ENGLISH
  Güncelleme: 15/08/2013

Egemen Bağış’ın Mısır’daki Gelişmelere Yönelik Değerlendirmesi

T.C.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

BASIN DUYURUSU 

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın

Mısır’daki Gelişmelere Yönelik Değerlendirmesi

 

Dün yüreklerimizi dağlayan bir haber daha aldık Mısır’dan. Akdeniz’in öte tarafından, Türkiye’nin kardeş ülkesinden bir ateş yükseldi.

Ramazan’ımızı hüzne ve kedere boğan Adeviyye saldırısının bir benzerini gerçekleştirenleri şiddetle lanetliyoruz. Türkiye devletiyle ve milletiyle bu vahşetin karşısındadır. Yalnız da olsa karşısındadır.  

Haftalardır silahsız ve barışçıl bir eylem gerçekleştiren masum insanların üzerine kurşun yağdırmak hiçbir değer ile açıklanamaz. Yapılan bu menfur ve alçakça saldırılar sadece gözüdönmüşlük ve korku sarhoşluğu ile açıklanabilir.

Bina tepelerinden keskin nişancıların masum halkı hedef alması, askerlerin katliamdan sonra sevinç çığlıkları atmaları, masum insanların yakılarak öldürülmeleri Mısır’da insanlığın tükendiğinin en çarpıcı kanıtıdır.

Bugün Mısır’ın yönetimine talip olanlar milletin kalbine giden yolun göğüslerde açılan kurşun deliklerinden geçtiğini düşünecek kadar sefil ve zavallıdır. Sıkılan her kurşun Mısır halkının Sayın Mursi’ye ve demokrasiye olan desteğini artıracaktır.

Nitekim darbe rejiminin olağanüstü hal ilan etmesi, kendi içinde bulundukları olağanüstü halin bir tezahürü olarak görülmelidir. Türkiye darbeyi de olağanüstü hal koşullarını da yaşamış bir ülkedir ve o günlerin nasıl geride bırakılacağına dair güçlü ve geçerli bir modeldir. O modelin adı istikrar ve demokrasidir. O modelin adı adalet ve kalkınma mücadelesidir.

Türkiye her zaman olduğu gibi zalimin ve zulmünün karşısında mazlumun hemen yanı başındaki yerini almıştır ve bundan sonra da alacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye Mısır’da durulması gereken yerdedir. Türkiye’nin duruşunu sorgulayanların bugün bu vahşete hala sessiz kalmaları düşündürücüdür. Uluslararası toplumun özellikle de BM ve AB’nin bir an evvel önce vahşete vahşet demeleri, sonra da bu vahşeti sona erdirecek adımları atmaları gerekmektedir.

Biz de AP Başkanı Sayın Schulz, Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Sayın Stefan Füle ve diğer bazı ülkelerin Bakanları ve AP üyeleriyle dünden bu yana yoğun bir telefon diplomasisi yürütüyoruz. AB’deki muhataplarımıza bir kez daha Mısır’da vahşetin karşısında, demokrasinin yanında durmaları konusundaki mesajlarımızı ilettik. Bu yönde Mısır halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini destekleyen, darbe rejiminin vahşetini güçlü şekilde kınayan bir mesaj vermeleri gerektiğini söyledik.

Türkiye pozisyonunu hak ve hakkaniyete göre belirlemektedir. Kimse unutmamalıdır ki Nil’in hafızası çok kuvvetlidir. Mısır geçmişte de nice Firavunlar görmüştür ama hepsinin üstesinden gelmeyi bilmiştir. Hükümetler, yöneticiler gelip geçse dahi baki kalan sadece halktır.

Tarih kendi halklarına karşı silah kuşanan zalimleri hiçbir zaman affetmemiştir bundan sonra da affetmeyecektir.

Derhal Muhammed Mursi ve diğer İhvan liderleri serbest bırakılmalı ve Mısır yönetimi tekrar Mısır halkının iradesine teslim edilmelidir. Bu şartlar gerçekleşene kadar kimse Türkiye tavrında bir değişiklik beklemesin.

Türkiye’nin Mısır halkına ve Mısır’da demokrasiye destek vermesi siyasetin değil vicdan ve insafın bir gereğidir.

Meydanlardaki kardeşlerimiz davalarına zeval getirecek hareketlerde bulunmamalıdır. İç savaş çıkararak zulümlerini meşrulaştırmak isteyen savaş bezirgânlarına bu fırsat verilmemelidir.

Hasan El Benna’nın dediği gibi “Ölümü hayata tercih eden bir milletin önünde hiçbir şey duramayacaktır.” Nil’in bütün suları kandan kızıla dönse, dikilen bütün piramitler yerle bir olsa da Mısır halkı haklı davasından vazgeçecek değildir. Kardeşlerimizin yolu hak yoludur. Türkiye olarak Mısır halkına demokrasi ve özgürlük mücadelelerinde sabır ve sebat diliyoruz.



Güncelleme: 15/08/2013 / Hit: 7,279