ENGLISH
  Güncelleme: 25/11/2010

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü Mesajı

T.C.
DEVLET BAKANLIĞI
(Egemen Bağış)
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

 

Basın Duyurusu
25 Kasım 2010

 

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü
Nedeniyle Yayımladığı Mesaj

  

Bugün, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü. Birleşmiş Milletler rakamlarına göre dünya genelinde yaklaşık her on kadından altısı hayatının herhangi bir döneminde fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır. 21. yüzyıl dünyasında kadına karşı uygulanan şiddetin ulaştığı boyutun, bugün böyle bir günü anmamızı gerekli kılması utanç vericidir.

 

Dünya çapında yaşam standartlarının ve insana verilen değerin en yüksek olduğu Avrupa Birliği'nde dahi kadınların yoğun bir şekilde bu tür muamelelere maruz kalıyor olması durumun ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır.

 

21. yüzyıl Türkiyesinde de kadınlarımızın toplumdaki konumlarının güçlendirilmesi konusunda hala atılması gereken adımlar olduğu ortadadır. Büyük önder Atatürk, kadınları yüzyıllarca maruz kaldıkları ayrımcılıktan kurtarmak için onların toplumsal, sosyal ve siyasal hayata katılımı yönünde radikal adımlar atmıştır. Medeni Kanun'un kabulü ile kadın-erkek eşitliğinin hukuksal temeli sağlanmış, Avrupa'nın en köklü demokrasilerinden Fransa, İtalya ve İsviçre'den önce kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmiştir.

 

Büyük Atatürk'ün ilk Meclisinden sonra en fazla kadın milletvekiline sahip günümüz Meclisinin mimarı Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da en büyük siyasi hedeflerinden biri kadınlarımızın toplumsal statüsünün yükseltilmesi, sosyal ve ekonomik hayatta maruz kaldıkları ayrımcılığın ve kadınlara yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasıdır. Gerçekten de Hükümetimiz döneminde kadınlarımızın arzu edilen konuma ulaşması ve kadına karşı şiddetin engellenmesine yönelik önemli çalışmalara imza atmaktayız.

 

Ülkemizde kadına karşı şiddetinin en görünür ve çirkin yüzü olan töre ve namus cinayetlerinin engellenmesine ve de şiddet mağduru kadınların korunmasına yönelik yapılan yasal düzenlemelerle bu konuda önemli mesafeler katedildi. 12 Eylül Referandumuyla kadına pozitif ayrımcılığın anayasal güvence altına alınmış olması ve geçtiğimiz yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun kurulması bu yoldaki en önemli adımlar olmuştur.

 

Yasal düzenlemelerin kadınları şiddete karşı korumada gerekli ama yeterli olmadığı, esas değişimin zihniyetlerde olması gerektiği açıktır. Nereden gelirse gelsin kadına uygulanan her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı toplumumuzu mücadele ve dayanışmaya davet ediyorum.


 



Güncelleme: 25/11/2010 / Hit: 7,454