ENGLISH
  Güncelleme: 24/08/2017

AB Bakanı Ömer Çelik Adana’da Temaslarına Devam Etti

Adana’da temaslarına devam eden Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Kozan Ticaret Odasını ziyaret ederek, yapımı devam eden şehir hastanesi, yeni stadyum ve adliye inşaatında incelemelerde bulundu.

AB Bakanı Ömer Çelik, Kozan Ticaret Odasını ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, son günlerde çok yoğun bir gündemden geçildiğini belirtti.

Uzun zamandır PKK'nın ve son zamanlarda da FETÖ'nün Almanya'ya yoğun bir şekilde sığındığını anımsatan Bakan Ömer Çelik, yıllardır PKK hakkında verdikleri dosyaların bir türlü işlemlerinin sonuçlandırılmaması nedeniyle Almanya'ya dönük eleştirileri sürdürdüklerini aktardı.

Türkiye'de çeşitli faaliyetlerde bulunan kimi yabancıların bazı yanlış işlere imza attıkları zaman bunlarla ilgili olarak da soruşturmalar ve kovuşturmaların yapıldığını ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:

"Fakat son zamanlarda Almanya'da seçimler yaklaştıkça özelikle Dışişleri Bakanı Gabriel'in sanki özellikle Türkiye'de Alman vatandaşları tutuklanıyormuş gibisinden bir atmosfer yaratmaya çalıştığını, bunu bir iç siyaset malzemesi olarak kullanmaya çalıştığını görüyoruz. Gabriel aslında tanıdığımız birisidir ve bizi de çok iyi tanıyan birisidir. Kişisel tanışıklığımız da vardır. Aslında bu söylediklerinin yanlış olduğunu, doğru olmadığını en iyi bilecek kişidir. Fakat son zamanlarda daha başka bir kampanyaya bu işi çevirmeye çalıştılar. 'Biz Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı değiliz Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşıyız' gibisinden hiçbir Türk vatandaşının kabul etmeyeceği Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına karşı gösterilmesi gereken saygıyı, özeni göstermeyen birtakım cümleler kurmaya başladılar. Tabii bunlara cevap veriyoruz. Türkiye'nin, Türk milletinin bazı değerleri vardır. Bu değerler kırmızı çizgidir. Biz aramızda hangi tartışmayı yaşarsak yaşayalım, aramızda kime oy verirsek verelim Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı makamı bütün Türk milletini temsil eden bir makamdır. Buna Alman Dışişleri Bakanının söz söyleme yetkisi ve haddi söz konusu değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız devletimizin ve milletimizin birliğini beraberliğini temsil etmektedir. Ona oy verenlerin de oy vermeyenlerin de cumhurbaşkanıdır ve ordularımızın başkomutanıdır ve Türk devletini temsil etmektedir. Almanya Dışişleri Bakanı çıkıp da Türkiye Cumhuriyeti ile Türk milleti ile Türkiye'nin Cumhurbaşkanı arasında bir ayrım varmış gibi konuşması en hafif tabirle akıl tutulmasıdır, saygısızlıktır. "

- "Önce etrafına bakacak"

AB Bakanı Ömer Çelik, uzun zamandır ırkçıların, göçmen düşmanlarının, İslam düşmanlarının Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Türkiye'ye saldırdığını belirtti. 

