanlar azımsanacak, küçümsenecek gibi değil. Tüm bu çalışmaları ancak görmek istemeyen gözler inkar edebilir.

• Bugünkü Türkiye bu çalışmalar sayesinde iki sene önceki Türkiye'den daha özgür, daha saydam, daha güçlü, daha itibarlı ve daha demokratik bir Türkiye'dir.

• İşte bunun içindir ki, biz içeriden gelen her türlü eleştiriye, karamsarlığa hatta karalamaya rağmen, dışarıdan gelen siyasi engellemelere, çifte standartlara rağmen aynı şevk ve azimle çalışmalarımıza devam edeceğiz.

• AB süreci hükümetimizin tek başına, kendi çabasıyla gerçekleşecek bir süreç değildir. Bireysel olarak, evde-sokakta herkesin AB standardı, demokrasi, adalet, hukuk, ekonomik kalkınma, serbest girişim - kurallı piyasa zemininde birleşmesine bağlı bir süreçtir. Tribünde, koltukta oturup, tiyatroya bilet almış seyirci edasıyla "bu olmuyor" demek, çare değil. Biz tiyatro eleştirmenleri değil, AB ruhunu kavramış katılımcılar arıyoruz. AB bahanesiyle hükümeti suçlamak ya da Türkiye'yi  raydan çıkarmak için çaba harcayanların samimi olmadıkları ortadadır. Kendi dar çıkarları zarar gördüğü zaman AB ilkelerini savunabilecek kişi ve kurumlarla AB'ye giremeyiz. AB'yi istemek, bir samimiyet ve tutarlılık sınavıdır.

• Rekabet faslı açılmadı diye sözde ağıt yakanların rekabete en kapalı kesim ve sektörler olması tesadüf müdür? Kapsamlı hukuk reformunu engelleyip, sonra "katiller serbest kaldı" diye yaygara yapanları ne yapacağız? AB kurallarını yarım yamalak, içeriden baltalayarak, gönülsüz ve tutarsız uygularsanız, bir siyasi savaş konusu yaparsanız, olacağı budur.

• Sözlerime son vermeden önce 2 yıl boyunca bizden desteklerini esirgemeyerek AB sürecinin devam etmesini sağlayanlara teşekkür etmek istiyorum. Başta Başbakanımız olmak üzere değerli kabine üyesi arkadaşlarıma, yüce Meclisimizin değerli parlamenterlerine, bürokrasimizin değerli mensuplarına, çalışmalarımızı halka doğru bir şekilde duyurmamızı sağlayan siz değerli basın mensubu arkadaşlarıma ve son olarak da özverili mesai arkadaşlarım, ABGS mensuplarına teşekkürü borç bilirim.

 

Sayfa görüntüleme sayısı:8942
Son güncelleme tarihi: 2011-01-11 13:33:02