ENGLISH
Güncelleme: 18/12/2016

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in Uluslararası Göçmenler Günü Mesajı

Göç, insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Ekonomik şartlar, doğal afetler, savaşlar, çatışmalar, terör ve açlık insanlığı tarihin her döneminde göçe yöneltmiştir.

2000 yılında BM Genel Kurulu 18 Aralık'ı "Uluslararası Göçmen Günü" olarak ilan ettiği zaman kimse bugünkü ölçekte bir göçmen krizinin yaşanacağını tahmin edemezdi.

Bugün, İkinci Dünya Savaşı sonrası en büyük nüfus hareketlerinden biri yaşanmaktadır. İnsanlar, Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerindeki çatışma ve terörden kaçmaktadır. Sadece Suriye içinde yer değiştirmek veya Suriye'den başka ülkelere kaçmak durumunda kalan milyonlarca Suriyelinin yanısıra, milyonlarca Iraklı, Yemenli ve Libyalı da ülkelerinde yaşananlar neticesinde son yıllarda ülkelerini terk etmek zorunda kalmıştır.

Türkiye 3 milyondan fazla sığınmacı ile dünyada en çok sığınmacı barındıran ülke konumundadır. Suriye krizi neticesinde ülkemizde 2,7 milyonu aşkın Suriyeli bulunmaktadır. Ülkelerini terk etmek durumunda kalmış Suriyelilerin yarısından fazlası ülkemizdedir. Halkımız ülkemizdeki sığınmacılara dünyada benzeri görülmemiş bir misafirperverlik göstermektedir.

Ülkemizde bulunan Suriyelilerin tamamı geçici korumadan faydalanmaktadır. Geçici korumadan faydalanan Suriyeliler ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşabilmektedir. Son dönemde yaptığımız yasal düzenleme ile geçici korumadan faydalananların aynı zamanda iş piyasasına erişimleri de sağlanmıştır.

Türkiye sığınmacı krizinin etkilerini azaltmak için elinden geleni yapmış ve yapmaktadır. Ancak, sığınmacı krizinin yükünü Türkiye başta olmak üzere sadece birkaç ülke taşımaktadır. Bu konuda bütün devletlerin ve uluslararası kuruluşların ortak hareket etmesi gerekmektedir.

Aynı zamanda, zor şartlar altında ülkelerini terkeden göçmenlerin gayrıinsani muamelelere maruz kalmamaları da uluslararası toplumun sorumluluğundadır.

Etnik kökenine ve dini inancına bakılmaksızın zor şartlardan kaçan 100 bin kişiyi sadece bir gün içinde Kobani'den topraklarına kabul eden Türkiye'nin insani değerlere dayalı tutumu uluslararası topluma örnek teşkil etmektedir.

Değerlere dayalı ilkeli duruşu nedeniyle terör örgütlerinin baş hedefi haline gelen Türkiye, Kayseri'de canlarını teröre şehit verirken, bir yandan vatandaşlarını korumak için hem Türkiye'de hem Suriye'de terör örgütlerine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürecek, bir yandan da katliamın ve terörün hedef aldığı Halep halkının ve tüm mazlumların yanında olmaya devam edecektir.