Bakan Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz bu faşistlerin, ırkçıların, bu göçmen düşmanlarının, insanlık düşmanlarının bize saldırmasıyla iftihar ediyoruz. Bunlar bize saldırdığına göre biz demek ki insanlığa ait değerleri, evrensel değerleri dipdiri bir şekilde ayakta tutabiliyoruz. Biz bu değerlere sahip çıktığımız için, bu değerleri ayakta tutabildiğimiz için bunlar bize saldırıyorlar. Bize insan hakları konusunda ders vermeye kalkanlar Avrupa'daki mültecilerin durumuna baksınlar. Avrupa'daki mültecilerin durumu herkesi utandıracak birtakım işlere imza atıldığının bir göstergesi. İnsanlar sınır kapılarında bekletiliyorlar. İnsanlara çeşitli ülkelerde çorba dağıtan, su dağıtan kişiler bu mültecilere yardım ettikleri için tutuklanıyorlar. Halen 'Biz bu göçmenleri, ölümden kaçan insanları ülkemizde barındırmayız' diyerekten tel örgülerle bu insanları Akdeniz'in sularında ölüme mahkum etmeye çalışan politikalar var. Dolayısıyla Alman Dışişleri Bakanı insan haklarından bahsedecekse, bu konuda birtakım değerlerle ilgili hatırlatmalarda bulunacaksa Türkiye'ye bulunmayacak, önce etrafına bakacak, etrafındakilere bu hatırlatmalarda bulunacak."

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendisine sığınan mazlumlara her zaman kucak açtığını ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, "Onlar gibi o insanları sınırların dışında tutarak, o insanları, insanın sahip olduğu en temel insan haklarından mahrum bırakarak bir siyaset gütmek bizim milletimize yakışmaz." dedi.

- "Önce aynaya bakması gerekir"

AB Bakanı Ömer Çelik, kimi zaman bazı illerde çıkan sorunların idareciler marifetiyle çözüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:

"Ama hiç kimse hangi partiden olursa olsun bunu bir ırkçı siyasete alet etmiyor. Türkiye'de bir göçmen düşmanlığına dönüşmesine müsade etmiyor. Bu olaylar kendi alanı içinde tutuluyor ve o şekilde değerlendiriliyor. Türkiye dolayısıyla tüm insanlık adına bu insani değerlere sahip çıkarken Alman Dışişleri Bakanının çıkıp da Türkiye'ye insan hakları dersi vermesi için önce aynaya bakması gerekir." 

Bakan Ömer Çelik, Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz'un tüm Avrupa'da ırkçılığın sembolü olarak bilindiğini, sürekli olarak ırkçılık yaptığını, Türkiye düşmanlığını, Cumhurbaşkanına karşı düşmanlığını, İslam düşmanlığını kendi siyasetinin bir parçası haline getirdiğini belirtti.

Kurz'un İtalya'da bir adaya sığınan göçmenlerin yollarının kesilmesi önerisinde bulunduğunu, oranın belediye başkanının bunun Nazi uygulaması olduğunu dile getirdiğini aktaran AB Bakanı Ömer Çelik, "Yani ortada o insanları ölüme terk etmeye çalışan bir akıl dışı, insanlık dışı, vicdan dışı bir tutulma var ve bunlar tutmuşlar Türkiye'yi eleştiriyorlar. Türkiye'nin Cumhurbaşkanını eleştirmeye kalkıyorlar. Önce insanlık sınavından ilkokul düzeyinde anaokulu düzeyinde geçmeyi becersinler ondan sonra Türkiye'yle bu konularda bir tartışmaya, eleştiri içerisine girsinler. "

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'nin FETÖ'nün darbe girişiminden sonra bu kanlı işgale imza atanları bile bugün hukuk önüne çıkardığını belirtti.

Bu girişim karşısında ilk günden beri sesiz kalıp ya da örtülü destek verenlerin bu yargılamalarla ilgili her şeyi didik didik ettiklerini ancak Türkiye'de her şeyin şeffaf olduğunu ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, şunları söyledi:

"Ama halen kendi ülkelerinde FETÖ'nün mali kazanç sağlamasına ya da örgütlenmesine karşı tek bir adım atmış değiller. Yaptıkları işin adı en hafif deyimle çifte standarttır. Alman Dışişleri Bakanı ya da Avusturya Dışişleri Bakanının yaptığı şey Avrupa'daki ırkçılardan Avrupa'daki faşistlerden kopya çekerek Türkiye'ye karşı konuşmaktır. Bu yaptıklarının hiçbir orijinal tarafı yok. Sadece 'kes yapıştır' yoluyla konuşuyorlar. Dolayısıyla onlara söylediğimiz şey şudur; ırkçıların, faşistlerin, İslam karşıtlarının, Türkiye karşıtlarının Türkiye hakkındaki sözleri bizim için yok hükmündedir. Hiçbir şekilde ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Onların konuşmalarını kopyalayarak, 'kes yapıştır' yaparak Türkiye'yi eleştireceklerini zannedenler sadece kendi siyasetlerine zarar verirler. Zaten böyle bir seviyeyle konuşulması, böyle bir seviye ile değerlendirme yapılması da artık o ülkelerin problemidir. Almanya gibi bir ülkeye Almanya'nın Dışişleri Bakanının bu seviyedeki konuşması yakışmakta mıdır?  Ya da Avusturyalılara Avusturya Dışişleri Bakanı gibi birisinin üslubu bir haksızlık değil midir? Bunu iyi değerlendirmeleri gerekir."

- "FETÖ ile mücadele devam edecek"

Bakan Ömer Çelik, Türkiye'nin bugün bulunduğu coğrafyada karşı karşıya kaldığı sorunların hepsini bir özgürlük, güvenlik dengesi içerisinde, çok zor şartlar altında çözmeye çalıştığını belirtti.

Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bu riskleri, güvenlik tehditlerini Avrupa ya da dünyanın başka bir yerindeki herhangi bir ülke yaşasa alınan önlemlerin 40 katı önlem alınacağını, sınırların kapatılacağını ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, "Türkiye bu işi inşallah hukuk içerisinde, demokrasinin usul ve esasları içerisinde çözmeye devam edecek ama hiç kimse bize, insan hakları eleştirisi yaparken o eleştirinin altına FETÖ'ye karşı mücadeleden vazgeçmemiz gibi bir taleple gelmesin. Türkiye DEAŞ ile mücadele ettiği gibi, PKK terör örgütüne karşı mücadele ettiği gibi FETÖ ile de mücadele edecektir." dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye DEAŞ ile mücadele ettiği zamanlarda DEAŞ ile dolaylı yollardan iş tutanların, Türkiye'nin bu terör örgütüne destek verdiğine dair son birkaç yıla kadar kara propaganda yaptığını anlatarak, Türkiye'nin darbe girişiminden birkaç ay sonra ordusunu Suriye'ye sokarak DEAŞ'ı Türkiye'nin sınırlarından, dolayısıyla NATO sınırlarından söküp attığını vurguladı.

- "Avrupa'nın güvenliği ortak güvenliğimizdir"

Türkiye'de DEAŞ bir saldırı gerçekleştirdiği zaman bazı Avrupa ülkelerinin başkentleri̇nde önemli binalara Türkiye ile dayanışma için Türk bayrağı yansıtılırken, PKK saldırısına uğradığında bu davranışın sergilenmemesinin dikkatlerini çektiğini anlatan AB Bakanı Ömer Çelik, şunları söyledi:

"Bu, PKK'ya örtülü bir destek, zımmi bir destek, dolaylı bir destek değil midir? İşte Türkiye'nin eleştirdiği budur. DEAŞ eşittir PKK, PKK eşittir FETÖ. Bunların hepsi terör örgütüdür. Bunlara karşı eşit muamele yapılması gerekir. Türkiye DEAŞ ile mücadele ederken Türkiye'yi teşvik etmek, desteklemek ve alkışlamak ama Türkiye PKK ve FETÖ ile mücadele ederken Türkiye'ye eleştiri getirmek bir çifte standarttır. Bu, terörle mücadele değildir. Önünde sonunda bu kapıyı açanlar, bu terör gerçeği ile kendileri de yüzleşmek zorunda kalırlar. Biz bunu hiç kimse için istemiyoruz. Avrupa'nın güvenliği, Avrupa'nın refahı ortak refahımızdır, ortak güvenliğimizdir. Kayseri devletimizin bir parçası olmadan evvel Edirne devletimizin bir parçasıydı ve başkentimizdi. Dolayısıyla biz Avrupa'da misafir değiliz biz Avrupa'da ev sahibiyiz. Bu gerçeği iyi anlamaları gerekiyor. İslam düşmanlığı yaparak, camilere saldırarak bir takım DEAŞ gibi teröristlerin yaptıkları üzerinden oradaki Müslümanları taciz etmek, camilere karşı birtakım tacizkar önlemler almak Avrupa'nın kendi kendisine tarihin sonunu yaratması demektir. Böyle yaptığınız takdirde hoşgörüyü, çoğulculuğu, beraber yaşama kültürünü ortadan kaldırırsınız. "

- DEAŞ'ın Barcelona saldırısı

Barcelona'daki insanlar 'Buraya göçmenler gelsin, gerekirse turistler gelmesin biz göçmenlere kucağımızı açıyoruz." derken DEAŞ'ın Barcelona'yı vurduğunu ifade eden AB Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:

"Niye? Barcelona'daki insanlar mazlum Müslümanlara, mazlum göçmenlere, ölümden kaçan insanlara kucak açtığı için DEAŞ gitti orayı vurdu. Bizim bu denklemi, bu oyunu iyi görmemiz lazım. DEAŞ'ın tek bir görevi vardır; dünyada insanları İslam'dan ve Müslümanlardan soğutmak isteyenlere hizmet etmek. DEAŞ'ın görevi budur ve bununla en çok mücadeleyi de Türkiye yapmaktadır. Siz Cumhurbaşkanımız kadar herhangi bir Müslüman devlet adamından 'DEAŞ İslam'ı temsil edemez, DEAŞ Müslüman değildir' cümlesini duydunuz mu? Bir tek buradan yükseliyor bu ses. Biz İslamofobi'ye, İslam karşıtlığına karşı olduğumuz gibi antisemitizme de Musevi düşmanlığına da karşıyız, göçmen düşmanlığına da karşıyız. Dünyada nerede bir terör örgütü olursa oranın halkları, mazlum insanlarıyla dayanışma içerisinde oluyoruz."

- "O da bizim devletimizin var oluş zekatıdır"

Bakan Ömer Çelik, Türkiye'nin Somali'ye yaptığı yardımları da anlattı.

Türkiye'nin oralara emperyalist çıkarlar için değil onların çocuklarına iyi bir gelecek kurmak için gittiğini anlatan AB Bakanı Ömer Çelik, "Her insanın bir zekatı var. İnsanlar zekat veriyorlar mallarını temizlemek için. Devletlerin varoluşlarının da zekatı var. Hayatta kalmak için ve hayatını sürdürmek için. Her şey sert güçten ibaret değil. Bir de dünyadaki çeşitli mazlum insanların rızasına nail olmak var. İşte tüm bu yapılanlar Somali'den Gazze'ye kadar o da bizim devletimizin var oluş zekatıdır, milletimiz sayesinde ödenmektedir." ifadelerini kullandı.  

AB Bakanı Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla Türkiye'ye karşı yapılan bu saldırılara, bu kötü niyetli açıklamalara karşı hiçbir şekilde yönümüzü değiştirmeyeceğiz, bildiğimizi yapmaktan vazgeçmeyeceğiz. Türkiye tabii ki hukuk devletini güçlendirecek, tabii ki demokrasisini güçlendirecek, tabii ki sivil toplumunu güçlendirecek, tabii ki ifade hürriyetini güçlendirecek; bütün bunlar içerisinde özgürlük, güvenlik dengesini kurarak yoluna yürüyecek. Biz AB'ye tam üyeliği devletimizin çıkarları açısından gerekli görüyoruz ama burada çifte standart olmaz. Objektif, hakkaniyetli yaklaşım olursa bu siyasetler yürür. Bu özgürlük, güvenlik dengesini korumamız, Türkiye'de demokrasimizi güçlendirmemiz aynı zamanda ekonominin güçlenmesidir. Türkiye'nin her tarafında bu yatırımların devam etmesidir. Bu gelişmelerin olmasıdır."

Kaynak: AA

 


Diğer Etkinlikler

Image
 
Image
 
Image
 
Image
 
Image
 

Güncelleme: 24/08/2017 / Hit: 765